|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Niyet mektubunda IMF'ye verilen teahhütlerin tümünün yerine getirildiği, IMF'nin iç denetçisi gibi bir misyonla hareket eden Kemal Derviş'in ifadesiyle de açık olmasına rağmen, IMF neden Türkiye'ye karşı teahhütlerini yerine getirmiyor? -Bu, bir onursuzluk eğitimi midir? Bir burun sürtme eylemi. Bir sadizm gösterisi... "Güçlü Türkiye" falan söylemiyle dalga geçmek mi? Dolayısıyla IMF yöneticileri ve onun arkasındaki süper güç odağı, bizim başbakanımızın, ekonomiden sorumlu bakanımızın, koalisyon ortaklarımızın ve tüm ekonomi dünyamızın, tüm halkımızın haddini bildirmeye mi çalışmaktadır? Tüm Türkiye'yi ağızlarına baktırma snobluğu ile mi karşı karşıyayız? Kemal Derviş, medyaya "4+2+1 yorumlarını yapmamalıydınız, ona çok alındılar" demeye getiriyor. Yani IMF, ödevimizi yaptığımızı biliyor ama, medya söylemi planında bile "terbiyesizlik" etmemizi kaldıramıyor. Yani "hükümeti, cumhurbaşkanını, iş âlemini falan terbiye ettik, şimdi sıra medya üslubunda", diyor... Genelkurmay başkanımızı bile "Bizi böyle ortada bırakamazlar" gibi konuşmaya mecbur bırakan bir uluslararası devle karşı karşıyayız. "Tevbe tevbe" diyerek parmak kaldırmamız lâzım sabi çocuklar gibi IMF karşısında... Bu mu beklenen? -Bu, başka -yani siyasî- pazarlıklar için bir kanırtma mıdır? Bir dünya sorun var Türkiye'den adım atması beklenen ve ülke, sulugöz bir yakarış-bekleyiş halinde IMF kapılarında... Böyle bir diz çöküş karşısında ekonomi dışı beklentiler oluşmaz mı? Hem oluşsa cevabımız ne olur? Şu an sergilediğimiz çaresizlik, kime başka cür'etler telkin etmez? -Bu MHP'nin milliyetçi hassasiyetlerinin, ekonomisi zayıf ve borç almak zorunda olan bir ülke için, uluslararası piyasada beş para etmez olduğunu anlatma yöntemi midir? Tıpkı, 28 Şubat süreci esnasında Refahyol hükümetini İsrail'e mahkûm etmek, yani Refah Partisi'nin İsrail karşıtı, ant-i siyonist çizgisine diz çöktürmekte olduğu gibi... Refah Partisi üstelik iktidarda iken, İsrail'le ilişkilerin Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik hassasiyetlerini gözardı edecek ölçüde dönüşmesini engelleyemedi. Çünkü Amerika, F-16'ların elektronik modernizasyonunda ayak sürüdü ve "Git meseleni İsrail'le hallet" dedi. Gittik, gidiş o gidiş. İsrail'in Filistin'de çocuk avladığı, İsrail Başbakanı'nın "İnsanlık Suçu"ndan Lahey'de yargılanmasının beklendiği bir zamanda Konya'da müşterek alçak uçuş yapmaya kadar... Ulusrarası irade, biz istedik mi böyle yaparız der gibi bir üslûpla hareket ediyor.... Şimdi de Amerika IMF'yi musallat etti Türkiye'nin başına... MHP sancıdan bunalıyor. Gözler MHP'de... Bir kişinin tayini gibi sudan bir bahane ile MHP'nin oyun alanını daraltıyor IMF. IMF, bir kişinin tayininde bile taviz vermeye yanaşmıyor. Hükümet içindeki rahatsızlığı bilmesine rağmen, bunun Türkiye piyasasını allak bullak edeceğini bilmesine rağmen, ayak diretiyor. Neden? MHP diz çöksün diye... MHP bir daha "Milliyetçilik mi, dersimi aldım" desin diye... -Yoksa bir yan çizme operasyonunun başlangıcı mı bu? Financial Times, İngiltere hükümetinin uyarıları dikkate alarak IMF'nin tüm programı iptal edebileceğinden bahsediyor. Yapılan değerlendirmeye göre, "Faiz oranları düşmüyor, programdan sonuç alınamayacak. Verilen krediler boşa gidiyor. Öyleyse programın uygulanmasında ısrar etmekte yarar yok." İşte asıl alarm bu. IMF 17 program hazırlamış, 17'incisi daha dün akamete uğramış ve büyük iddialarla18'incisi uygulanıyor. Ama "3'üncü kriz" de gündemden düşmüş değil. Üretim yok, ekonomi durmuş, faizler yükseliyor, döviz durmuyor. "IMF programın başarısından emin mi?" Bu soru, sanıldığından daha ciddi... Çünkü kafası karışmış, yan çizme arayışındaki bir IMF'nin şu gözlediğimiz yan çizmeleri Türkiye için gerçekten büyük bedel ödetecek bir davranış. IMF'nin son davranışlarını makul gösterecek hiçbir makul gerekçe yok. Gerekçe olabilir, ama bunların tümünde Türkiye'yi aşağılayan bir şuur altının yansımaları görünür. Burada bir de şunu söylemek lâzım: IMF gibi uluslararası politikaların güdümündeki bir kurumun komplekslerini anlamak-beklemek mümkündür. Bunların hepsi oyunun kuralına dahil olabilir. Zayıf düştünüz ve borç istemeye kalktınız mı, bu burun sürtme tavırlarına da hazır olmalısınız, denebilir. Ama bunun içerden söylenmesini, IMF'nin tavırlarına adeta meşruiyyet tanınarak yapılmasını, IMF'nin sınıf mümessili gibi tavırlar sergilenmesini, IMF'nin tüm dayatmalarını kutsarken, toplumun onur, gurur, haysiyet gibi duyarlılıklarını "Geçin bunları" üslûbunda küçümsemeyi kabul etmek mümkün değildir. IMF haddini aşmıştır. IMF Türk ekonomisini düzeltmekten öte davranışlar içindedir. Türkiye'yi yönetenlerin IMF karşısındaki zaafları topluma, derin bir onur kırılışı olarak yansımaktadır. IMF'nin bunu bilmemesi görmemesi mümkün değildir. Öyleyse bilerek sürdürülen bir onursuzluk telkini vardır. Bir ülkenin haysiyetinin paradan çok daha önemli olduğunu söylemem, belki IMF mümessilleri için uçuk bir tavır olacaktır ama, olayın Türkiye topraklarından böyle göründüğünü de ısrarla vurguluyorum.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |