|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Başta Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Mustafa Bumin olmak üzere, ülkenin önde gelen yargıçları, yıllarca "Türkiye'de yargının bağımsız olmadığını, 'hukuk devleti'nin yargı bağımsızlığından geçtiğini" yineleyip durdular. Gördük ki, "bağımsız" olmayan sadece "yargı" değil, "siyaset"miş. FP hakkındaki kararın "yargının siyasete müdahalesi" anlamına geldiğini pekala Anayasa Mahkemesi üyeleri de takdir edeceklerdir. Çünkü sözkonusu dava, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç'ın da belirtiği gibi, "siyasî bir dava"ydı ve Anayasa Mahkemesi üyeleri onu "hukuka oturtmaya" çalışıyorlardı. Çıkan karar, hem "hukuka oturmadı", hem de "otoriter cumhuriyet" düşüncesini meşrulaştırdı. Neden mi otoriter cumhuriyet? Gerçek bir demokratik nizam tesis edilse, Tanzimat yozlaşmasının ileri adımı sayılan Türk Teceddüt Hareketi'nin "yabancılaştırma" programı akamete uğrayacak da, ondan. Neden hâlâ bu ülkede siyaset belli temrinlere, dogmalığı tartışılmaz düşüncelere ve geçerliliği kalmamış, yarınların dinamizmini taşımaktan uzak ilkelere bağlanıyor sanıyorsunuz! Neden insanlardan o "belli başlı" temrinlere sadık kalmaları isteniyor? Neden siyaseti belli "izm" ve "dogma"ların dışında anlamaya/kavramaya çalışan insanlar "ihanet" terimleri içinde yargılanıyor? Neden Meclis, bu can sıkıcı oyuna bir son vermiyor? Neden gerçek anlamda "sivil" ve "demokratik" bir anayasa yapmıyor? "FP bize kızmamalı" demiş Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, "Onların hazırladıkları yasaları uyguladık..." Doğrudur... Ama, hangi yasanın hangi maddesi "suçun unsurları oluşmadan" kapatma cezası vaz'ediyor? Belki bunu açıklayabilir Bumin. Ya da TCK'da bilmediğimiz müeyyideler var. Olur a... Fazilet Partisi'nin tüzel kişiliği, Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararı resmî gazetede yayımlandığı gün sona eriyordu. Anayasa'da böyle yazıyor. Gelgelelim, anayasal düzeni korumakla görevli Anayasa Mahkemesi, anayasal çerçeve dışına çıkarak, FP'nin tüzel kişiliğinin sona erdiğini açıkladı. Önceki gün sorduğum soruyu yineliyorum: Anayasa Mahkemesi'nin görevi, parlamentodan çıkan yasaların anayasaya uygunluğunu denetlemek ve yasama organını "hukuk çizgisi"ne çekmektir. Peki, Anayasa Mahkemesi'nin aldığı kararların anayasaya uygunluğunu kim denetleyecek? Anayasa Mahkemesi üyelerini "hukuk çizgisi"nde kalmaya kim icbar edecek?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |