|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kemal Derviş'in bu kadar çabuk yıpranacağına, bu kadar çabuk “alaturka politikacı” ilan edileceğine asla ihtimal vermezdim. Çünkü, “Amerika müteahhitine kıyak yapmakla” suçlanan gazetede, Kemal Derviş için “Vatanın ona ihtiyacı” var manşetini ve “Kurtar bizi Kemal Derviş!” mealli yazılara sık sık rastlıyorduk. Ne oldu da birden bire Kemal Derviş “tu kaka” edilmeye başlandı? Neler olduğunu bilemiyoruz ama sanırım Kemal Derviş'in ipini ilk önce IMF çekti. “Kemal Derviş olmadan da program düzenli bir şekilde yürüyebilir” diyerek, Kemal Derviş'in “artık görevini yaptığını” ima ettiler. Oysa Kemal Derviş, “erken seçim” lafını ederek işe çok hızlı başlamıştı. Hatta ben bu hızlı girişi, “Derviş ekonomideki başarısızlığı gördü, kaçacak” şeklinde değerlendirmiş, sonra da yanıldığımı söyleyerek, “Kemal Derviş, Türkiye siyasetinde mevzi kapma peşinde” demiş ve Amerika'nın Derviş'i yönetime hazırladığını yazmıştım. Amerikan Büyükelçisi Pearson, zaman zaman Kemal Derviş'le “baş başa” yemek yiyip, görüş alışverişinde bulunuyor, Derviş de, Amerika'ya her gidişinde Başkan Yardımcısı Dick Cheney ile yine “baş başa” görüşüyordu. Derviş'in “seçim ekonomiyi etkilemez” diyerek, erken seçim istemesinden bir süre sonra Amerika'da ve Avrupa'da Kemal Derviş'i “Atatürk'e bile benzeten övgü” kampanyaları başlamıştı. Kemal Derviş, Amerika'dan “kurtarıcı” olarak gönderilip, ekonomide bir “başarı” sağlayamıyor ama “başarısızlığının faturasını” bürokratlara çıkarıp, bir de siyasetçilere gönderme yapıyordu. “Şu anda durumun çok iyi olduğunu iddia edemem. Parçalanmış bir yönetim, son derece kısır çekişmeler içinde olan bir bürokratik yapı ve bu yapıyı toparlayacak güçlü bir eşgüdüm de yok. Bu maalesef böyle” diyordu. Kemal Derviş kendisini “havalara uçuran müritlerinin” sözlerine iyice inanmış gibiydi. Onun için kalkıp “olmayacakların” peşine düştü. Asla bir araya gelemeyecek olanları bir araya getirmeye kalkıştı. Yani “havanda su dövdü.” CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, dün son noktayı koydu. “Merkez solda birlik arıyorum” diyen Kemal Derviş'i “merkez solun tarihi çatısı” altında birlik aramaya çağırdı. Deniz Baykal, Erdal İnönü'nün, merkez solda birlik arayan Derviş'e söylediği “kimse koltuğunu bırakmaz” sözünü doğrulayacak açıklamasını yaptı. İsmail Cem de yeni sahibi olduğu koltuğu bırakacak gibi görünmüyor. O da “Partilerin yaptığı ittifaklar halkın da, benim de umurumda değil. Derviş hareketimizi belirlemez, etkiler” diyerek, kendi konumunu sağlama almaya bakıyor. Tabi bu sözü söylerken, “güdümlü kamuoyu yoklamaları” da kendisine cesaret veriyor. Daha teşkilatını kuramamış bir parti olmasına rağmen alacakları oyun ay sonu yüzde 20'yi bulacağını bile iddia ediyor. İsmail Cem'in ve Kemal Derviş'in de içinde bulunduğu bu iktidar Türkiye'yi ne hale getirmiş bir bakalım? Türkiye “yangın yerine” dönmüş, işsizlik Türk insanını “cinnet noktasına” vardırmış, sokaklar işten atılmış milyonlarca insanı tarafından doldurulmuş, esnaflar, memurlar sokaklara dökülmüş, çiftçi perişan, Başbakanlık önünde hemen hemen her gün yapılan “protesto eylemleri” ancak başbakan “hasta” olunca durabilmiş. Binlerce iş yeri kapanmış. Bütün bunlara sebep olanlar, özelleştirme adı altında eşe dosta şirketleri “yok pahasına” satanlar, şimdi “oy istemeye” ve “ülke yönetmeye” talip oluyorlar. Ama hala ne yapacaklarını bilemeden. Daha Kemal Derviş'in kafası yerli yerinde gelmiş değil. “Merkez solda birlik” deyip, merkez sağdaki partilerle ittifak arayan, bütün partileri tek tek dolaşarak, herkese “mavi boncuk” dağıtan Kemal Derviş, henüz kendi “tercihini” yapmış, partisini seçmiş bile değil. Türkiye'nin kurtuluşu “ekonomik büyümeyi” sağlayarak olur. Onun için “Türkiye'yi ve Türk insanını tanıyan onun doğal davranışlarını bilen insanların” sözlerine ve “çözüm önerilerine” kulak verelim görevi onlara devredelim.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |