T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Tayyip Erdoğan'ın yasağı ve hesaplar

Fazilet Partisi kapatılacak mı? Tayyip Erdoğan'ın yasağı kalkacak mı? Yahut, cezaları erteleyen yasa sayesinde, yasağı zaten kalktı mı?

Bugünlerde, siyaset kulislerinde en fazla yukarıdaki sorular soruluyor.

Son hamle

Fazilet kapatılamasın diye, son bir hamle ile, Anayasa değişikliği bile Meclis gündemine sokulmak istendi. Bütün bunlar boşuna çabalar.

Eğer diğer partiler, samimiyetle Fazilet Partisi'nin kapatılmamasını isteselerdi, çoktan Anayasa'nın 69'uncu maddesini değiştirirlerdi. Ama onlar, demokrasinin sesini dinlemek yerine, Kıvrıkoğlu'nun direktifini dinlediler ve "parti kapatılması güçleştirilmemeli" komutuna uygun hareket ettiler.

Fazilet hakkında verilecek karar, siyasi tabloyu da derinden etkileyecek. Meselâ MHP transfer yapacaksa, önce, FP'lilerin bağımsızlaşmasını bekliyor olabilir.

Ama, Fazilet Partili milletvekillerini en yakından ilgilendiren konu, Tayyip Erdoğan'ın yasağı.

Anayasa Mahkemesi'nde panel

Birkaç hafta önce Anayasa Mahkemesi'nde bir panel düzenlendi. Bu panele, tebliğ sunan birkaç öğretim üyesi, Tayyip Erdoğan'ın yasağının kalktığını belirttiler.

Bilim adamlarının görüşleri kadar, bu görüşlerin Anayasa Mahkemesi ortamında dile getirilmesi önemliydi. Çünkü, Tayyip Erdoğan bir siyasi partiye girdiği takdirde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, partiyi, -yasaklı olan kişinin ihraç edilmesi için- uyarabilir. Parti o kişiyi ihraç etmezse, Yargıtay Başsavcısı, parti aleyhinde Anayasa Mahkemesi'ne dava açabilir. Nitekim, Hasan Celâl Güzel hakkında benzer bir süreç halâ işlemektedir.

Dolayısıyla, bazı ilim adamlarının, Tayyip Erdoğan'ın yasağının kalktığını, Anayasa Mahkemesi üyelerinin de bulunduğu bir ortamda izah etmeleri, ehemmiyet arz etmektedir.

Kayıhan İçel'in görüşü

Prof Dr. Kayıhan İçel, Tayyip Erdoğan'ın durumunu Anayasa Mahkemesi'ndeki panelde şu şekilde özetledi:

"23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartlı Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4616 sayılı kanun ile, 4454 sayılı kanunun 1'inci maddesinin 1'inci fıkrası yeniden düzenlenerek, kitle iletişim araçlarının dışında işlenen, Türk Ceza Kanunu'nun 312'nci maddesindeki suçlar da, erteleme kapsamına girmiştir. Ertelemenin sonuçları başlığını taşıyan 2'nci madde gereğince 'erteleme tarihinden itibaren başlayan üç yıllık deneme süresi, yeniden mahkûm edilmeden geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkındaki MAHKÛMİYET VAKİ OLMAMIŞ SAYILIR ve bu suçtan dolayı kamu davası açılmaz'"

* * *

Nitekim, 4616 sayılı yasadan yararlandığı için, Eşber Yağmurdereli'nin, deneme süresi boyunca, mahkûmiyetin vaki olmadığı gerekçesine dayanılarak, infazını yakmadığı sonucuna varılmıştı. (Yağmurdereli evvelce şartla salıverilmiş, bilahare PKK'ya ilişkin bir konuşması sebebiyle mahkûmiyet alınca, infazı yanmıştı. 4616 sayılı yasa, çıktığında Yağmurdereli cezaevindeydi. Cezası ertelendi, geriye dönük uygulamayla infazı yanmamış sayıldı ve serbest bırakıldı.)

* * *

Prof. Dr. Kayıhan İçel, Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasaklı olmadığı anlamına gelen şu izahatta bulunuyor:

"...4454 sayılı yasa, 'ertelemeden" söz etmekle beraber, üç yıllık deneme süresinin iyi hal ile geçirilmesi şartıyla, bunun, Türk Ceza Kanunu'nun 97'nci maddesinin, genel af konusunda gösterdiği düzeyde sonuçları yaratmasını kabul etmiştir. (Genel af ile ertelemenin sonuçları aynıdır) Mahkûmiyetin vaki olmamış sayılması, bazı hakların yasaklanması söz konusu ise, üç yıllık sürenin geçmesi ile birlikte, tüm bu yasaklamaların kendiliğinden ortadan kalkması neticesini doğuracaktır. Yasaklılığın kalkması kendiliğinden gerçekleşeceği için, ilgilinin, Türk Ceza Kanunu'nun 121'inci maddesi gereğince, yasaklanmış (memnu) hakların geri verilmesi sürecini işletmesine gerek yoktur.

Bu konuda, Danıştay'ın içtihadı birleştirme kararını hatırlatmakta yarar var. Danıştay, ertelenmiş mahkûmiyeti bulunan bir memur kişinin, deneme süresi bitmeden görevine son verilmesinin, tecilin gayesi ile bağdaşmayacağını açıklamıştır. Danıştay'a göre, deneme süresinde, mahkûm olan kişi haklarını aynen muhafaza eder.

...Milletvekili Seçim Kanunu'nun milletvekili seçilemeyecek olanları belirleyen 11'inci maddesinin e ve f bentleri açısından, Danıştay kararında gösterilen yönde çözüm oluşturmak gerekir: Deneme süresi dolmamış olsa dahi, kişinin seçilme hakkına sahip olacağı kabul edilmelidir. Danıştay kararını desteklemek için diyebiliriz ki, Türk Ceza Kanunu'nun 91'inci maddesi gereğince, erteleme kararı, 'mahkeme kararında hilâfı tasrih edilmedikçe (aksi belirtilmedikçe) fer'i cezalar hakkında da uygulanır' Deneme süresi içinde fer'i ceza, yani 'haklardan yasaklılık' söz konusu olmadığından, memuru görevden almak nasıl mümkün değilse, aynı şekilde, bir kişinin seçilme hakkı da engellenemez.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 4616 sayılı kanunun, 'tamamen infaz olmuş cezalarla ilgili herhangi bir hüküm ihtiva etmemesi' nedeniyle, cezaları infaz olan hükümlülerin yasadan yararlanamayacağını ileri sürmüştür. Bu iddia, Türk Ceza Kanunu'nun 2'nci maddesine uygun düşmüyor. Zira, Türk Ceza Kanunu, lehteki düzenlemelerin geriye doğru işleyeceğini öngörüyor."

"Affa uğramış olsalar bile"

Yukarıda Prof. Kayıhan İçel'in görüşlerini özetlemeye çalıştım.

İçel, "Deneme süresinde hakların muhafaza edildiği, dolayısıyla, kişinin seçilme hakkını kaybetmemiş sayılacağı" düşüncesinde.

İçel'e göre, 4616 sayılı kanunda, "infaz edilmiş suçlara da uygulanması" diye açıkça belirtilmese dahi, bir iyileştirme söz konusu olduğundan, cezası infaz edilmiş kişiler de bu haktan yararlanmalı.

Anayasa Mahkemesi üyelerine sunduğu tebliğe, Kayıhan İçel, Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 11'inci maddesinin f bendinde ve diğer bazı kanunlarda da yer alan "affa uğramış olsalar bile" ibaresinin kapsam ve anlamına ilişkin düşüncelerini de açıklıyor.

"Affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler" ne anlama geliyor? Gerçekten genel af, 312'den mahkûm olan kişinin siyaset sahnesine dönmesine kâfi gelmiyor mu? Af veya ertelemeye rağmen, siyaset yasağı sürüyor da, sadece yargıç mı memnu hakları iade edebiliyor?

İşte Kayıhan İçel'in bu konudaki görüşleri:

"Türk Ceza Kanunu'nun 97'nci maddesine göre, 'umumi af, hükmolunan cezaları bütün neticeleri ile birlikte ortadan kaldırır.' Bu durum, 'Affa uğramış olsalar bile', hak mahrumiyetinin devam etmesi gereği ile çelişiyor.

Genel af, cezaları bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırıyor. Keza, sonuçları yönünden genel af düzeyinde etkili olan 4454 sayılı yasa türündeki zorunlu erteleme kanunlarında da, -mahkûmiyet vaki olmamış sayılacağından- affa uğramış olsalar bile seçilemezler kaydının özel af olarak anlaşılması gerekir. Zira, genel affa, bir yandan cezaları bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırma gücünü tanırken, diğer yandan, yasaklanmış haklar üzerinde genel affın etkisinin sınırlandırılması, anlamsız bir çelişkiden başka bir şey değildir. Bir başka yönden, memnu hakların iadesi yönünden, sadece yargı erkine yetki verilmesi, yasama erkine sebebsiz bir güvensizlik anlamına gelir.

Sonuç

Kayıhan İçel'in görüşü, panelde başka öğretim üyeleri tarafından da desteklendi.

"Tayyip Erdoğan'ın yasağı var; siyaset sahnesinden çekilsin" şeklindeki değerlendirmeler doğru değil. Çünkü, yasak konusu tartışmalı. Kayıhan İçel'in mütalâasından da anlaşılacağı üzere, bu işte Tayyip Erdoğan haklı.

Çünkü:

1) Erteleme Kanunu, aynı affa benzer bir netice doğuruyor. Suç ve mahkûmiyet vaki olmamış sayılıyor.

2) Mahkûmiyetin vaki olmamış sayılması, hem üç yıllık deneme süresi sonunda, memnu hakların kendiliğinden ortadan kalkması neticesini yaratıyor, (memnu hakların iadesi için ayrıca yargıca müracaata gerek yok) hem de, mahkûm olan kişi, deneme süresinde haklarını aynen muhafaza ettiği için, 3 yıllık süresi dolmamış olsa bile, bu haklardan yararlanabiliyor; milletvekili seçilebiliyor, memuriyetini sürdürüyor vs.

3) "Affedilseler bile siyaset yapamazlar" ibaresi, özel af ile ilgili sayılmalı. Zira, Türk Ceza Kanunu'nun 97'nci maddesine göre, umumi af (veyahut aynı sonuçları doğuran zorunlu erteleme) hükmolunan cezaları bütün neticeleri ile birlikte ortadan kaldırırken, "affa uğramış olsalar bile siyaset yasağının sürdüğünü" kabul etmek, önemli bir çelişki sayılıyor. Olsa olsa bu sınırlama bir özel af için konulmuştur.

..........................

Tayyip Erdoğan'ın yasağı üzerinden hesap ve siyaset yapanlara bu gerçekler önemle duyurulur.


21 Haziran 2001
Perşembe
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED