T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Kurban oluruz böyle mantığa

Cumhurbaşkanı "evet" derse, hileyle, muvazaayla, "takiye"yle götürdükleri işi, artık açık kanallara dökecekler.

Çünkü efendim, hükümet ortaklarının üstün performansıyla Meclis'ten geçirilen yeni RTÜK Yasası, Aydın Doğan ve türdeşlerine hem bir televizyon kuruluşunda yüzde 10'dan fazla "hisse" sahibi olma, hem de kamu ihalelerine girme imtiyazı tanıyor. Olay, Kemal Tahir'in söyleyişiyle, Tantan ve yolsuzluk tartışmalarıyla "tantun"a gitti ama yasa hayırlısıyla Çankaya'ya gider de kabul görürse, kartelci refiklerimiz rahat bir nefes alacak.

Özkök, bir dizi antidemokratik yaptırımı içeren yasayı "şeffaf devlet" ilkesiyle pek bağdaştırıyor.

Haklarıdır.

Az mücadele vermediler bu uğurda.

Postmodern darbe bile yaptırdılar.

28 Şubat müdahalesinin arkasındaki tek sivil destek Aydın Doğan'ın televizyonu ve gazeteleriydi.

Ertuğrul Özkök gazetesinde, önce "Bu defa işi silahsız kuvvetler halletsin" diye bir manşet atmış, silahsız kuvvetlerin işi çözemeyeceğine kanaat getirdikten sonra da, işi çevirip Çevik Bir'in ağzından hakiki darbe siparişinde bulunmuştu:

"Gerekirse silah bile kullanırız."

Silah kullanmalarına gerek kalmadı.

Bunu Aydın Doğan da itiraf ediyor:

"1997 yılında ordunun baskısı sonucu istifaya zorlanan İslamcı koalisyon hükümetine karşı benim medya organlarım savaş verdi."

Aydın Bey'in yaratıcı katkılarıyla, ilk kez darpsız, kansız bir darbe gerçekleşti.

Aydın Doğan, Hürriyet, Milliyet, Radikal, Posta, Gözcü gazeteleriyle birlikte, Kanal D ve CNN Türk'ün sahibi.

Bir-Yay'ın da en büyük ortağı.

Eski RTÜK Yasası'na göre bir müteşebbis, bir televizyon kuruluşunda yüzde 10'dan fazla hisse sahibi olamazdı.

Ama yasalar, hele de 28 Şubat sürecinde paspas edilip günah keçisi haline getirilen RTÜK Yasası, Aydın Doğan'a işlemedi, işletilmedi.

Türkiye, "kartel" sözcüğünü de Aydın Doğan'la tanıdı.

Aydın Doğan'ın gazeteleri Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilke imza atarak, eşi benzeri görülmemiş bir linç kampanyasıyla, hem Refahyol hükümetini düşürdü, hem de siyasete vaziyet etmek isteyen merkezî otoritenin işini kolaylaştırdı.

Arkasından, TEDAŞ ihalelerinde Aydın Doğan'a pay verildiğini öğrendik.

Sevindik...

Yasalar, Aydın Doğan ve benzeri konumda olan medya patronlarının kamu ihalelerine girmesini yasaklıyordu.

Hüküm açıktı.

Ama, yasalar, Başbakan'ı pijamayla karşılayacak (O, "pijamayla değil, eşofmanla karşıladım" diyor) cesamete sahip bu medya patronu için caydırıcı olamadı.

Olamazdı da...

Elindeki silah, yani televizyon ve gazeteler, yasa uygulayıcılarının önünde korkutucu bir kalkan olarak duruyordu.

Nitekim, Danıştay TEDAŞ ihalelerini iptal ettiğinde, kartel gazeteleri topyekûn "yargının siyasallaştığını" işleyip, aba altından sopa göstermeye başladılar.

Aynı Danıştay "iptal" kararını bozunca, bu kez yargının "hukuk"a uygun bir karar aldığı görüşünü seslendirdiler.

İş ve ihale takipçisi genel yayın yönetmenlerinin varlığını da Aydın Doğan'la tanıdık. Matbuat tarihinde ilk kez bir genel yayın yönetmeni (Ertuğrul Özkök) TÜSİAD'a üye oldu.

Ülkede "tuhaf" şeyler oluyordu.

28 Şubat sürecinde "medya oligarşisi"ne savaş açan Çiller bile, kartelin çekim alanında yitip gitti.

Bir kısım fesat çevreleri, Çiller'deki tutum değişikliğini geçen yılki "Özkök-Çiller zirvesi"ne bağlıyor.

Olur mu, olur!

O Ertuğrul Özkök ki, vaktiyle "leydinin topuk sesleri" diye alkışladığı ve uğrunda bıyıklarından bile olduğu Tansu Çiller'i, sırf Erbakan'la hükümet kurduğu için en kaba, en çirkin sözcüklerle aşağılayıp, Perinçek kaynaklı "CIA ajanı" iddialarını gazetesine taşımamış mıydı?


12 Haziran 2001
Salı
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED