![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Bir kaçağın günlüğüTarihte olup bitenleri anlamak isteyenler için hatırâtlar, günlükler, seyahatnâmeler önemli, önemli olduğu kadar da dikkatle kullanılması gereken kaynaklar; çünkü her hatırât hem müdaafa, hem de taarruz belgesi. Hatırâtlar ferdîdir; yansız olmaları beklenmemeli. Hâtırat, yazarın kendi tarihiyle hesaplaşması demek. Günlükler de -sanıldığı gibi- pek öyle masum ve mahrem değiller; çünkü olması gerektiği gibi yalın ve çıplak değiller. Peki seyahatnameler çok mu farklı? Hayır! Onlar da görülenlerin, gezilenlerin bir açıdan görülmüş/gezilmiş olmasıyla, daha açıkçası seyyahın seyriyle ma'lûl. Sadece Fransız seyyahlarınca yazılmış seyahatnâmelerin ne tür saptırmalarla, çarptırmalarla ma'lûl olabileceğini görmek için bile şu çalışmayı okumak -bilhassa iyimser okurların derdine deva olması bakımından- yeterli: Arzu Etensel İldem, Fransız Gezginlerinin Gözüyle Türkler ve Yunanlılar, İstanbul, 2000. Türkçe yazılmış seyahatnâmeler, tabir-i diğerle "seyahat notları", bizlere, tersim edilen manzaralardan ziyade ressamı anlatır. Görülenler hep bir noktadan görülür; her noktadan görmek mümkün değildir çünkü. Günlükleri kişinin özel dünyasının ifşâsı (aynası) sananlar, hatta onları şahsî mahremiyetlerin başkalarınca öğrenilebilmesini mümkün kılan birer itirafnâme olarak algılayanlar yanılırlar; zira bir günlüğün baş-sansürcüsü bizzat o günlüğün yazarıdır. Ve günlükler, benzeri metinler arasında en trajik olanıdır; zira hatırât veya seyahatnâme yazarları en nihayet başkalarını yanıltırlar, yalanı başkalarına söylerler. Oysa günlük yazarları önce kendilerini aldatırlar, kendilerine yalan söylerler; yalanlarının öznesi de nesnesi de kendileridir; "başkaları" teferruattır; günlük yazımında "başkası", günlüğün yazarıdır öncelikle... İstisnası yok mu? Elbette var, fakat bu istisnalar pek nadir. Meselâ Cemil Meriç'in "Jurnal"i bu istisnalardan sadece biri. Siyasî, fikrî, edebî... hangi alanda yazılmış olursa olsun hatırâtlar, tarihin anacaddelerini resmettikleri için kıymet kazanmazlar; bilâkis hatırâtlar ayrıntıları belirgin kıldıkları ölçüde, tarih yolcusuna arka sokakları gezdirebildikleri, tanıtabildikleri kadarıyla bir değer ifade ederler. Ana artelleri, tarihe turistik seyahat yapacak yığınlar gezsinler; zaten turistler için hazırlanmış anacaddeleri çoktur tarihin... Kütüphanelerimiz bu yolculara -birkaç fotoğraf çekebilmeleri ve heyecanlı birkaç anektod kaydedebilmeleri için- lâzım olan muhkem sahneleri gezdirecek kılavuzlarla dolu değil mi? Koca koca ciltler... yığınla isim... sayısız olay... kopuk... ilgisiz... sebepsiz... çerçevesiz... Hatırâtlar... Kafileden ayrılıp güzergâh dışındaki ara sokakları, arka sokakları merak edenler için bulunmaz bir nimet. Yalanlarla, yanlışlarla, kandırmacalarla oynaştırır insanı... kışkırtıcıdır... iddiacıdır... çok kolay ihanet eder bu yüzden... Fakat işvelere aldanmayıp sabırlı olanlar, hemen pes etmeyenler için başarı her zaman mümkün; yeter ki bir tek sokakla yetinilmesin... ileriye... daha ileriye gitmek için gerekli olan o tecessüs, o merak terkedilmesin... Hatırâtların kaybettirdiğini yine hatırâtların kendileri bulduracak, kimsenin kuşkusu olmasın ki bu sefer caddelerin ihtişamı yolcuya ara sokaklardan çok daha başka görünecektir. Misâl mi istiyorsunuz? Dr. Reşid'in günlük ve hatıratını okuyunuz. Ermeni tehcirinin başsorumlusu ilan edilen bir devletadamının hatıralarını... Memleketi için kendisini feda etmekten çekinmeyen, 'feda' ne kelime, intihar eden haysiyetli bir doktorun hatıralarını... Kendisinden Mithat Şükrü Bleda'nın aktarımları vasıtasıyla haberdar olmuştum. Günlük ve hatıratının kaybolduğunu okuyunca "Ne büyük bir kayıp!" diye hayıflanmıştım. Bilal Şimşir'in Malta Sürgünleri'nde İngiliz arşivlerinin yardımıyla onu sokak sokak, ev ev kovalayanların ihtiraslarına tanık olunca merakım daha da şiddetlenmişti. (Dr. Reşid onları "Ermeni tazıları" diye adlandırıyordu.) Bir kaçağın günlüğü... Tutuklanıyor, hapisten kaçıyor, sürekli yer değiştiriyor ve Beşiktaş fulyalıklarında yakalanacağını anlayınca da intihar ediyor. Bütün bu kovalamaca sırasında günlüğüne notlar düşmeyi de ihmal etmiyor. Kelimenin tam anlamıyla bir istisna... Benzeri bulunamayacak bir istisna! Dr. Reşid'in günlük ve hatıratı çoktandır elimizde... Nejdet Bilgi tarafından büyük bir itinayla yayıma hazırlanmış: Dr. Mehmed Reşid Şahingiray: Hayatı ve Hatıraları (İstanbul, 1997). Ah şu ara sokaklar; taşları acı, hüzün ve ihanetle döşenmiş arka sokaklar!
dcundioglu@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|