|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Her bakımdan boşluklarla dolu, iç mantığı zayıf bir kararla kapattığı için, Anayasa Mahkemesi, FP'nin geleceğini de zora soktu. Partileri kapatılsa bile görevleri devam eden 100 milletvekili başıboş kalacak değiller ya; Anayasa Mahkemesi'nin eleştiriye açık kararı, FP'li milletvekillerinin, sağlıklı arayışlar içerisine girmelerini engelleyebilecek bir zihnî blokaj etkisi yapıyor. FP neden kapatıldı? Henüz gerekçeli karar yazılmadığı için ilk açıklamalar ışığında bu soruya verilebilecek kestirme cevap şu: "Lâik Cumhuriyet'e karşı odak haline dönüştüğü için..." Bu gerekçenin ne anlama geldiğini FP'nin öncüsü RP'nin kapatılması dâvâsından da biliyoruz. Ancak, RP'de, partiyi 'odak' haline dönüştürdükleri için cezalandırılanlar genel başkan ve yardımcıları konumundaki siyasilerdi. FP'de ise, 'odak' olma gerekçesiyle siyasi yasaklı hale getirilenler sıradan iki milletvekili; yasaklanan Nazlı Ilıcak'ın kişiliği ve bilinen fikirleri "Lâik Cumhuriyet'e karşı odak haline dönüşme" gerekçesini anlayabilmeyi iyice zorlaştırıyor. Genelkurmay başkanlığının "Kararla bir ilişkimiz yok" açıklamasını yapmasının sebebi de karardaki bu gariplikle ilgili. Kapatma dâvâsı açıldığında, anayasada parti kapatma sebebi olarak belirlenen 'kapatılmış bir partinin devamı olma' ithamına hedefti FP; kurucuları ve yöneticilerinin "RP'li" kimlikleri, yüzeysel bakıldığında, ithama haklılık kazandırıyordu. İki Yargıtay Cumhuriyet başsavcısının iddianameleri de, bu yüzeysel haklılık görüntüsü üzerine oturuyordu. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar tam bir sürpriz oldu. Bu durumun etkisi, "FP'den sonra ne olacak?" sorusunun cevabı arandığı şu günlerde kendini güçlü biçimde hissettiriyor. Partisiz kalan FP milletvekillerinin, siyasi yasakları gerekçeli kararın yazılmasıyla başlayacak iki milletvekili ve üç eski milletvekilini dışarıda bırakıp, aynı yönetim kadrosunun oluşturacağı yeni bir parti çatısı altında buluşmasına herhangi bir engel bulunmuyor. Nitekim, eski FP yönetimi, yeni partide de belirleyici ve yönlendirici olmak istiyor. Anayasa Mahkemesi kararı da onların bu isteğini meşru kılıyor. Öte yandan, kararı yorumlayanlar, FP'nin son temsilcisi olduğu çizginin bundan böyle de siyasi hayatta etkin olmasına müsaade edilmeyeceğini vurgulamaktan geri durmuyorlar. Yapılan değerlendirme ve yorumlar, hukuki olmaktan çok siyasi özellikler taşıyan ve ülkedeki güç dengeleri içerisinde bir anlam taşıyan kapatma kararının, yarına yönelik bir mesajının da bulunduğuna işaret ediyor. Kararın içinde mündemiç olması gereken "FP türü bir parti bir daha kurulursa yine kapatılır" hükmü, kapatılmanın 'başörtüsü' merkezli siyasi mülâhazalar sonucu alınması ve siyaset dışı odakların tercihlerini yansıtması yüzünden, bütün çıplaklığıyla algılanamıyor. Karardaki müphemiyet, böyle bir sonuç alınması amaçlı bir kasta bağlı olmasa da, FP'nin temsil ettiği kitlelerin kafasını karıştırıyor. Bunu bir tuzak olarak görmek de, bir fırsat olarak değerlendirmek de mümkün; eski yönetim, belli ki, bunu bir büyük 'fırsat' olarak değerlendirmek eğiliminde... Eğer o eğilim konuya çok daha geniş bir açıdan bakmayı engeller ve FP çevresinde "Yola aynen devam" iradesine dönüşürse, siyasi hayatta tıkanıklığın kolayca aşılamayacağı, olumsuz kalıcı etkilerini her alanda hissettirecek bir büyük yanlışlığa kapı aralanmış olacaktır. "Biz aslında haklıydık, Türkiye'de demokrasi oyunu oynanıyor" görüşü üzerine dayalı tek taraflı değerlendirmeler yerine, FP çevresinde, bu kafa karışıklığını ortadan kaldıracak bir nefis muhasebesi sürecini başlatmak şart. Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı kapatılma dâvâsı açtığı veya Anayasa Mahkemesi kapatma kararına vardığı için değil, "Türkiye realitesi" ile ilgisiz bir görüntü verdiği ve yarınlara yürüyüşte kitlelerin beklediği umudu seslendiremediği için, geriye doğru gitmeye başlamıştı FP. Yürüyüş ileriye doğru olacaksa, yeniden partileşmenin ona uygun bir zeminde gerçekleştirilmesi gerekiyor. FP'nin birinci olağan kongresine yansıyan örgüt iradesini doğru okumak gerek... Türkiye, bugün, muhalefet görevi bile yaptırılmayan cılız bir partiye değil, bütün ülkeyi etki alanına sokacak, iktidara tâlip güçlü bir çıkışa hazır durumda. Yeni döneme omuz vermek isteyenler yüzlerini bu türden bir çıkışa dönmelidir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |