YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Sorumluluğa dâvet

Borsanın anormal davranışlar sergilemesi için fazla bahane gerekmediğini biliyoruz; ama yine de uzmanlara kulak vermekte yarar var: İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, bu haftayı yalpalayarak geçiriyor ve bunun sebebi Fazilet Partisi'nin (FP) kapatılması dâvâsında yaşanan belirsizlikler. Ekonomistler, bir süredir yeniden giriş yapan yabancıların, "Ya FP kapatılırsa" tedirginliği içerisinde tereddüt geçirdiklerini bildiriyorlar.

Hatırlayacaksınız: Anayasa Mahkemesi başkanı Mustafa Bumin, mahkemenin kararının yılın son günlerinde verilebileceğini açıklamıştı. Vaadedilen günün üzerinden haftalar geçti, karar yerine, dâvâyı uzatacak gelişmeler yaşanıyor. Yargıtay'ın yeni başsavcısı, başsavcılığın geçen hafta sonu reddedilmiş bir talebini, başka isimler de katarak, yeniden Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Başvurusunu, borsayı etkilememek için, kapanıştan sonraya denk getirmeyi ihmal etmeyerek...

Yeni başsavcının henüz göz gezdirme fırsatı bulduğu bir dosyaya kendi imzasını vurma heyecanını anlasak bile, dâvâyı biraz daha içinden çıkılmaz hale sokabileceği için, bu son başvuruyu anlamakta zorlanıyoruz. Başsavcı, mahkemenin kararının 'kapatmama' yönünde olacağını haber almıştır da, bunu zorlaştırmak için mi devreye girmiştir? Yoksa, amaç, mahkemenin kararını vermesini geciktirmek midir? Kararın kapatma yönünde, ama 'odak' iddiası sebebiyle olacağını düşünüp siyasi yasaklı sayısını artırma telâşı mı başsavcıyı hareketlendirmiştir? Yoksa, başsavcı, mahkemeye bir 'orta yol' mu teklif etmektedir? Bu soruların cevaplarını bilmiyoruz.

Ancak başsavcı Sabih Kanadoğlu'nun, selefinin giderayak yaptığı konuşmaların kendisini töhmet altında bıraktığı düşüncesiyle devreye girmediğini ummak istiyoruz. Yeni başsavcı, sırf 'hukuka bağlılık' noktasında uyandırdığı beklentiler sebebiyle çok geniş kesimler tarafından olumlu karşılandığını bilmeli. Başsavcının görevi, makamın ve o makamla birlikte anılan hukuk kurumunun siyasallaşmasına izin vermemek olmalı. Sonuna yaklaştığımız FP dâvâsı yeni başsavcıya bunu vurgulama imkânı sağlıyor.

FP türü partiler sadece bizde değil dünyanın bir çok ülkesinde var. Demokrasiler 'majestelerinin hükümeti' ve 'majestelerinin muhalefeti' dönemlerini geride bırakalı çok oldu. Siyaset, değişik eğilimleri içinde barındıran, her deneyimden yararlanmaya bakan bir sanat olarak görülüyor bugün; bu sebeple demokrasilerde en uç fikirlerin bile siyasi sistem içerisinde temsiline özel önem veriliyor. Şiddete başvurmayan veya şiddeti öğütlemeyen her eğilim partileşip iktidar yarışına katılabilir.

Türkiye, siyasetin bu evrensel kurallarına epeyden beri kulak tıkıyor. 12 Eylül anayasasında varolan, siyasi partiler yasasıyla da desteklenen kısıtlayıcı hükümler, her partiyi, istendiğinde kapatılmayla yüzyüze getirebiliyor. Son kapatılan RP'nin, dâvâ açılmadan hemen önce iktidarda bulunduğunu unutmayalım. Cumhuriyet'i kuran CHP'nin, uzun yıllar iktidarda kalmış DP ve AP'nin de kapatılabildiği bir ülke Türkiye... Son kırk yılda kapısına kilit vurulan parti sayısı 30'un üzerinde. Bu, bir dünya rekoru...

Bu bakımdan, bir partinin daha kapatılması kimse için sürpriz teşkil etmeyecek. FP dâvâsı süreci içerisinde hemen herkesin zihni kapatılma yönünde yoğruldu zaten. Temennimiz aksi yönde olsa bile, tahminimiz Anayasa Mahkemesi'nin çoktan beri mâlum olanı ilâm edeceği yönünde. Başsavcının yeni talepler ve ek iddianamelerle devreye girmesinin, bu anlamda, bir kıymet-i harbiyesi yok...

Ama olabilirdi. Yeni başsavcı, selefinin 'radikal demokrasi' anlayışının ülke için hayırlı olmadığı bilinciyle, en azından borsa uzmanları ve parasını Türkiye'ye yatıranların hassasiyetlerini paylaşarak, parti kapatmanın iyi olmadığı görüşüyle harekete geçebilir ve daha önce başsavcının iddianamesinde yer alan katılmadığı hususları belirtme ihtiyacı duyabilirdi. İddianamede, FP'yi İslâm dini ile, İslâm'ı da terör ve irtica birebir ilintileyen cümleler var sözgelimi; bunların hukuki bir metin içerisinde yer alamayacak sübjektiflikte ibareler olduğunu kayıtlara geçirebilirdi pekâlâ. Böylece, Anayasa Mahkemesi'nin işini de kolaylaştırmış olurdu.

FP dâvâsını daha fazla uzatmaya gerek yok; ilgililer, siyaset kurumuna önem veren bizleri düşünmüyorlarsa bile, hiç değilse borsayı düşünsün ve daha sorumlu hareket etsinler...


7 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...