|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir toplum için "istikrar" mı, yoksa "adalet" mi önemlidir? Böyle bir soruya muhatap olan birinin her ikisinin de önemli olduğunu ve birini tercihle karşı karşıya kalmanın anlamsız olduğunu söylemesi mümkün. Ne var ki demokratik siyasal toplumlarda "istikrar" ile "adalet"in aynı anda gerçekleştirilmesinin imkansız olduğu bilinmektedir. Bu iki durumun temininde en önemli rolü seçim sistemleri oynamaktadır. Bu bakımdan seçim sistemine ilişkin bir tartışma ister istemez "istikrar" mı "adalet" mi tartışmasına dönüşmektedir. Bir siyasal toplum için hem "istikrar"ın, hem de "adalet"in önemli olduğunu belirtmeye gerek yoktur. Ama genelde şöyle bir ortak kanaat mevcuttur; kalkınma çabası içinde bulunan toplumlar için "istikrar" daha önemlidir. Çünkü bir toplumda "istikrar" yoksa toplumun kalkınma çabalarını başarıyla sürdürebilmesi, planlarını uygulayabilmesi imkansızdır. Toplum enerjisinin ve vaktinin büyük bölümünü istikrarsız yönetime ilişkin tartışmalarla, hükümet problemleriyle ve devamlı yap-boz halini alan uygulamalarla geçirir. Sağlıklı yönetimler kurulamadığından plan ve projeler başarıyla uygulanamaz ve ülke kalkınma çabasında başarısız olur. Buna karşılık kalkınmada belli bir düzeyin üzerine çıkan toplumlarda ise "adalet" daha da önemli bir değerdir ve bunun gerçekleştirilmesi için çalışmak gerekir. İnsanlar belli bir düzeyin üzerine çıktıklarından adalet gibi, hürriyet gibi, eşitlik gibi insani değerlere ve ilkelere daha önem verirler ve bunları gerçekleştirmek için çaba gösterirler. Bu değerleri gerçekleştirdikleri oranda da mutlu olurlar. 1876'dan beri seçim sistemini tartışmaktayız Türkiye ta seçim olgusuyla tanıştığı 1876'dan bu yana seçim sistemini tartışan bir ülkedir. 1945'e kadar Osmanlı Devleti'ndeki sistemin devamı niteliğindeki iki dereceli, kısıtlı oya dayalı sistemi sürdürmüştür. Çok partili rejime geçildikten sonra ise farklı seçim sistemleri uygulanmıştır. Bu bakımdan nerede ise Türkiye'nin denemediği bir sistem kalmamıştır, ama yine de hâlâ seçim sistemini tartıştığımıza göre bir türlü en uygun olanını bulamamışız demektir. İki seçim sisteminden Nispi Temsil Sistemi, "adalet"in gerçekleşmesine hizmet ederken Çoğunluk Sistemi "istikrar"a yardımcı olmaktadır. Bir de bu iki sistemin birbiriyle bütünleştirilerek ortaya çıkarılan Karma Sistem'den söz edilebilir ki bunda hem adalet, hem de istikrarın sağlanmasına hizmet edilmesi amaçlanır. Bu durumda bir ülke diyelim ki Çoğunluk Sistemi'ni benimsemişse kaçınılmaz olarak "istikrar"ı tercih etmiş ve "adalet"in gerçekleşmesini önemsememiş demektir. Tersi durumda ise yani Nispi Temsil Sistemi'nin benimsenmesi halinde ise "adalet"in tesisi "istikrar"ın önüne geçmektedir. Nispi Temsil Sistemi'ni benimsemiş bir ülkenin istikrarsızlıktan şikayet etmesi, yahut Çoğunluk Sistemi'ni uygulayan bir ülkenin "adalet"sizlikten şikayet etmesinin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü başka türlüsü olamaz. Öyle ise ortadaki temel sorun nedir? Temel sorun ülke adına seçim sistemine karar verecek "yasa koyucu"nun tercihinde düğümlenmektedir. Genellikle Kurucu İktidarı temsil eden yasa koyucu, ülkesi için "istikrar"dan yahut "adalet"den yana bir tercihte bulunmaktadır. Tercihini "istikrar"dan yana yapması durumunda Çoğunluk Sistemi'ni, "adalet"den yana yapması durumunda ise Nispi Temsil Sistemi'ni yasalaştırması söz konusu olmaktadır. Türkiye Çoğunluk Sistemi'ni uyguladığı 1960'a kadar bir "istikrar" sorunu yaşamadı. Çünkü sistem bunu sağlayacak özelliklere sahipti. Ama ciddi bir "adalet" sorunu yaşadı. Toplum kesimleri Meclis'te büyüklükleri oranında temsil imkanı bulamadı. 1961'den bu yana da "adalet" ilkesine önem veren Nispi Temsil Sistemi uygulanmaktadır. Bu sistemde "adalet"li şekilde toplum kesimleri Meclis'te büyüklükleri oranında temsil imkanı bulmaktadırlar. Ama ciddi bir "istikrar" sorunu ortaya çıkmaktadır. 1980'den sonra bu sistem içerisinde yapılan bazı düzenlemelerle "istikrar"ın yakalanmasına çalışıldı. Sonuç ortada. Şu kadar yıllık uygulama ne "istikrar" temin ediyor ne de "adalet" sağlayabiliyor. Peki yapılacak şey ne? Her şeyden önce "istikrar" ile "adalet" ilkeleri arasındaki tercihini yeniden gözden geçirmek gerekmektedir. Sizce hangisi önemli? İstikrar mı, adalet mi?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |