T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

G Ü N D E M

CHP iktidara hazır

Bugün hiçbir parti CHP kadar iktidara hazır değildir. Bunu samimiyetle söylüyorum. Türkiye'yi yönetmeye hazır hissediyoruz kendimizi. İktidara geldiğimizde Türkiye için ne yapacağımızı biliyoruz.

Derviş'in ülkeye siyasetçi olarak bir katkı yapması için siyasi bir çalışmanın içinde olması lazım. Arkasında halkın desteği olmadan hiçbir uzman Türkiye'nin sorunlarını çözemez..

29. CHP Olağan Kurultay'ında yeniden genel başkan seçilen Deniz Baykal, partisinin yeni politikaları ve ve yeni anlayışını Yeni Şafak'a değerlendirdi. Gazetemizin Ankara Haber Müdürü Abdulkadir Selvi ve parlamento muhabiri Ercan Yavuz'u makamında kabul eden Baykal, CHP'nin yeni vizyonu ve geleceğe dönük stratejisini anlattı. Baykal, kurultayda ortaya koyduğu yeni vizyonun ana hatlarını anlatırken, yapılan hatalardan ders çıkardığını ve iktidara hazır bir parti için tüm hazırlıklarını yaptığını söyledi.

Türkiye bir IMF krizi yaşıyor. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, bu krizin neden ortaya çıktığını bile doğru dürüst anlamadı. 'Beni burdan çek çıkar, kurtar' dercesine bir arayışa girdi. Bu iktidarın aczinin, çaresizliğinin sonucu olmuştur. İktidar ortakları politika koyamamışlardır. IMF ile sağlık ve doğru bir ilişki kurulamamıştır. Doğru ilişki kurmanın ön şartı Türkiye'nin kendi sorunlarına yönelik kendi çözümlerini ortaya koymasıydı. Türkiye bunu yapamamıştır. Dışardan çare istemiştir, dışarısı da programı koymuştur; bunlar da imzayı atmışlardır.

Sizce sorunun özü nerede?

Sorun Türkiye'nin yanlış yönetilmesidir. Türkiye 80'li yılların ortasından itibaren üretmeden tüketmeye, tasarruf etmeden kalkınmaya, sürekli borçlanarak refah içinde yaşamaya inandırıldı. Dünyada hiçbir ülke böyle bir politika ile kalkınmış değildir. Bu aslında kurnazlıktır, gelecek kuşakların cebinden yemektir. Benim bütün siyasi mücadelem, siyasi hayatım 80'li yılların ortasından itibaren uygulanan bu politikaya karşı çıkmak oldu, anlatamadık. Onun modası geçti, sizin anlayışınızın modası geçti deyip, bunu dinazorluk gibi algıladılar.

Titan yöntemiyle ülke yönetilmez

Peki şu an ne yapılması lazım? Çözüm ne?

Türkiye kötü yönetilmiştir ve ağır bir tahribata maruz kalmıştır. Türkiye'nin iyi yönetilmesi lazım. İşin özü; işi ehline vermektir. Titan saadet zinciri mantığı ile ekonomiyi yönetmeye kalkarsanız olacağı budur. 1980'li yıllardan Türkiye Titan zincirinin egemen olmasına seyirci kalmıştır.

Türkiye'nin iyi yönetmesi gereken kadrolar TBMM'de yok mu? Bunu nasıl aşacağız?

Bunu vatandaşla aşacağız. Demokrasi ile aşacağız. Demokrasi dışında bu işler farklı yürüyor. Bir süre önceki Rusya'yı düşünün. Büyük doğal kaynakları, teknik altyapısı ve birikimli insan kaynaklarına sahipti. Ancak yaşlı ve içkiye teslim olmuş Yeltsin'in emrinde Rusya dünyanın sıradan bir ülkesiydi. Kısa bir süre sonra, Putin diye bir adam geldi. İçerde sert bir politika izlemeye başladı. IMF'nin yardımlarını reddetti. Rusya, dünyanın büyük bir ülkesi haline geldi.

Erken seçim çağrısı mı?

- Hayır, hayır. Erken seçim falan çağrısı yapmıyorum. Bir sözüm var. Biliyorsunuz seçim istemeyeceğim dedim. Sözümde duruyorum. Sadece seçime katılacağım. Ama Türkiye'nin iyi yönetime ihtiyacı var. Türkiye'de en yaygın söz, 'elim kırılsaydı da vermeseydim'dir. Dikkat ediyorum, her seçim öncesi partiler sosyal demokrat kesiliyorlar. Bunlar seçim öncesi sosyal demokratları, tatlısu demokratları.

Peki siz neden yapmadınız?

Şimdi onu sorguluyoruz. Bizim görevimiz eksiğimizi noksanımızı düzeltmektir. Biz parlamento dışında kaldığımız dönem içinde bunu yaptık. Bizim de hatalarımız vardı. Eylül kongresinden sonra ben bu yeni anlayışı uygulamaya çalışıyorum. Nedir bu yeni anlayış diye sorarsanız; birinci nokta kendi içinde kavgalı bir parti olmaktan çıkmaya karar verdik. Vatandaşa güven vermenin yolu bu. Bu olmayınca vatandaşa ne vereceksin? Bizim birbirini sevmeyen birbiriyle husumet duyan küçük konfederasyonlara benzer bir yapımız vardı. Bunu aşalım dedik, Yeni ve taze insanları alalım dedik. Buna kızanlar oldu. Ama bu kurultayımız bunu aşma yolunda önemli bir adımdır. Kurultay bana bu desteği verdi. Ben özellikle içine çekilmek istendiğimi tartışmalara bu kongereden itibaren girmemeye karar verdim. Kurultay'da Günay'ın iddialarına bu yüzden cevap vermedim.

Kurultayda Deniz Baykal, iç mücadeleleri bir tarafa iten, dış mücadeleye hazırlanan bir söylemle karşımıza çıktı.

Bu kurultay bu konuda bir aşamadır. CHP bugün demokratik yarışmasını tartışmasını yapmış ama bugün iç tartışmalara, mücadelelere son vermiş, kendi içinde kaynaşmış, bütünleşmiş bir partidir. Benim Türkiye'ye CHP'yi hazırlamak, Türkiye'nin sorunlarını çözecek bir parti haline getirmek için kendi eksikliklerimizi düzeltme yolunda önemli bir aşamayı geçtik. Niye vatandaş bize oy vermiyor diye sorduğumuzda, kavgalardan bıktığı cevabını aldık. İkinci nokta, siyaseti siyasetçilerin iç işi olmaktan çıkarmak lazım. Siyaseti kendi çıkarların için değil de memleket yararı için yapanları kazanmaya çalışıyoruz. Türkiyede böyle insanlar var. Türkiye'nin sorunlarını siyasetçi çözer, parlamentodaki 550 kişi çözer diye bir şey yoktur.

Ne yapacağımızı biliyoruz

Bugünden itibaren ne yapacaksınız?

Cumartesi günü (bugün) Parti Meclisimizi toplayıp, yeni Merkez Yönetim Kurulumuzu seçeğiz. Görev dağılımı yapacağız, çalışma programı hazırlayıp çalışmalarımaza başlayacağız. Çalışmalarımızın mutfak hazırlığı ile ilgili kısmı var, Anadolu'ya yönelik kısmı var. Her ikisini de ciddiyetle yerine getireceğiz. Mutfak hazırlıklarımız çok iyi noktada. Bugün hiçbir parti CHP kadar iktidara hazır değildir. Bunu samimiyetle söylüyorum. Türkiye'yi yönetmeye hazırız. İktidara geldiğimizde ne yapacağımızı biliyoruz.

Kurultay öncesinde yapılan yorumlarda 'Anadolu Solunun' tartışılacağı vurgulanıyordu. Siz konuya fazla değinmediniz.

Kurultayın daha farklı kaygıları vardır. Daha farklı bir tartışma konusu taşındı kurultaya, ister istemez bu tür konular ikinci plana itildi. Anadolu solunu biz parti içi eğitimde esas alacağız, sürekli değerlendireceğiz. Anadolu Solu anlayışının dışına çıkmamız mümkün değil.

Devletçi bir parti olarak bilinen CHP insan endeksli bir politika izlemeye karar verdi. Bu değişiklik niye?

Bizim sosyal demokrasi anlayışımız devlet öncelikli değil, toplum önceliklidir. Biz kendimizi devletin talimatını halka taşımakla görevli bir siyasi parti olarak görmüyoruz. İnsan için siyaset yapıyoruz. Önce insan vardır, insan toplumu, toplum da devleti oluşturur. Devlet toplumu oluşturamaz. Devletten insana gidilmez, insandan devlete gidilir. Devleti toplumla barışık, bütünleşik bir noktaya getirmek istiyoruz. Bu temel bir anlayışımızdır. İnsan resmiyeti kullanamaz. Somut insanımızdan yola çıkacağız. İnsan resmiyetin kurbanı olamaz.

Beni başbakan görmediniz

Israrla CHP'nin hiç iktidara gelmediğini vurguluyorsunuz. 1991 seçimlerinden sonraki hükümeti nasıl değerlendirmek gerekir?

İki yanılgıdan bizi kurtarın ne olur! Birincisi bütün partiler aynı. Hayır biz aynı değiliz. Ahlakımız, ilkelerimiz farklı bir partiyiz. İkincisi ise; 'sizi de gördük'. Hayır biz iktidar olmadık. Biz dediğin ya CHP'dir, ya da CHP'li yönetim kadrolarıdır. İkimizde iktidarda hiç olmadık. Bizim, iktidar sorumluluğumuz 30 Ekim 1995'te kurulan ve 24 Aralık'ta seçimle sonuçlanan 54 günlük hükümettir. Orda da, hiçbir icraat yapmadan Türkiye'yi seçime götürdük. Türkiye bizi görmedi, beni başbakan olarak görmedi.



7 Temmuz 2001
Cumartesi
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED