|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sahi, MHP diye bir parti vardı... Koalisyonun ikinci ortağı olduğu söyleniyor. Doğruysa. Son seçimlerde ikinci büyük parti olarak Meclis'e girmiş. Meclis Başkanlığı'nı elde etmiş. Ben gazetelerin yalancısıyım. Genel Başkanları Devlet Bahçeli de Başbakan Yardımcılığı görevini deruhte ediyormuş. Hatta, "Başbakan Yardımcısı" sıfatıyla, geçtiğimiz hafta, Turan illerinde "resmî bir ziyaret" bile gerçekleştirmiş. Bu parti niçin Meclis'te? Neden, hangi şeraitte hükümete girdi? Hangi sorunlarımızı, nasıl, ne zaman, ne tür enstrümanlar kullanarak çözecekti? Örneğin, "enflasyon" konusunda ne düşünüyordu? İşsizliği nasıl ortadan kaldıracaktı? İç ve dış borçlarımızı nasıl, hangi kaynaklarla ödeyecekti? Daha da önemlisi, "siyasetsizlik" kulvarında hızla yokoluşa ve çöküşe sürüklenen ülkemizi yeniden "büyük hedeflerin ülkesi" haline nasıl getirecekti? (Onlar, "ila-yı kelimetullah" diyor. "İla-yı kelimetullah'ın, CHP'nin boşluğunu doldurmak ve seçim meydanlarında bol keseden 28 Şubat nutukları atıp, Meclis'e girdikten sonra 28 Şubat'ın dikte ettiği yasaları, üstelik derin bir memnuniyet ve hoşgörü içinde Genel Kurul'dan geçirmek olduğunu sonradan tecrübe ettik. "CHP'liler üzülmesin" buyurmamış mıydı TBMM Başkanlığı'na seçilen Ömer İzgi, "Üzülmesinler, çünkü biz varız... Biz CHP'nin boşluğunu doldururuz." Geçmişte, "Karaoğlan" banalitelerinin sulandırdığı "komünizan" CHP'yle kora kor mücadele edip, kendi ifadeleriyle, beş bin de şehid verdiklerine göre, olsa olsa İnönü'nün otarşik, sıkıdüzenci, totaliter CHP'sinden sözediyordu İzgi. Ya da, bugünkü "enternasyonalizm" bulaşığı "sosyal demokrat" partiden... Peki, milliyetçi, mukaddesatçı, vatanperver İzgi'nin, "İstiklal Marşı'nın kabulünün yıldönümü"nü unutmasını, unutmuş görünmesini neye hamletmeli?) 19 Şubat krizini ağır yaralı atlatan Türkiye, Kemal Derviş'in "ulusal programı" tutmazsa, (Ki oldukça zor. Sorun çünkü, ekonomik değil, siyasi. Sorunların temelinde, zannedildiği gibi beceriksizlik değil, 28 Şubat'ın destebilizasyon politikası yatmaktadır. Kemal Derviş'in başarılı olması, 28 Şubat süreciyle ödeşmesine bağlı görünüyor...) bir kez daha batma noktasına gelecek. Yani, Devlet Bahçeli'nin çok sevdiği ve çok sık kullandığı deyimle, son bağımsız Müslüman Türk devleti "böylece" tarihe karışmış olacak. Hiç temenni etmeyiz ama, belki ülke yeni bir duyun-u umumiye sürecine girecek. Belki Kıbrıs elden gidecek. Belki Anadolu bölünecek. Belki ülke, niçin ve kim adına çıkarıldığı bilinmeyen bir içsavaşa sürükleneck. Peki, Nazım Hikmet'in vatandaşlığa iade edilmesinin bile kendi icazetlerine bağlı olduğunu zanneden ve ülkeyi tek başına sevme hakkını elinde bulunduran MHP, bırakın ekonomiyi kurtarmayı, bayrağımıza, ulusal sınırlarımıza, yeraltı ve yerüstü zenginliklerimize nasıl sahip çıkacak?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |