T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

"Ci vediamo in Milano" *

Terramotto "deprem" demek italyanca. Fatih Hoca Fiorentina'yı kasıp kavurmaya başladığında İtalyan gazeteler "Terimotto" diye başlık atmışlardı. Nasıl etkili, nasıl çarpıcı, nasıl farklı olduğunu anlatmak için. Hoca şimdi Milan'ı sarsmaya hazırlanıyor. Anlaşmalar, transferler, hazırlıklar derken; ortaya müthiş bir kadro çıkartmak üzere.

Görülen o ki, Milan bizim hocaya istediği yetkiyi vermiş. Fatih Hoca'nın başından beri dilinden düşürmediği birşey vardı. "Ben" diyordu, "para için bir takıma gitmem. Ben takımımda tam yetki isterim. İşime karışılmasın isterim".

Böyle inat edince ve ardından Cecchi Gori ile kapışınca, eyvah demiştim içimden. Şimdi Milan korkarsa ya bizim çılgın Adanalı'dan.

Korktuğum olmadı şükür. Gördüler ki, başarılı olduğu kadar kararlı bir adam bu. Taviz vermiyor, kimsenin gözünün yaşına bakmıyor. Böylece kısa bir aranın ardından, İtalyan ligi yeniden göndeme geldi ülkemizde, iyi de oldu. Bu sezon haftasonları çok yoğun geçecek. Bizim takımlarla ancak baş edebiliyorduk. Al sana bir de Avrupa'nın en dişli ligini, bozdur bozdur harca.

Milan seyircisini, Galatasaray'la Milan'ın Şampiyonlar Ligi karşılaşmasında (21 Eylül 1999) izleme fırsatım olmuştu. Eski adı San Siro olan Giuseppe Meazza Stadı, inanılmaz bir atmosfere sahip. Ne Ali Sami Yen'e benziyor, ne başka bir takımın stadına. Bu stadda Galatasaray, Milan'a 2-1 yenilmişti. Ama zar zor yenmişlerdi. İlk yarı 2-0 önde bitirmişti maçı Milan. İkinci yarı, Fatih Hoca'nın ve futbolcuların insanüstü gayretiyle ancak 2-1 bitti, Ümit'in 50. dakikada attığı golüyle. Arif ve Suat'ın kaçırdığı goller eminim hala hafızalardadır. Müthiş bir oyundu, herkes nefessiz izlemişti maçı. Maçı Milan'ın kazanması o gün herkese normal gelmişti, en çok da İtalyan gazetecilere ve taraftarlara. Dünyanın en zengin ve en başarılı kulüplerinden birinin, bir Türk takımını yenmesinden doğal ne olabilirdi ki..

O günden, UEFA Kupa'sını kazanana dek geçen süre gösterdi ki; Milan iyi bir takımdı ama daha iyiler de vardı...

İstenilen hedefe ulaşmak, sunulan fırsatları akıllıca ve hesaplı kullanmak, nereye gittiğini bilmek, çok çok önemli.

Fatih Terim'in başarısı; azmin, inancın, çalışkanlığın, dürüstlüğün, kararlılığın başarısıdır.

Keşke Fatih Terim örnek olarak kalmasa. Benzer başarıları pek çok farklı alanda, pek çok insanımız gerçekleştirse.

Keşke ilk olarak kalsa ama asla son olmasa...

* İtalya'da görüşürüz

F.Bahçe'li Olmak

Şimdi Fatih Hoca'yı göklere çıkardık diye zannetmeyin Fenerbahçe'yi unuttum, ihmal ettim. Yok öyle birşey. Ama başarılı olanı alkışlar ve kimi örnek alacağımızı bilirsek, bizim yolumuz da açılır. Fenerbahçe çok büyük bir camia. Ancak kararlılığı ve azmi ne yazık ki, bir başka takımdan, ezeli rakibinden öğrendi. Burnunda tüten kupasını da kazandı. Şimdi sıra başarının sürekli kılınmasına geldi. İşin en zon kısmı da bu galiba. Fenerbahçe zoru başarabilecek, nice kupalara sarılabilecek bir kulüp.

Zaten Hoca Milan'lı oldu. Yani eskisinden daha çok sevebiliriz artık. Çünkü hala kendisiyle karşı karşıya gelebilme şansımız var. Korksun bizden Milan, Hoca'nın belalısı bir Türk takımı var...

post-it

Fırsatlar kazanıldıkça çoğalır.


21 Haziran 2001
Perşembe
 
ELİF AKTUĞ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED