YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

"Kurthan Hoca Yazıyor" da...

Kurthan Fişek, 18 Şubat 2001 Pazar günü Hürriyet gazetesindeki köşesinde aşağıdaki cümlelerle yazısına başlamış:

"Herşeyimizi miladi takvime göre örgütlediğimiz için, çocukken öğrettilerdi, önce kış, hemen arkasından ilkbahar, sonra yaz, en sonunda da sonbahar gelirdi. Sırf Hazreti İsa kış ortasında doğduğu için..."

Bu satırlar beni şaşırttı ve düşündürdü. Çünkü ben de "her şeyin miladi takvime göre örgütlendiği" bu ülkede öğrenim gördüm ama mevsimlerin sıralanışı, belleğimde Hoca'nın belirttiği gibi değil. Mevsimleri sayarken ben, "ilkbahar, yaz, sonbahar, kış" biçiminde sıralıyorum; önceliği "ilkbahar"a veriyorum.

Çocuklara sorduğumda, onların da benimkiyle aynı sıralamayı yaptıklarını gördüm. Bu sıralama ile okul kitaplarında bize öğretilen sıralamanın farklı olduğunu da sanmıyorum doğrusu.

Bu durum, yani bizim mevsimleri sıralayışımızla Kurthan Hoca'nın sıralayışı arasındaki farklılık, nereden kaynaklanıyor? Bu soru üzerinde düşünürken aklıma gelen olasılıkları da şöyle sıralayabilirim:

1. Kurthan Fişek'in ilkokula başladığı yıllarda (1948- 1949 olmalı) mevsimlerin sıralanışı "kış, ilkbahar, yaz, sonbahar" biçiminde idi; sonra bundan vazgeçildi.

2. Belleği, Kurthan Fişek'i yanıltıyor.

Birinci olasılığın doğru olup olmadığı kolayca denetlenebilir. Ama şimdilik bunu yapacak durumda değilim. Üstelik, içimden bir ses, ikinci olasılığın doğru olduğunu fısıldıyor bana. Öyle sanıyorum ki, Hıristiyan ülkelerde bile, mevsimlerin sıralanışı, "ilkbahar"dan başlatılıyordur. Doğrusu, bu konuda şu anda "kanıt" ya da "tanık" gösterebilecek durumda değilim. Benimki yalnızca güçlü bir sanı. Sanıyorum ki, doğal olan, tarihsel olandan daha güçlü ve belirleyici olmuştur bu konuda.

Kurthan Fişek'in "önce kış... Sırf Hazreti İsa kış ortasında doğduğu için..." yargısını anlamakta, anlamlandırmakta zorlandım. Hoca'nın bilincinde ya da bilinç altında "her şeyimizi miladi takvime göre örgütlememiz"e ya da "Hazreti İsa"ya karşı bir antipati, bir alerji mi var acaba diye sormaktan kendimi alamadım.

Aynı yazıda bugün sözlüklerimizde ve yazım kılavuzlarımızda "iklim" biçiminde yer alan kelimenin "ıklim" diye yazıldığını, böylece mübarek "kaf" harfinin kalınlığının korunduğunu görmekse, beni gülümsetti. "Sen çok yaşa Kurthan Hoca!" dedim.

Ayrıntılar üzerinde dururken, Hoca'nın yazısının özünü göz ardı etmiş olmayayım. Hoca diyor ki: "Bush buşluğunu bildi, kış kışlığını bilmeli!" Bağdat üzerine düşen bombalar ve teknolojinin genel işleyişi ile mevsimlerimizin alt üst oluşu arasında doğrudan bir ilişki olduğu açık. Ve "bizi bulaştırmayın" deme şansımız yok. Keşke buşların, puştların bulaştırmasını beklemeden kendiliğimizden bulaşacak gücümüz ve irademiz olsa!


20 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...