|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Geçtiğimiz günlerde İMF Başkan yardımcısı Stanley FİSHER'in son derece ilginç bir açıklaması oldu. FİSHER, hükümet değişse dahi programın uygulanmaya devam edeceğini, söylüyor. Yani bu hükümet ya da başka hükümetler gidebilir, ancak, şu anda uygulanan program değişmez, uygulanmaya devam eder deniliyor. Hatırlatmakta fayda var. Program olarak tanımlanabilecek tutarlı ve sistematik bir çalışma ortaya konulmamıştır. Programın faiz ve kur hedefi bulunmamaktadır. Enflasyon hedefinin dostlar alışverişte görsün mantığıyla belirlendiği çok açık olup hedefin tutmayacağı bugünden belli olmuştur. Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı adı altında, yabancı sermayenin Türkiye ekonomisini teslim almasının alt yapısı oluşturulmaktadır. Finans ve tarım sektörünün zayıflatılıp, yabancı yatırımcıya altın tepsi içinde sunulması sürecinde direnç noktası kalmamıştır. Bu çerçevede Sayın Enis ÖKSÜZ'ün ifa ettiği görevin önemli olduğunu bakanlıktan ayrıldıktan sonra daha iyi anlıyoruz. Bundan sonra hükümet,ülkemizin geleceğini tehlikeye sokacak ve ipotek altına alacak İMF ve Kemal Derviş imzalı kararları süratli bir şekilde uygulamaya koyacaktır. Sayın ÖKSÜZ'ün gidişinden sonra MHP ekonomik konularda karar alma sürecinin tamamen dışına itilmiş olmaktadır. Özellikle bankacılık sektörünün yabancı sermayenin kontrolüne geçmesi halinde maliyetin ne olacağını görmek için Salı günü yaşanan krizin detayına bakılması yeterli olacaktır. Krizde yabancı bankaların rolü
Salı günü dövizdeki patlamayı yabancı bankalar körüklemiş ve spekülatif işlemlerini yoğunlaştırmışlardır. Merkez Bankası ve BDDK yabancı bankaların spekülatif işlemlerine engel olamamaktadır. Kamu bankalarının özelleştirilmesinden sonra yabancı bankaların finans sektöründeki ağırlıkları daha fazla hissedilecektir. Zira, mali yapıları zayıflamış ve iyice hırpalanmış olan yerli bankaların, güçlü sermaye yapısına sahip yabancı bankalarla rekabet edebilmeleri mümkün değildir. Vakıfbank'ın özelleştirilmesine ilişkin kararname imzaya açılmış bulunmaktadır. MHP kanadının direnci tamamen kırıldığı için bu tür kararların ve kanunların yıldırım hızıyla tamamlanması beklenebilir. Esas konuya dönelim: İMF'nin Başkan Yardımcısı, gelecekte hükümetlerin uygulayacakları para ve maliye politikalarının içeriği konusunda nasıl bu kadar emin olabilmektedir? Nasıl bu kadar kesin konuşabilmektedir? Tartışmanın siyasi boyutunu bir tarafa bırakırsak, senaryoyu şu şekilde özetleyebiliriz: Mevcut hükümetle İMF'nin istediği tüm düzenlemeler yapılacak. Kamu bankaları özelleştirilecek. Bankacılık sektörü yabancıların hakimiyetine girecek. Bütçe açıklarını borçlanma yoluyla kapatmak zorunda kalacak olan hükümetlerin para ve kur politikaları, hükümetlerin borç kaynağı olacak yabancı bankalar tarafından yönlendirilecek. Tıpkı Galata bankerleri gibi. İç ve dış borç batağına saplanan Türkiye'nin borç stoku artmaya devam edecek. İMF'den kullanılan krediler ülkenin dış borç miktarını artıracak. Artan iç ve dış borçların döndürülebilmesi için her yıl asgari 35-40 milyar dolara ihtiyaç olacaktır. Dış borç temin etmenin anahtarı ise İMF'de bulunacaktır. Hangi hükümet gelirse gelsin, radikal, köklü ve aynı zamanda riskli tedbirler almadığı sürece İMF'nin politikalarını uygulamak durumunda kalacaktır. Aksi halde İMF, bir günde dövizin fiyatının ikiye katlanmasını sağlayabilir. Gelecek hükümetler ani ve yüksek devalüasyonun siyasi bedelini ödemek istemeyecekler ve ekonomi yönetimi İMF'ye teslim edilecek. Diğer taraftan ekonomi yönetimi siyasetin dışına çıkarılacak ve İMF güdümlü, siyasi sorumluluğu olmayan bürokratlar söz sahibi olacak. Bankacılık ve enerji alanında olduğu gibi üst kurullar oluşturulması, siyasetin ekonomi üzerindeki belirleyiciliğinin ortadan kaldırılması projesinin araçları olarak karşımıza çıkmaktadır. Stanley Fisher bunları düşünerek, hükümetler değişse dahi programın değişmeyeceğini iddia ediyor. Dövizdeki hareket
Son iki gündür dövizin fiyatında meydana gelen düşüş kalıcı değildir. Dikensiz gül bahçesine döndürülen hükümeti ayakta tutarak istenilen düzenlemelerin hayata geçirilmesi amaçlanmaktadır. Merkez Bankası döviz fiyatlarına müdahele etmektedir. Sonbahar aylarına kadar dövizdeki küçük oranlı artışlar devam edecektir. Kemal Derviş'in programında revizyona gidilmediği takdirde dananın kuyruğu sonbaharda kopacaktır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |