![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Duran kalp, Meclis'in sigortasıMeclis'in kalbi Fevzi Şıhanlıoğlu ile birlikte durdu. DYP Şanlıurfa milletvekili yere düştüğünde Meclis'in itibarı da yerlerde sürünüyordu. İktidar ve muhalefet milletvekillerinin birbirlerine salladığı yumruklardan en büyük yarayı siyasi sistem aldı. Gerilim bir milletvekilinin kalbini durdurdu; gerilimin devam etmesi durumunda sistem de durabilir. Başbakan Bülent Ecevit olan-bitenden muhalefeti suçluyor; o böyle düşünmekte mâzur olsa da gerçek iddia edilenin tam tersidir. İktidar sahiplerinin mutlak iktidarı ele geçirme hırsının geçmişte nelere yol açtığını bilenler açısından, hükümet ortaklarının Meclis yetkilerini gasp etme çabalarında şaşılacak bir durum yok. 'Kuvvetler ayrılığı' ilkesini ayaklar altına alan bir sürecin ürünü olan bugünkü iktidar, MGK ve 'liderler zirvesi' aracılığıyla el koyduğu yasama ve yürütme yetkilerine son darbeyi vurmak üzere 'Meclis içtüzüğü' değişikliğini kullanmaya kalkıştı. Şıhanlıoğlu'nun kalbini durduran kavga bu ihtirasın sonucudur. Yasama organının bütün yapabildiği yasalar üzerinde tartışmaktan ibaret; yasama işlevi aslında bir kaç kişinin (çoğu kez bir tek kişinin) iki dudağı arasında. İktidar partisi liderlerinden birinin düşündüğü bir düzenleme, üç liderin ara sıra gerçekleştirdiği zirvelerden birinde onaylandıktan sonra, Bakanlar Kurulu'nun imzasına açılıyor ve hükümet tasarısı haline dönüşüyor. Meclis'e sevkedilen hükümet tasarıları, iktidarın sayısal üstünlüğü sayesinde komisyonlardan hızla geçiyor; genel kurul ise sadece bir formalite... Pek çok düzenleme, hazırlanan tasarının virgülüne bile dokunulmaksızın yasa haline dönüşüyor; muhalefetin canhıraş gayretleri metinlerdeki Türkçe hatalarını düzeltmeye bile yaramıyor... Meclis'teki kavgalı oturumda iktidarın alelacele geçirmeye çalıştığı, yasama görüşmeleri sırasında muhalefetin sesini kısmayı amaçlayan bir içtüzük değişikliğiydi. Yasalar genel kurula indiğinde, en başta bütünü üzerinde müzakere açılıyor, sonra da tek tek her madde üzerinde... Üç iktidar partisi her iki müzakerede de daha çok konuşma fırsatı buldukları halde, DYP ve FP sözcüleri ile şahısları adına söz alan milletvekillerinin eleştirilerine bile tahammülü yok iktidarın; bu yüzden, Meclis müzakerelerini, sadece tasarının bütünü üzerindeki tartışmalarla sınırlamak istiyor. İktidarın dediği olduğunda, en anlamsız tasarılar bile, yıldırım hızıyla, kimse bir şey anlayamadan yasalaşmış olacak. İçtüzük değişikliğiyle amaçlanan sadece muhalefetin sesini kısmak değil, halkın bilgilenme hakkını da ortadan kaldırmak... İktidar partileri içerisinde uzun Meclis deneyimi bulunanları isyan ettiren bu girişim, Başbakan Ecevit'in bir saplantısı. Ecevit'in en büyük saplantısı olan "Aman hükümet tökezlemesin" endişesinin yolsuzluk iddialarının üzerini örtmeye kadar vardığını biliyoruz. Bir başka Ecevit saplantısı da, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i cezalandırmak; bunun için sistemin özüne aykırı '5+5' anayasa değişikliğini Meclis'ten geçirmeye çabalıyor. Mutlak iktidar ihtirası muhalefetin sesini Meclis'te kısıp halkın bilgilenmesini önlemeye kadar vardı. Fevzi Şıhanlıoğlu'nun ölümüne yol açan kavgaya, Yeni Şafak'ın dün yayımladığı, oturumu yöneten DSP'li başkanvekiline Ecevit'in gönderdiği notun sebep olduğuna kuşku yok... Ecevit'in saplantıları, başka ülkelerde de yaşanmış 'ihtiyar lider' tanısına hak kazandırıyor. Hitler, iktidara yükselişini, Hindenburg, MacDonald ve Pilsudski gibi ihtiyar liderlerin hatalarına borçluydu. Önemli uluslararası ihtilâfların çoğu 'saplantılı' ihtiyar liderler tarafından çıkartılmıştır. (Bu konuda ilginç bir eser: Dr. Bert Edward Park'ın 'The impact of illness on world leaders' (Hastalıkların dünya liderleri üzerindeki etkisi, Philadelphia, 1986). Son zamanlarda yaşadığımız ekonomiden siyasete pek çok kriz ile Bülent Ecevit'in 'saplantıları' arasında yakın bir ilişki var. İşin garip tarafı, kendi sebep olduğu krizlerle karşılaşınca, Ecevit'in, "Neden oldu, ben de anlayamıyorum" tepkisini vermesi... Son yaşananlar, gizlenmeye ne kadar çalışılırsa çalışılsın, iktidarın sistemi zorlayan girişimlerinin sonucudur. Sistemin kalbi olan Meclis'i işlevsiz bırakması yetmezmiş gibi, bir de suskunluğa mahkum etmeye kalkışması çok büyük bir hata. Fevzi Şıhanlıoğlu'nun duran kalbini, içtüzük değişikliğiyle tekletilmek istenen sistemin kalbi olan Meclis'in sigortası sayabiliriz.
fkoru@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|