YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den

  Arşivden Arama

 

 

Ecevit'in kriz tezgahı

Bülent Ecevit, kendince ustaca ama olan-biteni yakından izleyenler açısından acemice bir "kriz tezgahı" düzenledi ve başta ekonomi, Türkiye'yi allak bullak etti.

"Devlet krizi" diye sunulan ve hükümetin "orkestra şefliği"nde "merkez medya" kullanılarak, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e yönelik bir kampanya dönüştürülmeye çalışılacak "kriz"in nasıl bir "tezgah" olduğunu, kronolojiye bakıp, kolayca ve açıkça görebiliriz.

1. Cumhurbaşkanı, yolsuzluklara ilişkin soruşturmaların, hükümet tarafından savsaklandığı izleniminin kamuoyunda yayılması üzerine Devlet Denetim Kurulu'nu harekete geçirdi. Zaten, Devlet Denetleme Kurulu'nun yapısı bir süre önce, Sezer tarafından kökten değiştirilmişti.

2. Devlet Denetleme Kurulu, kamu bankaları da dahil olmak üzere Zekeriya Temizel'in başkanlığını yaptığı BBDK'nın da görev alanına giren konularda inceleme kararı aldı. Tam bu sırada, aylardır yılan hikayesine dönmüş olan Etibank soruşturmasına ilişkin ilk parti klasörler İstanbul DGM'ye gönderildi.

3. Ecevit, Devlet Denetleme Kurulu'nun harekete geçmesi üzerine, MGK toplantısından bir gün önce Cumhurbaşkanı Sezer'e "denetimin denetimi olur mu" cinsinden öfkeli bir tepkiyle karşı çıktı.

4. MGK toplantısı dün Ecevit'in gecikmesi nedeniyle 15 dakika geç başladı. Toplantı başladıktan 15 dakika sonra Ecevit toplantıyı terketti ve bunun gerekçesini Cumhurbaşkanı'nın "devlet geleneklerine aykırı ve terbiye sınırlarını aşan davranışı"na bağladı. Böylece, tüm kamuoyu ve dünya, "kriz"den haberdar oldu.

5. Başbakan'ın yol açtığı ve ilan ettiği "devlet krizi" borsayı sarstı. Üç saat içinde bankalar sisteminden 5 milyar dolayında dolar çekildi.

6. "Ekonomik deprem"in ardından, Ecevit, hükümetin olağanüstü toplantısından çıkarak, basına açıklama yaptı ve ekonomiye yansıyan "kriz"in sorumlusu olarak Cumhurbaşkanı'nı gösterdi.

Tam bir "yavuz hırsız" manzarası. MGK toplantıları gizlidir. İçerde ne kadar şiddetli tartışmalar olursa olsun, bunlar içerde kaldığı sürece bir "kriz" patlak verebilir miydi? "Kriz", Ecevit'in 15 dakika geç geldiği toplantıyı apartopar terketmesi ve Cumhurbaşkanı'nı "terbiyesizlik"le suçlaması üzerine patlak verdi.

Ahmet Necdet Sezer'i bugünlerde yüzde 95'e varan bir sempati gösteren Türk kamuoyunun, Cumhurbaşkanı'nın "terbiyesi" konusunda hiçbir tereddüdü yoktur. Ama, Ecevit'in "ruh sağlığı ve zihin açıklığı" konusunda çok ciddi kaygılar var.

Ne demiş Sezer, Ecevit'e? "Önüme sürekli olarak hukuka, anayasaya aykırı kararnameler getiriyorsunuz. Anayasa'yı çiğnemediğim için beni de suçluyorsunuz. Kanunlardan, hukuktan haberiniz yok. Devlet Denetleme Kurulu'nu tabii ki çalıştırırım" demiş. Bu sözlerde yanlışlık var mı? Ya bir terbiyesizlik?

Anlaşılan Sezer'in şu sözleri Ecevit'i canevinden vurmuş: "Hükümet yolsuzlukların üzerine gitmiyor. Diz boyu pisliğin içindesiniz… Devlet Denetleme Kurulu niye var? Devlet kurumlarını denetleyip tavsiyelerde bulunmak için. 'Denetimin denetimi olmaz' sözüyle siz bu mercie karşı çıkıyorsunuz. Bu işin içinde yoksa siz de mi varsınız? İstikrar adı altında size yolsuzluk yaptırmam."

Ağır sözler ama hiçbir "terbiye dışı" bir yanı yok. Biz, bunları aylardır yazıyoruz. Sabah gazetesinden biletimizin kesilmesinde, Cumhurbaşkanı'yla aynı dalga boyunda davranmamızın büyük rolü oldu. Sezer'e dün asıl terbiye dışı çıkışı yapan Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan. Şaşırtıcı değil. Ta Ağustos 2000'de ilk kararname krizi çıktığında, el konulan Etibank'ın aynı zamanda Sabah'ın da başında olan yönetimi, bizlere, Hüsamettin Özkan kaynaklı mesajlar gönderiyordu; "Sakın Cumhurbaşkanı'nı arkasında durmayın. İpi çekildi. Karar verildi. Gidecek…" Sabah gazetesinin içinde o günlerde "Gazetenin genel yayın yönetmeni Hüsamettin Özkan" diye espriler yapılıyordu.

O tarihte "Yanlış hesap yapmayın. Cumhurbaşkanı hukukun üstünlüğünden yana ve 7 yıl için işbaşında. Bu hükümetin ömrü yok ama Cumhurbaşkanı'nın var" diye yazdık. "Türkiye'nin Ecevit sorunu" başlıklı ve Etibank-Sabah yönetimini çılgına çeviren yazımız da ağustos ayına ait.

"Kriz" o günlerden tırmanarak bugüne geldi dayandı. Hükümet, yarı-resmi organı haline getirdiği Sabah, daha doğrusu "banka hortumlama" şaibesi altındaki Etibank'ın eski yönetimini kollama uğruna, yolsuzlukları örtbas etme tavrı içine girdi. Bir yandan da, "Beyaz Enerji-Mavi Akım" operasyonunu örtbas etmek için olağanüstü gayret içindeydi.

"Diz boyu pislik"in hükümetin içinde olduğunu ve bu işlerin örtbas edilme ya da saptırılma gayretlerini bizler gibi, namuslu ve hukukçu Cumhurbaşkanı da görüyordu.

İstikrar arıyorsanız, ekonomiyi yolsuzluklardan temizleyip "rasyonalleştirme"niz gerek. İstikrar arıyorsanız, "devlet reformu" gerek. Bu hükümetle bütün bunlar nasıl yapılabilir? Devlet Başkanı, devlete sahip çıkmazsa kim çıkacak?

Son söz: Bu "kriz" yatışmaz. Kronikleşir. Hükümet gittiği ve yolsuzluklar, "hükümet markajı"ndan kurtularak temizlendiği vakit, çözülür…


20 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Cengiz Çandar

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...