T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Söz "eli taşın altında olan" Sinan Aygün'de

Bugün yine "takas olayına" değinecek ve iç borç takasının aslında "yabancılara kıyak geçmek için Türk halkına atılan en büyük kazıklardan biri" olduğunu yazacaktım. Bankaların, özellikle de "yabancı bankaların ve Türk lirası ile Hazine tahvili alan yabancı yatırımcıların" ellerindeki Türk Lirasını "ucuz kurdan" dövize dönüştürüp, nasıl yılda yüzde 15 faizle "Türk halkının parasını" alacaklarını yazacaktım.

Türk halkının "döviz hesabına" yüzde 6-7 faiz veren aynı devletin, bu bankalara vereceği "yüzde 15 net faizi" kimin sırtından çıkarıp vereceğini, bunun "ne biçim adalet, ne biçim devlet yönetme" olduğunu soracaktım.

Odama geldiğimde masamda Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'ün faksının buldum. Baktım benim yazacaklarımı daha "uygun bir dille" kaleme almış. Üstelik bankalarla ilgili önemli açıklamaları da var. "Hükümetten çıkar bekleyen çevrelerin tantanasına" rağmen, "gerçekleri görenlerin" sayısının az olmadığını görüp sevindim.

Bugün de köşemi onlardan birine, Sayın Sinan Aygün'e tahsis edeyim dedim.

"Sayın Aksın,

19 Haziran 2001 tarihinde yayınlanan "Takas gerçek bir 'banka kurtarma' operasyonu" başlıklı köşe yazınızı dikkatle okudum. İç borçların vadesini uzatmak amacıyla gerçekleştirilen takas operasyonunun aynı zamanda banka kurtarma operasyonu olduğu görüşlerinize katılıyorum.

Türkiye'nin IMF desteğiyle uygulamaya koyduğu 17. Programın çöküşünün ardından, Sayın Kemal Derviş'in hazırladığı program, söylendiği gibi ulusal bir program olmadı. Ülkenin ekonomik kriz ortamından çıkışında en büyük etken olacak reel sektöre programda yer verilmedi. Esnafa, tüccara, sanayiciye, çiftçiye destek sağlayan kamu bankaları görev zararları nedeniyle kapatılma ve özelleştirilme kararı alındı. Görev zararları nedeniyle devletin sırtına 20 milyar doların üzerinde bir yük bindi. Ancak bunun sorumlusunun üç kuruş kredi alan esnaf, sanayici, çiftçi olmadığı her kesim tarafından biliniyor.

Esnaf ve KOBİ'leri destekleyen Halk Bankası, denetim raporlarına göre, asıl işlevi dışında çalışmalar yürütmüş. Esnafı, sanayiciyi kredi vererek desteklemesi gereken Halkbank, denetim raporlarına göre, yalnızca 1999 yılında kullandırdığı 1 katrilyon 31 trilyon liralık krediden yalnızca, 2,5 trilyon lirasını esnafa, 62 trilyon lirasını küçük ve ortaboy işletmelere vermiş. Toplam kredinin 504 trilyon lirası uzmanlık dışı alanlara tahsis edilmiş. Yine denetim raporlarına göre, bir holdingde batan kredi miktarı ise 43 trilyon lirayı geçiyor. Hal böyle olunca görev zararı nedeniyle, devletin sırtına yük olan bankanın özelleştirilmesi kararı alınıyor. Peki sonra ne olacak?

Sayın Bakan Derviş'in programında, reel sektöre yer olmayınca, küçük esnafın, sanayicinin kredi aldığı banka için özelleştirme kararı alınınca reel sektör belini nasıl doğrultacak? Sizin de yazınızda vurguladığınız gibi, bari "bankalar tam olarak kurtarılsa da, reel sektöre, sanayiciye, yatırımcıya uygun şartlarda kredi verecek konuma getirilse" diye düşünüyorum. Aksi takdirde Sayın Bakan Derviş'in "Yeni iş sahaları açılacak, kapanan fabrikalar yeniden çalışacak, işten çıkarılanlar yeniden iş bulacak" sözleri temenniden öteye geçmeyecek.

Ekonomisi düze çıkmış bir Türkiye'de yaşamak dileğiyle. Saygılarımla,

Sinan Aygün
Ankara Ticaret Odası
Yönetim Kurulu Başkanı"


21 Haziran 2001
Perşembe
 
CAN AKSIN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED