T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Kemal Derviş ne yapacak?

Bu sorunun cevabı büyük ölçüde Kemal Derviş'in niçin ve kimler tarafından Türkiye'ye gönderildiği sorusuna bağlı.

Kim tarafından gönderilirse gönderilsin, Kemal Derviş'in gelişi Hükümet'in iktidarda bir süre daha kalması sonucunu doğurmuştur. Bir başka ifade ile Kemal Derviş'i gönderen irade mevcut Hükümetin bir süre daha iş başında kalmasını istemektedir. Kemal Derviş rüzgarı olmasaydı Hükümet çoktan istifa etmiş olurdu.

Kemal Derviş'in gelişi ile ilgili bir çok senaryo üretilebilir.

En zayıf ihtimalli olanından başlayalım.

Her şey Hükümet' in kontrolünde gerçekleşmiştir. Ekonomiyi uçuruma yuvarlayan Hükümet, yaptığı tahribatı ortadan kaldırmak için konusunda uzman, dış deneyimi olan, uluslararası finans çevrelerinde tanınan, dış kredi temin edebilecek bir ismi ekonominin başına getirmiştir. Başbakan Ecevit zaten Kemal Derviş'i eskiden tanımaktadır.

Bir başka senaryo da şu:

Dostumuz müttefikimiz ABD, karşı karşıya kaldığımız ağır krizin, İslamcıların Türkiye'de yeniden güç kazanmalarına ve bölgede yeni istikrarsızlığın çıkmasına neden olabileceğini düşünerek yardım etmek istedi ve en iyi adamlarından birini gönderdi. Kesenin ağzını da açacak. İhtiyaç duyulan kaynağı Türkiye'ye gönderecek. Bu şekilde Türkiye'nin ikinci bir İran olması önlenecek.

Kriz yaklaşık %40-50 civarında bir devalüasyonla sonuçlandı. TL cinsinden alacağı olanlar kaybetti. Kriz sırasından Hazine'nin 44 katrilyon liralık iç borcu bulunmaktaydı. Krizden önce 65 milyar Dolar eden iç borç toplamı devalüasyondan sonra 48 milyar Dolara düştü.

Hazine'den TL cinsinden alacağı olanlar kimler? Bankalar ve yabancı spekülatif sermaye. Yabancı sermaye krize TL'de yakalandı. 44 katrilyon liralık iç borcun içinde yabancılar önemli bir paya sahip. Hazine'den alacağını tahsil edip Dolara çeviremedi. Bu noktada uluslararası kuruluşlar ve ABD devreye girdi. Yabancıların zararını telafi etmek için yeni bir formül hazırlığı içine girdiler.

Bu senaryoya göre Hazine'den alacağı olan yabancıların paraları kriz öncesindeki kur üzerinden Dolara çevrilecek. Yurt dışından sağlanacak kredilerle de yabancıların paraları ödenecek. Dövize çevrildikten sonra, Devlet garantisi verilerek vadeleri de uzatılabilir.

Yurt dışından gelecek para yabancıların ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda olacak. Alınan krediler Türkiye'nin dış borç stokunu artıracak. Yabancıların zararları da ortadan kaldırılmış olacaktır. Programın istenilen şekilde yürümesi için krediyi sağlayacak kuruluşların mutemet adamlarından birisi, yani Kemal Derviş, geniş yetkilerle ekonominin başına getirildi. Kemal Derviş ekonomik kararlarda son söz sahibi olacak.

Yabancıların zararları garanti altına alındıktan sonra da Hükümet'in ipi çekilecek.

Bu senaryonun uygulanabilmesi için siyasi konjonktür son derece müsait. Hükümet önüne getirilen formülleri reddetme seçeneğine sahip değil. Aksi halde Hükümetin ayakta kalması düşünülemez.

Senaryolar çoğaltılabilir.

Hangi senaryonun gerçeğe daha yakın olduğunu tespit için bazı ön kabullerin ortaya konulması gerekir.

Devletler arası ilişkilerde çıkar esastır. Hiçbir devlet bir başka devlete kara kaşı kara gözü için yardımda bulunmaz. Yardım gibi görünen tüm işlemlerin arkasında, yapılan yardım miktarının çok üzerinde menfaat yatmaktadır.

Ekonominin krizden kurtulması için Kemal Derviş'in elinde sihirli bir formül bulunmamaktadır.

Kemal Derviş'in görevlendirilmesi Hükümet'e dikte ettirilmiştir.

Ön kabulleri de göz önünde bulundurarak hangi senaryonun daha gerçekçi olduğuna siz karar verin.

Kemal Derviş'in programıyla ilgili yorumumuzu ise program açıklandıktan sonra yapacağız.


14 Mart 2001
Çarşamba
 
NURETTİN CANİKLİ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED