T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Buzdolabı fabrikası ve gazete patronluğu

Tekel medyasındaki kalemler, Picasso'nun tablosunu bir müşteriye satmağa çalışan milletvekili Mustafa Bayram'a topyekûn yüklenince, doğrusu duygulandım. Bunlardan biri, FP'li milletvekilinin, eşini, Ankara Belediyesi'nde çalıştırması üzerine iki sütûn lâf ebeliği yapınca, "Güzel... Demek tüyü bitmedik yetim hakkını pertavsızla arıyorlar" diye sevindim.

Ama baktım ki sırayla, batık bankaları korumağa başladılar. Önce ikisi(1), Cavit Çağlar'ın uğradığı "haksızlığı" uzun uzun anlattı; şimdi de biri(2), Sümerbank'ın sahibi Hayyam Garipoğlu'nun sanıldığı gibi suçlu olmadığını izah etme çabasında. Zaten Dinç Bilgin'e hiç dokunmuyorlar. O, Tekel'in, mutlak himayesi altında.

Sabah Almanya

Sabah tesislerinin Almanya'da Hürriyet'e devredildiği gibi haberler kulağımıza ulaştı. Hüseyin Koruoğlu isimli vatandaşımız da Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı'na bu konuda suç duyurusunda bulunmuş.

Koruoğlu, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı'na gönderdiği yazıda, Sabah Yayıncılık GmbH Genel Müdürü Aziz Aktel'i şikâyet ediyor ve "Üç haftadan beri, Mörfelden, Sabah GmbH'de, Avrupa Hürriyet gazetesi basılmaktadır. Aziz Aktel'e Dinç Bilgin'in talimatları, Etibank davası sanıklarından Ferhat Yengilioğlu tarafından iletilmiştir. Yengilioğlu ile yapılan pazarlıklardan sonra, Aktel, Sabah çalışanlarını işten ve şirketten çıkararak, Sabah tesislerini, Aydın Doğan'ın Avrupa temsilcisi Sevda Boduroğlu'na teslim etmiştir" diyor.

Koruoğlu, "Yapılan işlem Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu aleyhine çete kurarak, malı zimmetine geçirmektir, mal kaçırmaktır"cümlesiyle tamamlıyor suç duyurusunu.

Dinç Bilgin'in, yurt dışındaki mallarıyla birlikte sorumlu olup olmadığını bilemiyoruz. Bu konuda, muhtemelen Ankara DGM'nin yapacağı bir işlem de yok. Ama eğer iddialar doğruysa, Aydın Doğan ahlâkî bir sorumluluk ile karşı karşıya.

Sorular:

1) Sabah gazetesinin Almanya tesisleri Hürriyet'e devredildi mi?

2) Bir yönetim değişikliği meydana geldi mi?

3) Bu devir karşılığı, Dinç Bilgin'e para ödendi mi? İşlemler kayıtlara geçti mi; ödeme açık hesaptan mı yapıldı?

Buzdolabı fabrikası

Neden ahlâkî sorumluluk altında diyoruz? Çünkü basın yayın mesleği, buzdolabı fabrikası değil...

Şimdi buzdolabı fabrikası da nereden çıktı, diyeceksiniz.

1980'de Milliyet'in çiçeği burnunda patronu Aydın Doğan Erkekçe'ye verdiği mülâkatta aynen şunları söylüyordu: "Bir işadamıyım. Milliyet bana çok ucuza önerildi. Hani ticaret dilinde kelepir derler, işte öyle. Hangi işadamı, iyi para kazanan bir şirketi, üstelik ucuz bulursa almaz? Milliyet'i satın aldığım gibi bir buzdolabı fabrikasını da satın alabilirdim. Milliyet'i niye aldığım, o kadar çok söylendi, öyle şeyler anlatıldı ki. Ben faşistmişim, gazeteyi faşist yapmak için almışım. Yok, ben Koç'un adamıymışım. Gazeteyi Koç adına iktidarla ve Sabancı ile savaş için almışım. Yok yığınla kara param varmış, bunları legalize etmek, aklamak için almışım. Milliyet'i her şeyden önce bir kâr müessesesi olduğu için aldım. Ben Milliyet'i aldığımda yıllık ücretlerin toplamı 120 milyon liraydı. İki ay sonra toplu sözleşme yaptık. 350 milyon lira oldu. Ben aldığımda kâğıt 9 liraydı, 54 lira oldu. Geçen ekimde, kıdem tazminatlarından vergi alınacağı dedikoduları çıkınca, bir çokları gazeteden bir an önce istifa edip, paralarını kurtarma yolunu seçtiler. Onlara bir kalemde 140 milyon lira ödedim. Yani evdeki hesabın çarşıya uymaması için ne lâzımsa oldu. Ama Milliyet 1980 yılını gene de kârla kapıyor. Demek iş iyi. Ha.. biraz da samimi olalım. Gazete patronluğu buzdolabı fabrikası patronluğuna göre çok daha yüksek statülü bir iş. Gazete patronu oldunuz mu bir başka bakıyorlar insana. Hele bu gazete bir de Milliyet olunca."

Nereden nereye

Aydın Doğan'ın anlattıkları düşündürücü: Bakınız, son 20 yıl içinde, basın nereden nereye gelmiş.

20 yıl önce gazetecilerin kıdem tazminatları varmış; toplu sözleşme yapıp yüksek ücret zammı alabilirlermiş. İstifa etseler çalışabilecekleri farklı gazeteler mevcutmuş. Gazete sahibi olmak, o zaman yüksek statülü bir işmiş. Üstelik, patron sadece gazeteden para kazanabilirmiş.

Özellikle son 10 yılda ne oldu?

Kartelleşme sürecinde, sendikalı olan gazeteci işinden atıldı. Meselâ, Aydın Doğan Hürriyet'i 1994 yılında Erol Simavi'den satın alırken, çalışanların sendika ile ilişkilerinin kesilmesini şart koştu. Her basın yayın müessesesinde çeşitli taşeron kurumlar oluştu. Fikir ve kol işçilerinin kadroları, bu taşeron şirketler üzerinden çıkarıldı. İş güvencesi kalmadı; gazeteler arasında, sözde "centilmenlik anlaşmaları" yüzünden alternatif iş imkânları da ortadan kalktı. Gazete patronları, banka sahibi oldu; banka sahipleri gazete, televizyon satın aldı. Her biri devlete midesinden bağlandı.

Bu yozlaşmada payı olanlara sesleniyorum: "Keşke basın sektörüne gireceğinize, buzdolabı fabrikası satın alsaydınız!" Veyahut, Picasso tablolarını el altından satsaydınız...

O takdirde, hiç değilse devlete, millete milyarlarca dolar külfetiniz olmazdı. Gazeteler silâh veyahut kalkan olmak yerine, haber veren kurumlar olarak kalırdı.

Vatandaşlar aydınlanırdı; gerçekleri öğrenebilirlerdi.

Bir patronun şikâyeti

Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu üyeleri, evvelki gün Ankara'ya geldi. Kurul, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nı da ziyaret etti. Akşam, Devlet Konukevi'nde resepsiyon vardı. Bu vesile ile basın üzerindeki çeşitli dedikodular ve spekülasyonlar da dile getirildi. En çarpıcı olanını, isim vermeden anlatmak isterim.

Çok önemli bir medya patronu, MİT ile ilişkili olduğu bilinen bir köşe yazarı vasıtasıyla Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı'na randevu talebinde bulunmuş. Amacı, iddiaya göre, "ayağına basan" ve bu çizgide kararlılıkla yürüyen Saadettin Tantan'ı şikâyet etmekmiş... Ama Genelkurmay randevu talebini geri çevirmiş.

Ben inanmadım. Fakat inansaydım, Saadettin Tantan'a "Ha gayret, demek doğru yoldasınız" derdim.

DİPNOT: (1)- İsmet Solak (19 Mart 2001 - Hürriyet) - Tuncay Özkan (21 Mart 2001 - Milliyet)
(2)- Emin Çölaşan (29-30 Mart 2001 - Hürriyet)


31 Mart 2001
Cumartesi
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED