YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Birey değil, şahsiyet; tecrid değil, teşhis

Geçen hafta, "postkolonyal teori ya da özne olmadan asla!" başlıklı yazımda "Müslümanlar'ın, yeni bir medeniyet sıçraması gerçekleştirip gerçekleştiremeyecekleri" sorusunu sormuş ve Wallerstein'ın deyişiyle içinde yaşadığımız "belirsizlikler çağı"nın bizi bu soru üzerinde özellikle düşünmeye zorladığını vurgulamıştım. Bu yazıda bu tartışmayı başka bir bağlamda sürdürmek istiyorum: Esad Coşan Hocaefendi'nin elim bir kaza sonucu vefat etmesi, bu sorunu tasavvuf söylemi ekseninde tartışmaya gerekli kılıyor.

Sözkonusu yazıda, Müslümanlar'ın, yeni bir medeniyet sıçraması gerçekleştirebilmelerinin, öncelikli olarak, yapıp ettikleri her şeyde nesne konumundan özne konumuna geçebilmeleriyle mümkün olabileceğini söylemiştim. Bu saptamanın, sadece yeni bir medeniyet sıçramasının mümkün yollarını belirleyebilmek açısından değil, aynı zamanda Müslüman toplumların nereden nereye gittikleri sorununu (örneğin Batıcı, sosyalist milliyetçi, "İslamcı" tüm söylemlerin ne anlam ifade ettiklerini) anlamak ve anlamlandırmak açısından da temel kalkış noktası olabileceğini düşünüyorum.

Özne-nesne sorunsalı, temelde referans sorunuyla ve daha spesifik olaraksa sahihlik, sahicilik ve özgürlük sorunlarıyla doğrudan ilintili bir sorunsaldır.

Söylemlerini veya projelerini başka kültürlerin kavramları, kodları ve kurumları üzerine inşa etmeye çalışan tüm oluşumlar, hareketler ve toplumlar, asla kendileri olamaz, özgür ve bağımsız hareket edemezler: Özne değil, sürekli olarak nesne olmaya mahkum kalır ve mahpus olurlar. Örneğin Türkiye, Batılılaşan ve Batılı yörüngede olan bir ülke olduğunu söylemekle 'özne'likten vazgeçerek nesne olduğunu ilan etmiştir. Türkiye'nin Ermeni sorunundan, Kıbrıs ve AB sorununa kadar pekçok konuda yapayalnız kalmasının nedenleri burada gizlidir. Eğer Türkiye, özne (=kendisi) olabilseydi, her bakımdan güçlenebilmenin, kendisini güçlü kılabilecek bir 'iddia'ya, 'söz'e sahip olabilmenin imkanlarına sahip olacak ve iliklerine kadar yaşadığı yalnızlık ve kuşatılmışlık halini yaşamayacaktı.

Batı ülkeleri, Türkiye'nin Batı yörüngesinde olmasından son derece hoşnutlar. Ancak Türk elitlerinin ve sözümona "aydın"larının iddia ettiklerinin aksine Türkiye'nin bir Batı ülkesini olmadığını, bunun mümkün olamayacağını düşünmekte ve Türkiye'ye o yüzden hep kuşkuyla bakmaktadırlar. Çünkü Türkiye'de insanların iç ve dış dünyalarını aynı anda anlamlı kılan ve karşılığı olan tek dinamik söylem ve pratik Müslümanlık'tır. Batılı söylem, ideoloji ve projeler, hem bu coğrafyada karşılığı olmadığı için, hem de doğaları gereği, böylesi bir sofistikasyona, dinamizme ve güce sahip değildir: O yüzden Müslümanlığın yerine tepeden, monteleme yoluyla zoraki olarak ikame edilmeye çalışılan (alaturka) Batılı (laik) söylemler ve projeler, hem ülkedeki yapay kavga, çatışma ve çözümsüzlüklerin kaynağı, hem de Müslümanlığın yeniden güçlenmesinin ve pekişmesinin nedenidir.

Ancak toplumun yeniden ve yeni-şekillerde Müslümanlaşması'nın asıl nedeni, Müslümanlığın kendisi ve toplumun Müslümanlık'la kendine özgü şekillerde kurduğu ilişki biçimleridir. Burada tasavvufun yüzyıllardan bu yana belirleyici bir rol oynadığını görüyoruz. Tasavvufu ille de tarikatle birlikte düşünmek gerekmiyor. Türkiye'de toplumun Müslümanlık'la ilişkisi (tasavvuf veya tarikatle organik ilişkisi olsun veya olmasın) sufiyanedir. Sufiyane sözcüğünü, İslami dünya tasavvuru ve hayat idraki olarak alıyorum. Sufiyane tasavvur ve hayat idraki, İslam'ın hem insan, doğa ve toplum idrakinin, hem de sanatsal, düşünsel ve kültürel, faaliyet, tecrübe ve birikiminin özünü, çekirdeğini teşkil eder.

İslami dünya tasavvuru ve hayat idrakinin icat ve inşasında şahsiyet kavramı kilit rol oynar. Şahsiyet sözcüğünü, "müşahhas", "teşhis", "şahsi" gibi "öz-anlam kümesi" içinde düşündüğümüz zaman söylemek istediğim şey daha net anlaşılabilir.

Müslümanlığın tüm olumsuzluklara rağmen dinamizmini yitirmek yerine sürgit devam ettirmesinin nedeni, şahsiyeti, her şeyin temel taşı kabul etmesidir. Şahsiyet, hem bireydir; ama hem de bireyden daha fazla bir şeydir: Birey, tecrid olmuş kişidir. Bireyi söylemlerinin ve eylemlerinin merkezine alan modern Batı kültürü, tüm varlık ve gerçeklik alanlarını birbirinden tecrid eder, atomlaştırır. Kişiliği parçalar; hayatı bölmelere ayırır. Bu durum, cinsler, sınıflar, ırklar, uluslar arasında kesin ve kalın çizgiler ve dolayısıyla çatışmalar ve tahakküm biçimleri icat ve ihdas eder. Oysa şahsiyet, tecrid olan değil, şahsiliğini koruyan ama diğer şahısların teşhis etmelerini kolaylaştıracak kadar müşahhaslaşan, her şahsiyetin bir diğeriyle ortak idrakleri, duyarlıkları, dinamikleri paylaştığı ve paylaştığını bildiği diyalojik bir varlıktır.

Müslüman, güçlü bir şahsiyettir. Güçlü bir şahsiyet, kendini aşmış, tecrid olmayan ve tecrit etmeyen bir insandır. Müslüman şahsiyet, varlıklar âleminin tüm "entite"leriyle (türleriyle) ilişki ve irtibat halindedir. Müslümanlığın, Batılı hayat anlayışının aksine hayatı sadece 'bura'ya ve şimdi'ye hapsetmemesi, aynı anda hem bura, hem de öte ile irtibat ve gerilimi sürgit canlı tutması, her Müslüman'ın güçlü bir 'şahsiyet'te bulunabilecek özelliklere en azından nüve halinde sahip olması, Müslüman toplumlara tüm olumsuzluklara, zorluklara, güçlüklere direnme, sabretme ve zamanla bu olumsuzlukları, güçlükleri aşma gücü, azmi, ümidi, iradesi ve her şeyi dönüştürebilme dinamizmi vermektedir. Tartışmamız daha somut örneklerle sürecek...


7 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Yusuf KAPLAN

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...