YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Muhalefet ve sivil itaatsizlik

Ecevit'in şikâyet etmeye hakkı yok. Müessif olayların baş sorumlusu odur. Ecevit, tüzüğün 68'inci maddesine rağmen Ali Ilıksoy'a talimat verdiği için de sorumludur. Çünkü direktif Ecevit'ten gelmiştir. Muhalefetle uzlaşmaya yanaşmayan da odur.

Meclis'te, tüzük değişikliği dolayısıyla, elim olaylar meydana geldi. Karşılıklı sarf edilen sert sözler ve sonunda DYP Şanlıurfa milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu'nun başına aldığı darp neticesinde fenalaşıp vefat etmesi.

Bu hadise, TBMM'yi topyekûn karalamak için yeni bir vesile olmamalı. Sorumlular kınanmalı, ama fatura milletvekillerinin tümüne çıkarılmamalı.

Sivil itaatsizlik

Perşembenin gelişi aslında çarşambadan belliydi. Geçtiğimiz hafta tüzük müzakereleri fevkâlade gergin bir hava içinde cereyan etmiş, muhalefet, bu şekildeki bir kısıtlamaya boyun eğmeyeceğini göstermişti.

Geçen hafta muhalif milletvekilleri, kürsüde konuşan iktidar kanadına mensup üyelere sürekli lâf atarak, sivil itaatsizliğin ilk işaretlerini verdiler. Zulme karşı direnme hakkını kullanıyorlardı.

MHP Grup Başkanvekili İsmail Köse, sataşmalardan en fazla nasibini alan parlamenter oldu.

Başkan'ın uyarısı

Meclis'i yöneten MHP'li Ömer İzgi sükûneti sağlamak için milletvekillerini uyardı. "Sayın Güneri (Teoman Rıza Güneri - FP Konya milletvekili) kürsüde konuşmacılara bu gibi müdahalelerde bulunmazsanız, konuştuğunuz konuyu, siz de, dinleyen izleyicilerimiz de daha iyi anlayacak. Sayın Ilıcak, zatıâliniz için de aynı şeyi söyleyeceğim. Elbette, bu gibi görüşmelerde, bazen asabımıza hâkim olamadığımız anlar oluyor..."

Ben gene oturduğum yerden Başkan'a cevap verdim:

Ilıcak: Asap meselesi değil.

Başkan: Bunların konuşma yeri...

Ilıcak: Parlamenterin müdahale hakkı vardır.

Başkan: Sayın Ilıcak, bunların konuşma yeri, bulunduğunuz yerden, bağırıp çağırmak değil. Söz isterseniz, usulümüz çerçevesinde varsa verilir. Sonuna kadar hakkınızı kullanırsınız.

Ilıcak: Parlamento'da müdahale hakkı vardır.

Aslan Polat: Sayın Başkan konuşma hakkımızı kesiyorsunuz.

Başkan: Lütfen içtüzüğün 68'inci maddesini uygulamaya bizi zorlamayın.

Daha sonra soru cevap bölümünde Meclis Başkanı Ömer İzgi'ye bir hatırlatma yapma imkânını buldum:

"Sayın Başkan, milletvekillerinin, düşüncelerini, kısa cümlelerle yerlerinden ifade etmeleri demokrasinin bir gereğidir. Yalnız, bu mesele, sadece Yassıada Mahkemesi'nde suç sayılmıştı. Zannediyorum, sizin takdirleriniz de bu istikamettedir; suç sayılması istikametindedir."

68'inci madde

Ömer İzgi'nin sözünü ettiği içtüzüğün 68'inci madde acaba ne diyor?

Madde 68: Başkan, görüşmeler sırasında gürültü veya kavga çıkar ve bu sebeble çalışma düzenini kuramazsa, kürsüde ayağa kalkarak, toplantıya ara vereceğini ihtar etmek suretiyle gerekli gayreti gösterir; buna rağmen gürültü ve kavga devam ederse, oturuma en çok bir saat ara verir. Oturumun yeniden açılmasında gürültü ve kavgaya son verilemiyorsa, başkan birleşimi kapatır.

(Birleşim, Genel Kurul'un belli bir gününde açılan toplantılardır. Oturum, bir birleşimin ara ile bölünen kısımlarından her biridir.)

68'inci maddenin muhtevasının bilinmesi, 30 Ocak Salı günü cereyan eden olaylara da ışık tutacak; Ecevit'in talimatıyla hareket eden, DSP'li Meclis Başkanvekili Ali Ilıksoy'un tüzüğe aykırı davrandığını daha iyi anlamamıza yardım edecektir. Meclis Başkanvekili Ali Ilıksoy, tüzük gereği birleşimi kapatmak istiyordu. Ama Ecevit, bir komutan edasıyla katıldığı Genel Kurul'da, talimatını, Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu kanalıyla verdirdi: "Ali, devam et, okut, oyla"

Olay bu yüzden büyüdü. Muhalefetin protesto eylemi, bazı MHP'lilerin yumruklu müdahalesiyle kavgaya dönüştü.

Müzakere yasağı

Salı günü Meclis saat 15'te toplandı. Gündem dışı konuşmalar, Hizbullah konusundaki araştırma önergesinin görüşülmesi, komisyonda bekletilen bazı kanun tekliflerinin doğrudan gündeme alınmasının müzakereleri derken saat 18'i buldu. Tüzüğün ikinci maddesine geçildi. Hava gergin, tansiyon yüksekti. Ufak tefek protestolarla, ikinci madde oylandı ve kabul edildi.

Teklifin çerçeve üçüncü maddesi, tüzüğün 81'inci maddeyi değiştiriyordu ve maddeler üzerindeki müzakereyi yasaklıyordu. Hatta maddeler -zaman kaybetmemek için(!)- okunmayacaktı dahi.

Madde 3: Kanun tasarısı ve teklifleri, Genel Kurul'da, aşağıda belirtilen usule göre görüşülür:

a) Tasarı ve teklifin tümü üzerinde görüşme açılır.

b) Soru cevap işlemi yapılır.

c) Tasarı veya teklifin benimsenip benimsenmemesi işaretle oylanır.

d) Benimsenen tasarı veya tekliflerin madde metinleri okutulmaz ve maddeleri üzerinde ayrıca görüşme açılmaz. Ancak madde metinleri tutanakta yer alır.

3'üncü madde, konuşma sürelerini gösteren cümlelerle devam ediyor.

Demek, iktidar, kanunların kapalı bir kutu şeklinde Meclis'ten geçmesini istiyor. Maddeler okutulmayacak; üzerinde görüşülmeyecek; maddeler oylanmayacak bile. Gruplara, sadece geneli üzerinde konuşma hakkı tanınıyor.

Bir madde üzerinde önerge verilmişse, ancak önerge sahibi 5 dakika konuşabiliyor. Madde o zaman tartışmaya açılmış oluyor. Ama her maddeye sadece üç önerge verilebileceği, üstelik iktidar milletvekilleri erken davranıp üç önerge ile kontenjanı doldurabilecekleri için, muhalefet, çoğu kere böyle bir imkândan da mahrum bırakılabilir.

Hakkın suistimali

Nitekim tüzük değişikliği teklifi için, Anap Rize milletvekili Ahmet Kabil, bu yöntemi benimsemişti. Kabil soru ve cevapların süresi için 4 ayrı önerge vererek muhalefetin önünü kesti.

İşte Kabil'in 1'inci maddeye ilişkin önergeleri:

"Soru ve cevap 8 dakikayla sınırlıdır" / "Soru ve cevap 7 dakikayla sınırlıdır" / "Soru ve cevap 5 dakikayla sınırlıdır" / "Soru ve cevap 3 dakikayla sınırlıdır"

Kabil, bu yöntemi diğer maddelerde de kullandı.

Üçüncü maddenin kabulü ile demokrasi çok büyük bir darbe yemiş olacaktı. Zaten MHP Meclis Başkanvekili Murat Sökmenoğlu da, bu durumu içine sindiremediğini bir sorumuz üzerine dile getirdi. Görüşleri zabıtlara şu şekilde geçti:

"Eskiden, kanunlar çift Meclis'te müzakere ediliyordu. Geniş müzakere, demokrasinin esasıdır. İçimize sindirip sindiremediğimi sordunuz; sindiremiyor ve parlamenter sistemin ruhuna aykırı buluyorum. (FP ve DYP sıralarından Bravo... alkışlar)"

Kavakçı'ya DSP protestosu

Ecevit'in Meclis'in ilk açıldığı gün ortaya koyduğu eylemin bir benzeri Salı günü muhalefet tarafından sergilendi.

Şu farkla ki:

1) Ecevit, tüzükte başörtüsü yasağı bulunmamasına rağmen, fiili bir durum yaratarak Yüksek Seçim Kurulu'ndan mazbatasını alan milletvekili Merve Kavakçı'yı, Genel Kurul'dan dışarı attırmıştı.

Oysa, Salı günü, çoğunluk tahakkümü bertaraf edilmeğe çalışılıyordu.

2) FP'liler DSP'lilerin protestosu karşısında fevkâlade nazik davranarak, sıcak temasa geçmemişler; kürsü işgalini kaba kuvvetle sona erdirmeğe çalışmamışlardı.

Halbuki bu defa, bazı MHP'liler ve DSP'liler, demokratik cumhuriyeti koruma çabalarını, güç kullanarak bastırma yolunu seçtiler.

Ecevit'in şikâyet etmeye hakkı yok. Müessif olayların baş sorumlusu odur. Mayıs 1999'dan beri 234 adet kanun çıkaran bir Parlamento'ya, çalışmıyor denilemez. Ayrıca, 10 gün önce Meclis'e sunulan 51 maddelik tüzük teklifinde, soru cevaplar 20 dakikayla sınırlandırılmıştı; milletvekilleri, süresi kısaltılmakla birlikte, grupları adına maddeler üzerinde konuşma yapabiliyordu. 10 gün içinde ne değişti ki, Genel Kurul'da maddeler üzerinde konuşma tamamiyle yasaklandı? Soru cevap süresi ise 10 dakikaya indirildi?

Belli ki, milletin duymasını istemedikleri düzenlemeler gizli kapaklı yasalaştırılacak. Sözgelimi "irtica" dolayısıyla memurların işten atılması, Genel Kurul'da başörtüsü yasağı, medya patronlarının devlet ihalesine girme hakkı vs...

Ecevit, tüzüğün 68'inci maddesine rağmen Ali Ilıksoy'a talimat verdiği için de sorumludur.

Olayların mesuliyetini MHP camiasından ziyade Başbakan'a yüklemek gerekir. Çünkü direktif Ecevit'ten gelmiştir. Muhalefetle uzlaşmaya yanaşmayan da odur.


1 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Nazlı ILICAK

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...