YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Post-modern mi, pre-historik mi?

Sosyolog Nilüfer Göle ile, "28 Şubat" darbesinin "adı" üzerinde tartışıyorduk önceki gün..

Şöyle dedi..

- Artık bu 28 Şubattan "post-modern darbe" diye söz etmekten vazgeçin.. Medyayı kullanarak kamuoyu oluşturdukları için, sizler buna "post-modern darbe" diyorsunuz.. Yani bir çeşit "iletişim darbesi" bu.. Ama, sonuçları itibarıyle, Türkiye "pre-historik" bir ortama sokuldu "Post-modernizm", modernlikten daha ileri bir aşamadır.. 28 Şubat ise, "post" değil, "pre" bir olgudur..

Sonra, bu konu üzerinde uzun uzun tartıştık..

Prof. Göle'nin, doğru düşündüğü kanısına vardım..

"Klasik askeri darbe"lerden ne kadar teknik ve teknolojik farklılıklara sahip olursa olsun, 28 Şubat "geri" bir harekettir..

28 Şubat, Türkiye'nin demokratikleşme çizgisini, kırmıştır.. Gerek siyaset, gerek ekonomi, gerek medya, gerekse düşünce hayatı, rayından çıkartılmıştır.

Kitle iletişim araçları kötüye kullanılarak, kentli orta-kesim seçmenin kafası karıştırılmış, yanıltılmıştır..

"28 Şubat"la "Susurluk" unutturulmuştur.

"Şeriat tehlikesi" manşetleri ve programları karşılığında, medyaya kamu parası aktarılmış ve gazetecilik mesleği yozlaştırılmıştır..

"Özelleştirme" kavramı ile, "kamu pastasının paylaşımı" birbirine karışmıştır 28 Şubatta..

Bankaları boşaltanlar, kendilerini "Atatürkçü" göstererek, kitleyi de, devleti de uyutmuşlardır..

Zaten çözümsüz problemlerle dolu olan Türkiye'nin gündemine, halk ile devletin arasını açacak yeni sorunlar getirilmiştir.. "Başörtüsü Sorunu", bunlara bir örnektir..

28 Şubat öylesine çarpık bir kamuoyu yaratmıştır ki, sonunda, CHP barajın altında kalıp, Millet Meclisi'ne girememiştir..

Sonuçlar, gerek "içeride", gerekse "dışarıda", ortadadır..

21'inci yüzyıl çağdaş uygarlığının temsil ettiği, "uzlaşma", "hoşgörü", "demokratik çoğulculuk", "hukukun üstünlüğü" gibi tüm olgular, şimdi "resmi ideoloji"nin dışındaki ve karşısındaki kavramlardır..

"Türkiye'nin kurucusu" ve Türk halkının "Gazi"si Atatürk, bir avuç bilgisiz, hoyrat, saplantılı azınlık tarafından izole edilmiştir..

"Atatürk"ü şimdi, dünyadan, bilgiden, demokrasiden kopuk, düşünce yerine küfür ve hakaret seslendirmeyi yeğ tutanlar, "Biz Kemalistiz" diyerek, marjinal bir grubun lideri şeklinde sunuyor..

Bir "modernleşme", bir "yenilenme", dünyayla ve Batı uygarlığı ile "bütünleşme" projesi olan "Cumhuriyet"in içeriğinden, "demokrasi" ve "sivillik" öğeleri çıkartılmak isteniliyor..

Tartışılmazların dünyası olan "dini inançlar", özensiz ve jakoben ideolojik içerikle, kışkırtıcı biçimde tartışılıyor..

Buna karşı, tartışılması gereken, siyaset, ekonomi, ideoloji, tarih gibi dünyevi olgular, sansürlü ve ön-yargılı biçimde ele alınabiliyor..

Gerçekten "28 Şubat", post-modern (modern-sonrası) değil, pre-historik (tarih-öncesi) bir ortama sokmuştur Türkiye'yi..

28 Şubat'ın şartlandırdığı tek-görüşlü medya, şimdi "Ermeni meselesi"ni de aynı kafayla ele alıp, Türkiye'yi dış dünya önünde de küçük düşürüyor..

Çağdaşlığın ön-şartı olan "vicdan", "merak", "araştırma" gibi öğelere ağırlık verilmek yerine, dünyanın karşısına sadece "tepki" ve "şovenlik"le çıkılıyor..

- 28 Şubat, resmi ideolojiyi marjinalleştirmiştir..

Devletin ve toplumun önemli kurumları, "fraksiyon" veya "hizip" görüntüsüne girmiştir..

ŞAKA

Biz bize yeteriz!.

Amerika'nın Cumhuriyetçi gazetesi "Washington Times", dünkü başyazısında Ermeni meselesine girmiş..

- Soykırımın Amerikan kongresince kabulünü Clinton engelledi.. Yeni Başkan Bush, bu konuya el atmalı, demiş Washington Post..

Bizim zehir gibi televizyon programcıları, şimdi Amerika'ya dönük kavga programları hazırlayacak demektir..

Ya da bakarsınız, bir savcı, "Amerika'yı kapatmak için", Anayasa Mahkemesi'nde dava açar..

YANLIŞ GÖRÜNTÜ

Mesut Yılmaz'dan Hüsamettin Özkan'a..

28 Şubatın siyaset kesimindeki figürü Mesut Yılmaz'dı!

Özelleştirmeler, ihaleler, kamu kredileri, Mesut Yılmaz'ın egemenlik alanındaydı..

Medya desteği ve transfer edilmiş milletvekillerinin oyları ile başbakan olan Mesut Yılmaz, kartel medyasının da, Korkmaz Yiğit veya Cavit Çağlar benzeri isimlerin de, yol göstericisiydi..

Bu durum, Türk Ticaret Bankası özelleştirmesi sırasında, iyice ortaya çıktı.. Ve Mesut Yılmaz, Meclis tarafından düşürüldü..

Şimdi, haberlere ve söylentilere bakarsanız, bu dönemde de Hüsamettin Özkan, Mesut Yılmaz'ın eski rolünü üstlenmiş gibi görünüyor..

Cumhurbaşkanı Sezer'e veya yolsuzluklara karşı başkaldıran milletvekillerine ya da bunları soruşturan savcılara karşı açılan medyatik yıpratma kampanyalarının arkasında, Hüsamettin Özkan'ın varlığı iddiaları, gündeme getiriliyor..

Hatta "Etibank Dosyası"nın gecikmesi bile, Özkan'a bağlanıyor..

28 Şubatta, durumdan yolsuzluk çıkartanlar, durumdan vazife çıkartanların gücünü "kaldıraç" olarak kullanmıştı..

Dileriz, Hüsamettin Özkan da, iddialardaki gibi, Ecevit'in güçsüzlüğünü aynı şekilde kullanıyor değildir..


7 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet BARLAS

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...