YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Türkiye'de kör olan Avrupa'da da kör olur

Dünyadaki gelişmeler, farklı kültürlerin birbirleriyle savaşmadan barış içinde yaşamalarını zorunlu kılıyor. Avrupa Birliği, Almanya, İngiltere ve Fransa gibi altmış sene önce birbirleriyle kıran kırana savaşan ülkelerin barış içinde yaşayabileceklerinin önemli bir örneği oldu. Avrupa iki savaşta altmış milyon insanını kaybetti.

AB bu bağlamda, uluslarüstü "post-modern" bir "ümmet" devletidir. Bu devlet içinde her ülkenin kültürü kendine. Hiçbir ülke, başka bir ülkeyi kültürü ve dilinden dolayı kınayamayacağı gibi, kültür ve dini de değiştirmeye zorlayamaz.

Türkiye hala "modernleşme" sancılarını atlatamadığı için "premodern" Osmanlı'yla birlikte, "postmodern" AB'ni anlamakta büyük güçlük çekiyor. Oysa modern öncesi Osmanlı, "millet" sistemiyle "postmodern" bir yönetime sahipti.

Türkiye mirascısı olduğu Osmanlı'yı reddetti. Kendini inkar eden Türkiye'yi de Avrupa kabul etmiyor. Osmanlı "Millet Sistemi"nin bir parçası olan Ermenilerle ilgili gelişmeler, Türkiye'yi tarih ve kültürüne dönmeye zorluyor.

Türkiye'de kör olan kişi ve kurumlar, Avrupa'da da kör olmasalar "premodern" Osmanlı'yla "postmodern" Avrupa'nın pek çok alanda örtüştüklerini görecekler.

Türkiye Güney Doğu'da yaşayan "Kürtleri" görmüyor ki Fransa'da ya da Ermenistan'da yaşayan "Ermenileri" görsün. Ancak Fransa'daki gelişmeler, Türkiye'yi tarihine dönüp, olayları geniş bir açıdan değerlendirmenin zamanının geldiğini gösteriyor.

Utah Üniversitesi'nin başarılı öğretim üyelerinden Dr. Hakan Yavuz'la Hollanda'da katıldığı "Globalleşen dünya ve İslam" toplantısını konuştuk. Toplantıda "İslam" ve "Müslüman" dünya, Batılı uzmanlar tarafından değişik açılardan ele alınarak, üç ana grup altında tartışılmış.

İlk grupta Batı'yla sınır olan, yani Batı'nın yanıbaşında yer alan ülkeler. Bunların başında Bosna, Tataristan, Arnavutluk, Başkurdistan gibi ülkeler geliyor.

İkinci grupta, Afganistan, Libya, Irak ve İran gibi içine kapanan ülkeler. Başka bir deyişle dünyadan büyük ölçüde soyutlanmış "marjinal" toplumlar.

Üçüncü grupta da Batı dünyası içinde büyüyen "mistik" ve "entellektuel" müslüman topluluklar.

Yavuz toplantıdaki tartışmalarda Batılıların "İslam dünya için Müslümanlara bırakılmayacak kadar önemli" demeye getirdiklerini üzülerek gözlediğini vurguladı.

AB içinde ülkeler değil, kültürler savaşıyor. Türkiye'nin AB'deki yeri ve önemi Türk ve İslam dünyasının sözcü ve temsilcisi olup olmamasına bağlıdır. Tek başına bir Türkiye çok zayıf kalır.

Kendi tarihi, kültürü ve insanıyla çatışan bir Türkiye'nin AB'nin güçlü bir üyesi olması mümkün değildir.

Türkiye İslam kültürünü kucaklamadan, "düşünce", "eylem" ve "girişim" özgürlüklerini içselleştiremez. Kendini inkar eden bir ülkenin hiçbir yerde itibarı olmaz.


1 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Nazif Gürdoğan

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...