![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Tehdide göre tedbirFransa'da Cumhurbaşkanı Chirac'ın onayı ile artık "devlet politikası" haline gelen, zaman içinde başka Avrupa ülkeleri, Avrupa'nın ortak kurumları ile Amerika ve Rusya'nın desteğine kavuşan "sözde soykırım" iddiası, acaba Türkiye'ye yönelik hangi politikanın uzantısıdır? Akla gelebilecek bazı soruları sıralayalım: -Acaba Dışişleri Bakanı Cem'in söylediği gibi yükselen bir postmodern faşizmin ürünü olarak "yabancı düşmanlığı, Türk düşmanlığı ve Müslüman düşmanlığı" mı söz konusudur? Bu durumda, aşağı-yukarı Hristiyan kökenli tüm dünyanın düşmanlığı ile mi karşı karşıya kalmış bulunmaktayız? - Acaba tüm bu dünya, Ermeni diasporasını ve Kafkaslar'da stratejik bir konumda olan Ermenistan'ı Türkiye'ye, Türkiye'nin tüm jepolitik-jeo stratejik konumuna tercih etmiş mi olmaktadırlar? -Acaba Avrupa'da odaklaşan ve "düşmanca" nitelik taşıyan tavır, Türkiye'nin Avrupa topluluğunda istenmediğinin bir başka ifade ile anlatımı mıdır? Yani Avrupa, Türkiye'yi ilelebet Avrupa bünyesine kabul etmemeyi mi düşünmektedir? -Avrupa ülkelerinden ve AB kurumlarından gelecek böyle bir tavrın, Türkiye'de AB karşıtı zemini besleyeceği kesin olduğuna ve bunu Avrupalılar'ın düşünmemesi mümkün olmadığına göre, "inadına Türiye karşıtlığı"nın hedefi ne olabilir? -Avrupa'dan bakılınca Türkiye'nin Avrupa'dan başka alternatifinin bulunmadığı, dolayısıyla biraz sıkıştırınca her türlü tavizi verebileceği mi düşünülmektedir? -Acaba Türkiye bütünüyle feda edilmek istenmese bile, mevcut olduğu öngörülen yönetim zaafı sürecinde, bazı problemli konuların (Kıbrıs ve Ege de buna dahil) çözümü mü hedeflenmektedir? Gerçekten yönetim zaafı Türkiye'ye yönelik hesabı bulunan güç odaklarına hangi ümitleri vermektedir? Başbakan'ın çalışma kapasitesi, Dışişleri'nin strateji oluşturma noktasında gösterdiği zaaf, koalisyonun ahenksizliği, ekonomide açık uluslararası kefalet-vesayet, toplum-yönetim ilişkisinde 28 Şubat sürecinde ortaya çıkan soğukluk-küskünlük, toplumun, Öcalan hadisesinde İtalya'ya gösterdiği tepkiyi bile göstermekten imtina etmesi.... (Yönetim zaafı konusunda en ilginç örnek, bizzat Sayın Başbakan'ın da açıklamasına konu olan, DGM savcısının Dışişleri'ni ve ilgili Bakanlıklar'ı atlayarak, doğrudan IMF ve Dünya Bankası yetkililerine Beyaz Enerji konusunda bilgi sorması, artı, Jandarma'nın medya ile kontrolsüz ilişkisidir) Bütün bunlar dışardan nasıl okunmaktadır? -Ermeni olayı, sadece Ermeni olayı ile mi sınırlıdır, yoksa bunun arkasından, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü haleldar etmeyi hedefleyen başka konular da gelecek midir? Yani süreç, Osmanlı'nın çözülüş sürecindeki etnik-dînî kışkırtmaların bir devamı mıdır? -Yine "soykırımın kabulü" sadece "kabul" ile mi sınırlıdır, yoksa bunun ardından tazminat ve toprak talebi yönünde yeni bazı adımlar atılması mı planlanmaktadır? -Tüm bu sürecin arkasında, Hristiyan eksenli tarihî bir hesaplaşma mevcut mudur? -AB karar merkezleri, ortak bir projeyi mi uygulamaktadır, yoksa her ülkenin ayrı bir politikası söz konusu mudur? Ortak projeden kasıt, Türkiye'nin AB ile bütünleşme talebini, ona en pahalıya maletme yönünde bir hesabın ürünü müdür, yoksa Ermeniler'e yönelik bir sempati hareketi midir? -Acaba soykırım harekâtının peşpeşe farklı ülkelerde ortaya çıkmasının, yani zamanlamanın anlamı nedir? Burada diasporanın iradesi ne kadar etkilidir, diasporanın iradesi ile buna karşılık veren devletlerin iradesi nasıl buluşmuştur? -Türkiye'nin AB ile bütünleşme seyrinde etkin biçimde müdahil olan Amerika'daki yönetim değişikliği-yönetim boşluğu Avrupa'nın tavrında etkili olmuş mudur? Amerika'daki Ermeni atağı nasıl yorumlanmalıdır? -Türkiye'nin NATO üyeliğinin, Avrupa açısından anlamı nedir? Gelecekteki Avrupa Ordusu'nun ilk adımı olan AGSK'dan sonra NATO'nun ve Türkiye'nin bu kuruluştaki misyonunun kıymet-i harbiyesi azalmış mıdır? -Avrupa ülkeleri Ermeni diasporasını önemserken, topraklarındaki Müslüman nüfusu hiç mi kaale almamaktadırlar? Yoksa Avrupa ülkelerindeki Müslüman nüfusun Türkiye tarafından harekete geçirilemeyeceği yolunda bir kanaat mi mevcuttur? Bütün bunlar, üzerinde hassasiyetle durularak cevaplandırılacak sorulardır. Çünkü tepkileri etkili kılacak tavır, ancak olayın doğru okunmasına bağlıdır. Bunun için en önemli adım ise, Türkiye'deki yönetim zaafını gidermektir. Bu öncelikle bir Başbakanlık zaafıdır.
atasgetiren@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|