|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Uçaktan korkanlara, hep aynı teselli seslendirilir.. -Korkma yahu.. Havada bozulup kalmış hiçbir uçak yoktur.. Bütün uçaklar, şu ya da bu şekilde, mutlaka yere iner.. Bazıları ise, mesela uçak yolcusu Temel gibi, umursamazdır.. Hani uçakta patlama olmuş.. Bütün yolcular ve Temel'in koltuk komşusu, ağlayıp, bağrışmaya başlamışlar.. Temel öfkeli, yanında titreyen, bağıran yolcuya sormuş.. -Ne bağırıp duruyorsun?.. Yolcu, hıçkırıklar arasında cevap vermiş.. -Patlamayı duymadın mı? Uçak galiba düşüyor!.. Temel terslemiş adamı.. -Düşerse düşer.. Bundan sana ne? Uçak babanın malı mı yani? Sosyo-ekonomik ve politik büyük krizler yaşayan toplumlarda, hep böyle uçak benzetmeleri yapılır.. Türkiye'deki durumu anlatmak için, galiba en uygun olanı şu.. Okyanus üzerindeki yolcu uçağında bir patlama olmuş.. Yolcular panik içinde çığlıklar atarken, uçağın hoparlörlerinden, pilotun anonsu gelmiş.. Şöyle diyormuş pilot.. -Ben kaptan pilotunuz John, uçuş mühendisi Smith ve hostesiniz Mary, okyanustaki bir lastik bottan, sizi dikkatle izliyoruz.. Merak edilecek bir durum yoktur.. Sükûnetinizi koruyun.. Şimdi durum böyle.. Şimdi Kemal Derviş de, uçağın yolcuları arasında.. Uçakta patlama olmuş.. Kaptan pilot Bülent Ecevit, yardımcı pilotlar Hüsamettin Özkan, Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli, Ankara'daki odalarından, dikkatle durumu izliyorlar.. Merak edecek birşey yok!.. Ecevit, durumu idare etmek için, gayet tutarlı açıklamalar yapıyor.. -Bu bir devlet krizidir.. -Ortada kriz falan yoktur.. -İMF çağdışı bir kurumdur.. -İMF bir dünya gerçeğidir.. -Sabit kur enflasyonu düşürecektir.. -Dalgalı kur dışsatımı artıracaktır.. Bahtsız Kemal Derviş de, Dünya Bankası'ndaki görevinden ayrılıp, 400 bin dolar tutan kıdem tazminatını almış.. "Ekonominin pilotu" olacağını zannederek, Ankara'ya gelmiş.. Nereye gitse, bir sürü medya mensubu, kendisine olur-olmaz sorular soruyor. Oysa asıl soru ortada.. -Siz bir Türk vatandaşı olarak, kıdem tazminatınız olan 400 bin doları, hangi tasarruf kurumunda değerlendirirdiniz?.. Bankaya mı yatırırdınız, repo mu yapardınız, T.L'ye çevirir miydiniz, Borsa'ya girer miydiniz? Böyle bir soru sorulsaydı, acaba ne cevap verirdi Kemal Derviş? -Böyle güvenini yitirmiş bir iktidarın, kendi ürettikleri krizin içinden çıkmalarını mümkün görmüyorum.. Ben 400 bin dolarımı Türkiye'ye getirmem, Amerika'daki banka hesabımda tutarım.. Yarın, parama ne olacağını bilemem.. Herhalde böyle der, böyle yapardı.. Neticede kimse, kendi "ulusal program"ını, kendi şahsi parası üzerinde uygulamaz. Her ne ise.. Uçak, aksıra tıksıra da olsa, yoluna devam edecek.. Yolcuların, pilotu falan değiştirecek gücü yok.. Pilot da, bir yolcunun eline, uçağın direksiyonu olduğu varsayılan bir oyuncağı vermiş.. Adamcağız, sabah 06.30'da kalkıp, diğer yolcuları uyandırıyor.. Onlarla konuşuyor.. Pilot ve yardımcı pilotlar da bu sırada, okyanustaki salda, "hızlı treni nasıl yaparız" benzeri konuları tartışıyorlar. Sözde-pilot Derviş, bu sırada, "yolcular meclisi"nde yeminler edip, "Anayasa'ya sadık kalacağım" falan diyor.. Uçaktan korkan adamı teskin etmeye kalkmışlar.. -Merak etme.. Ecelin gelmediyse birşey olmaz, demişler.. Yolcu acı acı gülmüş.. -Ya pilotun eceli geldiyse, demiş. ŞAKA
Gerçekçi bir yemin!..
Kemal Derviş, dün Meclis'te milletvekili yemini etti.. Bu yemin daha önce çok edildiği için, çarpıcı yanı yoktu.. Şöyle bir yemin de etmeliydi Derviş.. -İki gözüm kör olsun ki, benim siyasi patronum Hüsamettin Özkan değil. Ekmek, Kur'an çarpsın ki, siyasi kaderimi ne Ecevit'e, ne Mesut Yılmaz'a bağladım.. Vallahi.. Billahi, bu program yeni bir İMF-uyumlu programdır.. Bu yemini de etseydi, acayip siyasi destek alırdı Derviş efendi.. SABAH ŞERİFLER..
Haydi Tantan.. "Hortum"a el koy!..
Osmanlı'nın sivil paşası, dalkavuklarını çağırmış.. -Yarışma açıyorum.. Öyle bir hata yapın ki, özrünüz kabahatinizden büyük olsun, demiş.. Ertesi gün paşa konağın merdivenlerinden çıkarken, dalkavuklardan biri sessizce arkadan yaklaşmış.. Paşa'nın kaba etine (poposuna), bir çimdik atmış.. Paşa öfkeyle, hışımla dönmüş.. -Bre gafil.. Ne halt ediyorsun, diye bağırmış dalkavuğa.. Dalkavuk, yılışık yılışık gülümsemiş.. -Affedin paşa hazretleri.. Sizi hanımefendi zannettim.. O yüzden çimdik attım, demiş.. Dünkü "Sabah"ın "İstanbul hortumcuları" şeklindeki manşetini görünce ve iç sayfada "Tantan hortuma el koydu" haberini okuyunca, paşanın dalkavuğunun öyküsünü hatırladım.. Tantan, "ulusal hortumcular"a el koydu.. Etibank'ı hortumlayanların hesabını gördü.. Şimdi sıra, İstanbul'daki işadamlarına el koymaya geldi.. Bakarsınız Tantan, İstanbul hortumcuları konusunda bilgi almak için, Dinç Bilgin ve Zafer Mutlu'yu da ziyaret eder.. Hatta, Dinç Bilgin'in ortağı ve şu anda cezaevinde olan İstanbullu Nevzat Ak hakkında da, bilgi alır bu "namuslu adamlar"dan.. Tamam.. İnsan banka da boşaltabilir.. İnsan ceketini alıp kapıdan çıkar ve sonra pantolonu ile pencereden girip, çalışanları kapı-dışarı da eder.. Yurt dışına çıkması yasak olduğu için, cenazelere, açılış törenlerine gidip, gönül de eğlendirebilir içeride.. Ama bütün bunların arasında, bir de mütecaviz olup, etrafa "hortumcu" diye çamur-başlık atmak, artık ar duygusunu çatlatır.. Daha iki hafta önce, çalışanların "Sabah"ın kapısına "hortum" bıraktıkları unutulmadan, manşete "hortum" lafı taşınılır mı? Bunların özrü, kabahatlerinden büyük.. Sahiden, acaba Tantan "hortum"a el koydu mu? Acaba bunu Ahmet Vardar'dan mı sormalı?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |