|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kemal Derviş'in tenis kortundaki marifetlerine bakıp, "Küresel anlayış geliyor... Yeryüzü değerleri Türkiye'yi değişime zorluyor.... Şeffaflaşıyoruz, köylülükten kurtuluyoruz" diyenlere inat, Anayasa Mahkemesi bugün ana muhalefet partisinin kapatılıp kapatılmamasına karar vereceği davanın tozlu dosyasını aralıyor. Al sana yeryüzü değeri!.. AB'ye aday 13 ülke arasında parti kapatan, siyasetçi yasaklayan, dünya süper liginde oynamaya aday ikinci lig takımları arasında demokrasiden nasipsiz tek ülke.... Küresel değerler arasında parti kapatma da olmalı ki Türkiye en büyük partilerinden birisini gözünü kırpmadan ikinci kez kapatmayı göze alabiliyor! Bu ülkeye küresel değerlerin kırıntısı düşse; anayasa gibi anayasa, demokrasi gibi demokrasi olsaydı, o iddianame daha kapatma başvurusunun yapıldığı ilk gün Yargıtay Başsavcısı'nın koltuğunun altına verilir "öğren de gel..." denilirdi. Fazilet Partisi'ni bahardan yaza, sonbahardan kışa "karar verdik, veriyoruz" diye 2 yıl 8 mevsimdir kapatma baskısı altında tutanlar nihayet bir karar varmış olmalılar. Bu kararın kapatma olabileceğini düşünmek dahi, insana ağır geliyor. Sysphos'un taşı Olimpos'un tepesine kadar getirip sonra çaresizlik içinde aşağı yuvarlanışını seyredişi gibi dramatik bir şey.. Bu ülkede daha kaç kere, "parti kapatılmasın, ifade hürriyeti kısıtlanmasın" diye yazacağız. Kim bilebilir! Parti kuracaksın kapatacaklar, siyaset yapacaksın yasaklayacaklar. Kapatılmamak için öyle bir parti kuracaksın ki hiçbir eski partinin "devamı niteliğinde..." olmayacak. Tek parti döneminin baskı, sansür, yasak, eziyetlerinin hepsi birbirini izleyebilecek, hepsi birbirinin devamı olabilecek ama siyaset asla herhangi bir geleneğin parçası olamayacak, demokrasi devamlılık arzedemeyecek. Çünkü, bir partinin, bir geleneğin, bir anlayışın devamı olmak; bir fikirde, bir iddiada ısrar etmek, statükonun birinci düşmanıdır. "Devamı niteliğinde olunamaz" demek, "siyaset köksüz, küçük ve güdük kalmalıdır" demekten başka bir şey değildir. Siyaseti köksüzlüğe mahkum etmek, siyasetçiyi halka değil statükoya hesap vermeye, demokrasiye değil sisteme boyun eğmeye zorlamak demektir. Anayasa Mahkemesi'nin siyasete boyun eğdirecek bir karar vermeye hakkı yoktur. Türkiye'nin siyaseti köşeye sıkıştırma, eksiltme ve etkisizleştirme lüksü yoktur. İşte bu nedenle FP Davası, Türkiye'nin demokrasiyle, hukukla, dünya ile entergrasyon niyetinin sahiciliğiyle falan sınanmasından daha çok kendisiyle sınanmasıdır. Bakalım Türkiye, bugüne kadar yaptığı gibi bir siyasal hareketi yok etmeye çalışarak yok sayma kompleksini mi yoksa "zararın neresinden dönersek kârdır" akılcığını mı seçecek. Bakalım Türkiye, Refah Partisi'nin kapatılmasından başlayarak ard arda darbelerle çökerttiği siyasetin bedelini ekonomik kriz olarak ödediğini ve bunun bir sonucu olarak uluslararası sistemin oyuncağı olduğunu farkedebilecek mi? Bakalım Türkiye, yasaklılar ülkesi olmaktan kurtulup parti kapatmayan ülkeler kategorisine transfer olabilecek mi? Bir ülkede, bir başka partinin "devamı" olduğu gibi subjektif bir gerekçeyle parti kapatılıyorsa o ülkede, "gözünün üzerinde kaşı olan herkes " tehdit altında demektir. Gerçek şu ki bütün partiler; bütün fikirler ve bütün insanlar gibi bir başkasının devamıdır. Demokrasi de bu devamlılığı teminat altına alır. Demokraside, siyasi faaliyet izni, yalnızca İttihad Terakki'nin devamı olanlara tanınan bir ayrıcalık olamaz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |