T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Âteş doludur, tutma yanarsın...

Derinliği bütün boyutlarıyla henüz ortaya çıkmayan, ancak "Cumhuriyet döneminin en ciddi ekonomik krizi" olduğuna kuşku bulunmayan sorun bugünkü hükümetin eseri; herhalde bunda hiç kimsenin tereddüdü yok. Bir iktidarın ülkeyi yüzde 40 fukaralaştıran böylesine ciddi bir krizi 'kasten' çıkardığını düşünemeyeceğimize göre, krize sebep ararken, elimizde pek fazla seçenek bulunmuyor: Ya IMF (bu aynı zamanda ABD demek), sonu hüsranla bitecek bir tedbirler paketini, kendi hesapları için Türkiye'yi zayıf düşürmek amacıyla zorladı, ya hükümet bir sürü beceriksizden oluşuyor, ya da her ikisi birden...

Türkiye gibi kucağına düşmüş ülkelere dayattığı programlar yüzünden, sadece başlarına dert açtığı ülkelerde değil merkezinin bulunduğu ve organik bağlara sahip olduğu ABD'de de, sert eleştirilere muhatap olduğu biliniyor IMF'nin. Şahsen Türkiye'nin durumuna düşsem tavsiyelerini hiç dinlemeyeceğim kurum IMF olurdu. Ancak, IMF'nin, arkasında ABD bulunduğu için, yine de bir câzibesi var. Ayrıca, IMF, dayattığı program oluşana kadar işlerini müzakereler yoluyla götürüyor, tekliflere açık olduğu biliniyor... Kendisine yönelik eleştirilere "İtiraz etseydiniz" diyebilecek durumda IMF...

IMF'nin (veya ABD'nin) Türkiye'yi fukaralaştırarak zayıflatan bir ekonomik paketi bilerek isteyerek dayatmış olma ihtimalini bütünüyle gözardı edemiyoruz. Bugün karşı karşıya olduğumuz vahim manzaraya biraz yakından baktığımızda, sorunu finansal kısır döngüden ibaret bir ülkeye, aynı döngüyü gidebildiği yere kadar götürmeyi amaçlayan bir paketi 'tedbir' diye sunmak fazla mâkul görünmüyor. Enflasyonu engelleme amaçlı paket, kur politikasındaki yanlış kabul yüzünden sonuçsuz kaldığında amacı olan enflasyonu azdırmışsa, o arada yapılan fedakârlıklar ile bankacılık sektörünün -paketin özellikleri yüzünden- iflâsa sürüklenmesini nasıl açıklayabileceğiz?

'Tedbirler', adı üstünde, almak istediği sonuca tam ulaşamasa bile o yolda ciddi bir mesafe kat edilmesini getirmeliydi; Türkiye'de 14 ay uygulanan 'tedbirler' boşa çıktığında, hedeflenenden tam aksi bir çukura düştüğümüz görüldü. Bütün dengeleri altüst eden, borç batağını iyice içinden çıkılmaz hale getirdiği gibi enflasyonu da durduramayan 'tedbirler', bu sonuç alınsın diye mi Türkiye'ye dayatıldı acaba?

Kimse bu soruyu yüksek sesle sormadığı için, muhatabı olan IMF'den (veya ABD'den) cevap verme zahmetine katlanan çıkmıyor...

Krizin dış boyutu, içinde debelendiğimiz duruma 'çare' olsun diye sarıldığımız formulün sonuçta ABD ile (tabii IMF ile de) irtibatlı bulunması sebebiyle ayrıca önemli. Kemal Derviş'in şahsından soyutlayarak şu soruyu sormak görevimiz: Eğer, 'çözüm' olduğu iddiasıyla sunulan 'tedbirler paketi', IMF (ya da ABD) tarafından, fukaralaştıracağı bilindiği halde Türkiye'ye tavsiye edilmişse, yeni çözüm olan "Washington'dan gelen kurtarıcı" iyi niyetli bir formül olarak kabul edilebilir mi?

Bir dizi soru, hiç değilse ortada kuşku duyulmasını gerektiren bir durum bulunduğunu açığa vursa bile, her kuşku gibi bunların da 'yersizliği' iddia edilebilir; hatta yersizlik iddiasının doğru çıkması da mümkündür. Ancak hiç kuşku duymadığımız, başlayan tepkilerin gösterdiğine göre piyasaların da aynı görüşte olduğu bir gerçeği vurgulamalıyız: IMF damgalı paketin ilk hazırlığından bugüne kadar izlemekte olduğu politikalar bu hükümetin beceriksizliğinin kanıtı... Herhangi bir başka hükümetle, bir ihtimal, bugünkü acınacak duruma düşülmeyebilir, düşülse bile, kriz, daha akıllı yöntemlerle atlatılabilirdi. Piyasalara bayram boyunca kendilerinin pompaladığı "Washington'dan gelen kurtarıcı" formulünü 24 saatte harcayıp bitirmeleri de bunu göstermiyor mu? Kemal Derviş, Başbakan Ecevit kendisini Hüsamettin Özkan'a muhatap ettiği an, 'kurtarıcı' olma özelliğini yitirmiş oldu. Yola devam edebileceğini sanmakla, Kemal Derviş, her gün kendi kesesinden itibar kaybına uğramayı göze alıyor...

Bu hükümet krizle birlikte bütün varlık sebebini yitirdi; bundan sonraki günlerde, hükümetle 'suç ortağı' görülme ihtimali bulunan Kemal Derviş'in (bunu siz ABD, IMF ve Dünya Bankası diye de okuyabilirsiniz), tabii eğer durumu kavrayıp tedbir almazsa, itibarındaki erimeyi izlemeye hazırlanabiliriz.


14 Mart 2001
Çarşamba
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED