YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Muhteşem ikili Ankara'da

Ertuğrul Özkök, 'sevgililer günü'nü, hayatında ilk kez, evinden uzakta geçirmiş. Dokunaklı satırlarını beraberce okuyalım: "Önceki akşam Ankara'daydım. Dolayısıyla 'Sevgililer Günü'nün akşamını Ankara'da geçirdim. Hafızamı geriye doğru bir yokladım. Galiba bir Sevgililer Günü akşamında ilk defa evimin dışındaydım. (..) Sedat ve başka bir erkek arkadaşımızla yemek yemeye karar verdik." (Hürriyet, 16 Şubat 2001)

Ne kadar üzüldüğümü bilemezsiniz. O üzüntüyle, "Hürriyet gazetesi yönetmenini böyle bir günde Ankara'ya getiren, herkesin sevdiğiyle birlikte olduğu geceyi, Sedat Ergin ve kendisinden 'başka bir erkek arkadaşımız' diye söz ettiği kişilerle, o lokanta senin bu gece kulübü bizim geçirmesine sebep olan ne?" sorusuna cevap aradım.

Önce kendisinden 'bir başka erkek arkadaşımız' diye söz edilen kişinin kimliğini açmakta yarar var. Özkök'ün 'sevgililer günü' arkadaşı yabancımız değil: Zafer Mutlu. Yakın zamana kadar rakip medya gruplarının en önemli kişileri artık kader arkadaşı durumundalar ve Ankara'ya beraber geliyorlar. İkili, Ankara gecelerini sık sık paylaştıkları halde, Hürriyet yönetmeninin, Zafer Mutlu'dan 'başka bir erkek arkadaşımız' diye söz etmesi garip...

İkilinin Ankara'ya neden geldiğini herhalde siz de benim gibi merak etmişsinizdir; merakta kalmanıza gönlüm râzı olmaz: İkili, Ankara'ya, BDDK başkanı Zekeriya Temizel ile görüşmeye gelmişti. Gazetelerinin ekonomi bürokrasisi ile içli dışlı olan unsurları, bütün gün, Zekeriya Temizel'in kapısında kamp kurarak görüşmeyi sağlamaya çalıştılar. Randevu öğle saatlerinde bekleniyordu; ancak gecenin bir vaktine kadar alesta beklemelerine rağmen görüşme gerçekleşmedi.

Türk medyasının bir zamanlar biraraya gelseler dağları devirebilecek kadar güçlü olan bu muhteşem ikilisi, Zekeriya Temizel ile ne görüşeceklerdi? Bu sorunun cevabını artık merak etmediğinizi biliyorum. Çünkü, onların 'I Matti' adlı İtalyan lokantasında yemek yedikleri saatlerde, BDDK, Etibank'ın 'tekemmül etmiş' olan 'off-shore' hesaplarıyla ilgili dosyasını İstanbul DGM'ye göndermişti bile. İkili, bu gelişmeyi engellemek için son çare olarak görüşmek istemişlerdi Zekeriya Temizel ile... Temizel'in bu tip 'mahkemeye gönderme' işlemleri için cuma akşamlarını ve borsanın kapandığı saati tercih ettiğini biliyorlardı; "Önümüzde bir gün daha var; Hüsamettin Özkan'la Temizel'in makamına baskın yaparız" rahatlığı içindeydiler...

Muhteşem ikili, BDDK başkanının akıllarından geçeni sezip 'havale' işlemini 24 saat öne çektiğini gecenin bir vaktinde İtalyan lokantasında aldı. Gecenin sonrası için seçtikleri 'Süleyman Nazif' ve 'Siyah-Beyaz' adlı barlar efkârlarının koyuluğuna işaret ediyor. "Utangaç bir şekilde çevremize baktık" diye anlatıyor ruh hallerini Ertuğrul Özkök ve ekliyor: "Ağzımızdan hoş olmayan sözlerin döküldüğü de oldu." Akıllarının ertesi gün patronlarına olayı nasıl aktaracaklarına takılı olduğundan eminim. Sabah ve Hürriyet'in haber toplantılarında, geceden birlikte hazırlanmış, "Merak etmeyin, dosya zayıf, DGM reddedecek..." açıklaması yapıldı, beşuş bir çehre ile...

İkilinin en çok kızdığı kişinin Hüsamettin Özkan olması size garip gelebilir, ama bu doğru. Bazılarının 'gerçek başbakan' adını taktığı DSP'nin güçlü adamı, Etibank operasyonu başladığı ilk günden beri, "Merak etmeyin" deyip duruyor... Tedbiren 'off-shore' hesaplarını kapatmaları aklını veren oymuş; hatta hesapların kapatılmasında kullanılan 10,5 milyon doların bulunmasında yardımcı olduğunu söyleyenler de var. Etibank'ın 'off-shore' hesaplarını ödemede kullanılan paranın Dinç Bilgin-Zafer Mutlu'dan çıkması mümkün değil; sorduğum resmi ağızlar, "Onlar nâmına başkaları ödedi" açıklamasını getirdiler.

Mehmet Barlas ile Nazlı Ilıcak'ın "Endişesi sana mı düştü?" diyeceklerini biliyorum, ama yine de buraya kaydetmekten geri durmayacağım: Hüsamettin Özkan'ın "Merak etmeyin, bir şey olmayacak" yatıştırma sözlerini çok fazla dikkate alan Etibankçıların, Egebank, Sümerbank ve Yurtbank patronlarıyla aynı âkıbeti paylaşmaya onlardan daha moralsiz başlayacakları endişesini taşıyorum ben. Hüsamettin Özkan'a fazlaca umut bağlıyorlar, Zekeriya Temizel'i olağanüstü hafife aldıklarını hissediyorum. Yanlış, yanlış, yanlış...

Bir sorunun zihninizi tırmaladığının farkındayım; "Banka yönetim kurulu üyesi olduğu için, Zafer Mutlu'nun Etibank konusundaki bir temasta bulunması yadırganmaz; peki de, Ertuğrul Özkök'ü, hem de hayatında ilk kez sevgililer gününü evinde değil de barlarda geçirmeye zorlayan ne? Sabah Grubu'nu ilgilendiren bir konuda Doğan Grubu'nun önemli adamı neden kendini paralıyor?"

Bu soruyu kendisine yönelten siyasetçi bir dostuma hükümet içinden bir kaynak şu cevabı verdi: "Sabah Grubu rakibinin güdümünde. Günlük ihtiyaçları onlar karşılıyor ve kurtulmaları konusunda samimiyet gösterisi olarak gazetelerin yöneticileri seferber halde. Şahıslar kurtulamazsa gazeteler kurtulur; onlar da kurtulamazsa Sabah ve diğerleri battı diye bir kaç damla gözyaşı bile dökülebilir..."Artık ne demek istediyse...

"Yazı da yazan bir yönetmenin banka kurtarma işi için şefaatçilik yapması doğru mu?" diye soruyor musunuz gerçekten? Şaka yapıyor olmalısınız...


18 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Taha KIVANÇ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...