YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Yaşamak: Alıştığımız bir şey mi?

Kafama nerden takıldığını bilmesem de, içimde âni bir istek depreşti, "dal demeti" ile "kuş tüyü" üzerinde düşünmek zorunda kaldım. Bunları düşünmeye başlamadan önce elbette "gök parçası" çağrışımını da bu sözlere eklemeden geçmememiz gerektiğini kendimize hatırlatmalıyız. Ve hepsinden önce yaşamanın bir alışkanlık haline gelip gelmediğini sormamız gerekiyor. Alışkanlık haline gelmiş bir yaşantının gene de işimize yarayıp yaramadığı, böyle bir hayatla nereye kadar gidebileceğimiz de sorgulanabilir. Alışkanlık haline gelmiş bir yaşantının giderek kanıksamaya dönüşeceğini de düşünebiliriz. Niçin olmasın? Sürekli tekrarlana tekrarlana, artık üzerimizde etkisi kalmamış bir hayatın kanıksanmış olduğunu niçin düşünmeyelim? Bu düşünme tarzı, insanı, eninde sonunda bizi hayatın saçmalığına kadar götürebilir. Nitekim Camus'yü böyle düşünmeye sevkeden husus hayatın tekdüzeliği, sürekli aynı şeylerin tekrarlanıp durduğu duygusu değil miydi? Bu yüzden Sisyphos'a uygulanan ceza, Camus'ye, cezaların en ağırı gibi görünmemiş midir? Bir kayayı bir tepeye çıkarmaya hüküm giymek.. kayayı tam doruğa ulaştırdığın anda, kayanın oradan yuvarlanması ve mahkûmun bu süreci ebediyyen tekrarlamak zorunda kalması.. Camus, hayatında buna benzer bir zorunluluk olduğunu düşünüyor, bu yüzden de hayat onun gözünde saçmaya dönüşüyordu.

Ama Cahit Sıtkı'nın "...dal demeti, kuş tüyü..." imajı, bizi, hayatı tekdüze olarak düşünmekten alıkoyuyor. Onun Ölümden Sonra şiirinin şu dizeleri, bence, hayatın her ânının tekrarlanmadan yaşandığına delalet ediyor: "Öldük, ölümden bir şeyler umarak./Bir büyük boşlukta bozuldu büyü./Nasıl hatırlamazsın o türküyü,/Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,/Alıştığımız bir şeydi yaşamak."

Ölümün bile, kendisinden bir şeyler umularak gerçekleştirildiği bir hayatta, yaşamak için alıştığımız bir şeydi denilmesi, onun alışkanlık haline getirilmiş olduğu biçiminde yorumlanmasına elverişli görünmüyor. Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü imajları, yaşadığımız hayatın minicik, fakat birbirine benzemeyen, birbiriyle ilintisi (en azından doğrudan ilintisi) bulunmayan ayrıntılarıdır. Böyle ayrıntılardan bile hayatına anlam vermek isteyen birinin hayatının saçmalaşmasına göz yummayacağını kestirebiliriz. Üstelik şair, ölümden sonra dönüp hayata bakıyor: hayata "alıştığımız bir şeydi" diye yaklaşması hiç de ondan usanmışlığı, kanıksamışlığı, bezmişliği dile getirmiyor. Bilakis bu "alışkanlığın" devamını talep eden bir eda buluyoruz bu söyleyişte.

İnsanın hayatını belki de bu küçücük şeyler anlamlı kılıyor. Belki bu küçücük şeylerle hayatımıza bir anlam vermeyi denemeyi düşünmemiz gerekiyor. Kendimizi önümüze "çok büyük" hedefler koymaya veya önümüze koyduğumuz hedefleri gözümüzde büyütmeye terkedelim mi? Veya tersine, hayatımızın içinde bulunan dal demeti, kuş tüyü ve gök parçası gibi ayrıntılara dudak büküp onları küçümseyelim mi?


18 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Rasim Özdenören

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...