![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
İstikrar için cinayet olur mu?Helal olsun!. "İstikrar Hükümeti"nin milletvekilleri, sonunda muhalefet milletvekillerini döverek öldürmeyi de başardılar.. Hem de ne sebeple.. Milletvekillerinin söz haklarını sınırlayan bir "içtüzük", fazlaca tartışılıyor diye sinirlendi "istikrar"ın milletvekilleri.. 56 yaşındaki Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu'nu yumruklayıp, tekmeleyerek, kalbini durdurdular.. Böyle istikrara helal olsun!. İçtüzük değiştirerek susturmak yetmedi.. Nihai suskunluk ancak ölümle sağlanmaz mı? Bunu da başardılar.. Sadece bu olay bile, bu iktidarın hemen sona ermesini gerektirmez mi? "İstikrarın bir ayağı" olan MHP'nin milletvekilleri, kendi bakanları Sadi Somuncuoğlu "töre"ye aykırı davrandı diye, az kalsın onun da kalbini durdurmayacaklar mıydı? Ama önce, istikrar gelir.. İstikrar gereği, Rahşan Hanım, herşeyi içine sindirebilir.. Ekonomiden sorumlu devlet bakanı Hikmet Uluğbay'ın kendini neden öldürmek istediği ört-bas edilip, bu olay da "istikrar için", içe sindirilmemiş miydi? Aslında şu üretilmiş ekonomik kriz ve arkasından İMF'yle imzalanan "teslim oldum-beni kurtar" anlaşması bile, bu Ecevit Hükümeti'nin istifasını gerektirirdi.. "İstikrar" demek, ilkokul müfredat programı gibi bir programı bu hükümetin önüne süren İMF'nin aylık teftişlerinde titremek ve Türkiye milletvekillerinin denetimini, içtüzük değişikliği ve hatta dayakla-ölümle engellemek demek midir? Aslında bu Ecevit Hükümeti'nin, banka boşaltıldığını saptayan denetçi raporlarını dikkate almadığı anlaşıldığı zaman, istifa etmesi gerekmez miydi? Boşaltılan bankaları 10-15 milyar doları aktarıp, bunun karşısında "ebedi deprem vergileri" salarak bedeli halka ve ekonomiye ödetmek, istikrar mıdır? Aslında, Avrupa Birliği'ne adaylık, Avrupalılar tarafından 10 yıl ertelendiği gün, bu Ecevit Hükümeti'nin istifa etmesi gerekmez miydi? Göz göre-göre gelen "Ermeni Meselesi"ni tribünden izleyip, sonra da Fransa ile ipleri kopartma kararı aldıkları gün, istifa etselerdi yanlış mı olurdu? "Af"fı ortaya atıp, cezaevlerini karıştırdılar.. Sonra da çıkardıkları afla, hukukun ve adaletin kafasını karıştırdılar.. Sadece bu "af kargaşası" bile, bu Ecevit Hükümeti'nin istifası için yeterli bir neden değil miydi? Ama ne istikrarmış bu meğer!. "Etibank-Sabah" bilmecesi kadar istikrarlı bu koalisyon.. "Enerji darboğazı geliyor" diye-diye ayağa kaldırdılar milleti.. Enerji darboğazı yerine, "Beyaz Enerji Dosyaları" geldi.. Sonra da, 28 Şubatın atanmışları, jandarma yolsuzluk soruşturması yapıyor diye, "demokrasi elden gidiyor" çığlıkları atmaya başladılar.. Ben istikrarın, istikrarsız olanını severim zaten!. Sonunda, muhalefet milletvekili, ebediyen susturuldu.. Artık istikrarı sarsamayacak.. 57 yaşındaki DYP milletvekili Şıhanlıoğlu'nun kalbi, bu kadar istikrara dayanamadı, durdu! Herkes "Ecevit Hasta" spekülasyonu yaparken, Fevzi Şıhanlıoğlu öldü.. İstikrar için, herşey olabilir.. Değiştirin bu içtüzüğü.. Kanun teklif ve tasarıları, hiç tartışılmadan geçsin.. Nasıl olsa, sonunda İMF denetimi var.. Milletvekillerinin söz hakkı engellenmesin diye, onların ölmesine değer mi yani? Yaşarken sussunlar!. Zaten konuşsalar, denetleseler ve hatta başbakanları, ihaleye fesat karıştırmaktan devirseler, ne oluyor ki? Meclis'in düşürdüklerini, istikrar yeniden başbakan yardımcısı yapmıyor mu? Ölümden öteye köy yok ki!. Muhalefet, ölmeden ve kapatılmadan da susmayı öğrenmeli artık.. ŞAKA
Hep o kafa!.
Bu "kadınların başı", Türk siyasetinin temel sorunlarından biri.. Merve Kavakçı'nın başı kapalı diye kriz kopmuştu.. Şimdi de, başı açık bayan Alman milletvekili, başına üç renkli kurdela taktı diye kriz koptu.. "Kadınların başı"na takıntılı erkek kafaları, Türkiye'nin gündemini belirliyor.. Neyse.. Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.. HÜRRİYET
Keşke tirajı 1 milyon olsa..
Hürriyet'in bir köşesinde "görevli" olarak çalışan ve özellikle "Cavit Çağlar-İnter Bank-medya-mafya" ilişkilerindeki suskunluğu ile bilinen Emincik, gazete satış rakamlarını vermiş.. "Hürriyet"in Türkiye'de 640 bin, Avrupa'da da 100 bin sattığını, Emincik'in köşesinden öğrenip, mutlu oldum.. Demek 740 bin Türk, Cüneyt Ülsever'i okuyor.. Demek 740 bin Türk, Enis Berberoğlu'nu okuyor.. Demek 740 bin Türk, Ayşe Arman'ın okuyucusu.. Demek 740 bin Türk, Ertuğrul Özkök'ün son dönemde yazdıklarını okuyarak, bu gazetenin genel yayın yönetmeninin de, "başörtüsü krizi"nde, Emincikten çok farklı düşündüğünü biliyor.. Demek 740 bin Türk, Serdar Turgut'u okuyarak, tabuların, klişelerin, sloganların ve örümcek kafalıların nasıl hafife alınması gerektiğini, her gün görüyor.. Bu açıdan baktığınızda, "gazete" değil, "insan ve özgür düşünce" önemlidir.. Neticede gazete bir şirkettir.. Bunun bordrosundan Emincikler de maaş alır.. Ama aynı bordroda, "adam gibi adam"ların olabilmesi, gazetenin anlamına içerik kazandırır.. Cüneyt Ülsever'in, Serdar Turgut'un, Ayşe Arman'ın, Enis Berberoğlu'nun yazdığı bir Hürriyet, 1 milyon tane satsa keşke..
mehmetbarlas@attglobal.net
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|