T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Partiler hareketli

Anap'ta beklenen yaprak dökümü başgösterdi. Siyaset, başarısızlık kabul etmez. Anap'ın barajın altında kalacağının anlaşılmasıyla birlikte, Yılmaz'a yönelik eleştirilerin dozu arttı. Yaşar Okuyan istifa etti. Eski İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu ve eski Turizm Bakanı Erkan Mumcu'nun istifanın eşiğinde olduğu belirtiliyor.

Anap'ın ağır topları

Anaplı bu üç isimin her birinin kamuoyuna sempatik gelen özellikleri var.

Yaşar Okuyan, Yalova'dan bağımsız olarak da seçilebilir. Ama Anaplı olsa, partisi dolayısıyla baraja takılacaktır. Bu duruma, bir de Yılmaz'ın, İş Güvencesi Yasası karşısındaki tavrını da ilâve ederseniz, Okuyan'ın partisinde kalmamasına hak verirsiniz.

Başesgioğlu, çok daha önceden, seçimin kapısı aralanmadan Anap'ı terk etseydi, itibarını ve inandırıcılığını arttırırdı. "AK Parti'ye geçit verilmeyecek, asker engel çıkaracak" dedikodusuna kendisini kaptırdı; ayrıca yılların Anaplısıydı; ve her taş yerinde ağırdı. Bu mülâhazalarla Anap'ı terk etmedi.

Erkan Mumcu ise, kendisini Yılmaz'a rakip görüyor. Halbuki genç yaşına rağmen kazandığı tecrübeyle, Türkiye'de liderlerin rakiplerini yaşatmadığını idrak etmeli. Tek istisna Fazilet ve Recai Kutan'dı.

Diyeceksiniz, o da ipleri, Anap'ın baraja takılacağını anladıktan sonra kopardı.

Ne yapacaksınız... Siyaset bu. Genel başkanlar padişah gibi; çoğu, kat'i itaat bekliyor. Yılmaz, İlhan Kesici'yi, teşkilâttan en fazla oy almasına rağmen biçmedi mi? Erkan Mumcu'nun da suçu, teşkilât tarafından desteklenmesi.

Bakalım Anap'ın bu üç ağır topu ne yapacak?

Yaşar Okuyan'ı Yalova seçer ama, diğer iki siyasetçi, bir parti çatısı altına girmeden milletvekili olamaz.

Siyaseti bırakmak istemiyorlarsa ya AK Parti'ye, ya da DYP'ye girecekler.

Bayar'ın kaderi

Erkan Mumcu'nun Anap'ta kalıp, seçim sonrası başkanlık mücadelesi yürütmesi, hem kendisinin, hem de partisinin yararınadır. Kimbilir, bir başka seçimde belki seçmen, başında Erkan Mumcu'nun bulunduğu Anap'a teveccüh gösterir.

Siyasette sabır ve azmin başarıda önemli bir rolü vardır. Medyada çıkan bir kaç yazıyla bir yerlere gelinemeyeceğini muhakkak Erkan Mumcu da bilir.

Nitekim Mehmet Ali Bayar bunun son ve çarpıcı bir örneğidir.

Ne oldu, "Makûl çoğunluk" diye manşet atan ve Mehmet Ali Bayar'ı kurtarıcı gibi takdim eden Hürriyet?

Siyaset mühendisleri, A planı tutmayınca, B planını uygulamaya koyuldular. Hiç değilse Derviş'in de içinde bulunduğu bir CHP'nin iktidara gelmesini şimdi destekliyorlar.

Mehmet Ali Bayar gündemden düştü. Bayar'ın İsmail Cem ile işbirliği zaten yapay bir görüntü veriyordu. Belki, Yeni Türkiye de, devlet yardımına hak kazanmak amacıyla bu beraberliği istemişti. Çünkü YTP'nin 3'ten fazla milletvekili mevcuttu; Demokrat Türkiye Partisi (DTP) ise, yardım almak için şart koşulan kadar ilde teşkilâtını kurmuştu.

Doğru tercih

Artık Bayar tabiî mecrasına giriyor. Çiller ile biraraya gelmesi doğru bir tercihtir.

Bayar'ın Süleyman Demirel'in teşvikiyle Yeni Türkiye Partisi'ni seçtiği iddiası doğruysa, Demirel bu işte yanlış yapmıştır. "İdeolojik ayırım, sol-sağ farklılığı kalmadı" diyenlere aldanmıştır.

Sol dediğimiz ekip, hiçbir mazisi olmayan Bayar'ı kabul ediyor; ama, muhafazakâr misyonun taşıyıcılarından biri olan Demirel'e kolayca burun kıvırıyor. Bayar'ı, Demirel'in desteklemesini bir nâkıse olarak kabul ediyor. Tıpkı Bayar'ın cuma namazı kılmasını onaylamaması gibi.

"Birlikte hareket ederiz. Ama her şeyi inkâr edip, bize benzeyeceksin" Onların tek şartı bu.

28 Şubat döneminde Demirel de o ekibe benzedi. Bu yüzden "iyi cumhurbaşkanıydı" Başarılı bulundu. Geniş halk kitlelerinin desteğini çektiği Demirel'e, Kartel medyası kucak açmıştı. Demirel, Cumhurbaşkanlığı döneminde Kanal 7'ye çıkmayı bir tek sefer dahi kabul etmedi. "Çoban Sülü", 9'uncu Senfoni'yi benimsedi. Ama onlar Çoban Sülü'yü hiçbir zaman samimiyetle sevmedi.

*   *   *

Mehmet Ali Bayar-Tansu Çiller beraberliği ve Demirel'in desteği, DYP için bir kazançtır. Neticede DTP, 28 Şubat şartlarının doğurduğu sun'i bir partiydi. Ve bu partide Hüsamettin Cindoruk, İsmet Sezgin gibi DYP'nin ağır topları yer almıştı.

Tansu Çiller, Mehmet Ali Bayar ile işbirliği yaparsa, mazisi ile de barışmış olacak. Bence önemli bir adım.

Meclis'te DYP'ye ihtiyaç var. Ama, anketlere bakılırsa bu partinin oyu baraj sınırında dolaşıyor. Büyük şehirlerden ve gençlerden destek alamıyor. Hatta Tansu Çiller'in İstanbul'dan seçilip seçilemeyeceği bile tartışılıyor. Geçen sefer, Çiller, -CHP'nin baraj altında kalmasıyla- kılpayı seçilememekten kendini kurtarmıştı.

CHP liberalleşiyor

Derviş'in ne yapmak istediği de artık iyice anlaşıldı.

CHP doğru tercih. Derviş bu partiyi daha liberal bir çizigiye doğru taşıyacak. Büyük sermayenin kuşkularını kıran bir işlev üstlenecek. Deniz Baykal, dönüşümü zaten daha önce başlatmıştı. Derviş, Baykal'ın açıklamalarına bazı çevrelerde, inandırıcılık kazandıracak.

Derviş'in ekonomide liberal görüşleri benimsediğini biliyoruz ama sosyal konularda devletin resmi görüşünden yana olduğu şüphesini taşıyoruz. Bizde sol, bir türlü jakoben tavırlardan kurtulamadığı için, milletle kucaklaşamamış, daha ziyade seçkinlerin, "aydınların" partisi olarak kalmıştır.

Sol-sağ arasındaki paylaşımın % 30-% 70 olmasının sebebi bu.

Sadece iki seçimde, Karaoğlan mucizesi yaşandı. CHP'nin oy oranı 1973'te % 33.3 oldu; 1977'de ise % 40'ı aştı.

Bakalım Baykal-Derviş ikilisi, bu dönem olmasa bile, bir sonraki seçimde, yeni bir Karaoğlan efsanesi yaratabilecekler mi?

Şimdilik solun sosyolojik tabanı, yani, yoksullar, mazlum ve mağdurlar AK Parti'yi destekliyor.


22 Ağustos 2002
Perşembe
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED