![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Nefes al derin olsun, yüreğin serin olsunDerin nefes al. Ver. Bir daha, bir daha... Sakinleşene kadar devam et. Bu sinirli halin boşuna. Ödedin ve bitti gitti artık. Geçmiş olsun. Lepege'li araç kullanmanın ayrıcalığını yaşadın bunca zaman. Şimdi de bedelini ödemeye sıra geldi ve ödedin işte. Dert etme. Varlığın Türk varlığına armağan olsun. Laf olsun ya da olmasın ama torba mutlaka dolsun. Şikayetin hiç sırası değil. Bilmez misin ki torbalar boşalmıştı; dolması gerekiyordu. Farkındayım, boşaltan sen değildin ama ziyanı yok. Daha doğrusu usûl böyle. Birileri boşaltır, malı götürür; torbayı doldurmak sana bana kalır. Sen hiç malın ortada kaldığını gördün mü bugüne kadar; duydun mu? Mutlaka birileri malı götürür, bize ööyle bakmak düşer. Takma kafana. Hakmış, hukukmuş, hak getire!.. İkinci taksit için şimdiden hazırlığını yapmayı unutma. Dört kat fazlasını da ödersin, sekiz kat da... Hiç mesele değil. Yeter ki Allah sağlık versin ve de devlete zeval vermesin. Hemi de oruçlu İki yolcu, bir köyden başka bir köye doğru giderken, kestirmeden ulaşmak için dağ yollarına sapmışlar. Issız bir tepenin yamacında bir çoban görmüşler. Çoban koyunlarını salmış otlatıyor. Kendisi de namaza durmuş. Yolculardan biri "Görüyor musun" demiş yanındakine, "Şu çoban, burada dağ başında, yalnız olduğu halde namazını ihmal etmiyor. Hiç kimseye karşı gösterişi, riyası olmaksızın, dosdoğru namazını kılıyor..." Çoban, adamın söylediklerini duymuş ve namazın orta yerinde, istifini bozmadan kafasını çevirip şöyle demiş: - Hemi de oruçluyum. Trafiğe çözüm aranırken
İstanbul trafiğini rahatlatmak için bin türlü çare düşünüldü bugüne kadar. Bugün de binbirinci çare ortaya atıldı: Boğaz Köprüleri'nden gişeleri kaldırmak. İyi fikir gibi gözüküyor. Fakat gişelerin geliri ne olacak? O köprülerden geçmenin bedeli nasıl tahsil edilecek? Düşünen onu da düşünmüş. Diyorlar ki İstanbul'daki her araçtan yıllık 120 milyon lira alınsın. Diğer şehirlerden gelen araçlara da bedeli 30 milyon olan aylık pul verilsin. Köprüden geçerken halihazırda ödenen miktar 1,5 milyon. Ayda bir-iki defa geçen de var, günde bir-iki defa geçen de. Hiç geçmeyen bile var. Köprüleri seyrek kullanan bir araç sahibi ayda üç milyon yerine ne diye yıllık 120 milyon ödesin? Ayrıca, birkaç yıldır İstanbul'da ikamet ettiği halde, başka bir ilin plakasını taşıyan aracını kullananların ve de başka bir şehirde yaşadığı halde İstanbul plakasını değiştirmeyenlerin durumu ne olacak? Aynı mantıkla İstanbul'da tüketilen toplam elektrik miktarını kelle başına bölelim ve herkesten o bedeli aylık yahut yıllık tahsil edelim. Saatleri falan da kaldıralım gitsin. Bu fikri ortaya atanlar için o bedeller 'önemsiz' olabilir. Başkaları için de öyle mi acaba? Bir de şunu düşünmek gerekir: İstanbul trafiğinin çözüme kavuşması, sadece köprülere mi bağlı? KOSKOCA OCAK DA GÖZ GÖRE GÖRE BİTTİ. DÜN HABER VERMİŞTİK NETEKİM. Serzeniş
Bak
Gel
Uyan
Heyy / diye
Yılmaz Güney /Irmak İlk sayı
"Yıl bir, Sayı bir" her zaman heyecan verir bana... Adapazarı'nda arkadaşlar şu günlerde böyle bir heyecanı paylaşıyor. İlk sayı heyecanını. İ. Erdinç Şumnu, Necati Cerrah, Osman Suroğlu, Mustafa Turan, Mustafa Emircan, Fahri A. Tuna ve Atakan Çelik, Irmak isimli yeni bir kültür sanat dergisi için bir araya gelmişler. Hayırlı olsun. İsteyene ücretsiz gönderiyorlar. Bedelini ödemek isteyene de itiraz etmezler sanırım. Fiyatı 500 bin lira. Yazı İşleri Müdürlüğü'nü Yılmaz Güney'in üstlendiği derginin yayın danışmanı Levent Bayrı. (P.K. 166 Adapazarı)
mseker@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|