|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Başkalarının mutsuzlukları en lezzetli abur cubur olmuştur bu pespaye insanlık aleminde. İroniyle elele bir indirime tabi tutulur herşey, eğer olan bitenler kendine dair değilse. Anlatıcının sonu gelmeyecekmiş gibi duran kesik cümleleri, yürüdüğü ince zemindeki hakimiyetini kaybederek düşüverecekmiş hissi veren kelimeleri, sabit bir yere oturtulamayan elleri, kolları; dinleyende 'iyi ki benim başıma gelmemiş'lerle 'tahtaya vurma'lardan öte, çok az şeye dokunur. Böyledir yani. Bu sahnenin öznesi olmama durumuna şükredilerek, içten içe duyulan utanç verici haz, o manzarayı, o manzaranın müsebbibi şahsiyeti ve onun önünüze sere serpe dağıttığı özel hesaplaşmaları da bir anda değersiz hale getirir her nedense. Kötü çocuklardır çünkü karşıdakiler, suçlu. Oturmaya değil, yığılmaya yarayan sandalyeler üzerinde düştü düşecek bir tavırla dururken, dövüle dövüle itaat etmeyi öğrenmiş, sadece bir bakışla her türlü şaklabanlığı denemeye hazır sokak köpekleri gibidirler... Suçludurlar tamam, ama hayat karşısında 1-0 yenik duruma düşmenin tonlarca ağırlığı vardır omuzlarında ve beklerler. Bir 'seni anlıyorum' bakışı için. Gerisi çok da önemli değildir... Lezzetlidir bu tür hayat aperatifleri, doyurmaz, iştah getirir. Ve konuğunu 'mutsuzluğundan tutup düşene kadar topaç gibi çeviren' program formatları da bundan dolayı böylesine popülerdir hep. "İtiraf"tan tutun "Film Gibi"ye, nevzuhur "O Yüzleşiyor"a kadar hepsi, neredeyse o doymak bilmez haz sayesinde tedavülde. İşte, gerçek mutsuzlukların, birer melodram senaryosuna dönüştürülerek, sahici insanlardan Yeşilçam figürü çıkarılması temrinlerinin ortak adı olan bu tür programların en sevimsizi de, O Yüzleşiyor. Eldeki malzemenin birer çocuk oyununa tercüme edilerek sahnelendiği bu programın son konuğu ise, medyada yeralma peryodu sayesinde artık adı duyulduğunda bile aklı başında insanlarda mide kramplarına neden olan Rafet El Roman'dı. "Kim haklı kim değil" tartışması değildi tabi ki konu, oyunun eğlencelik gösteriye tahvil edilebilmesi sadece. Konuğunu ağlatabilirse kendini başarılı sayacak sunucunun sorularına karşılık, yağdı yağacak bulut kıvamındaki şarkıcının 'bunu burada niye anlatayım be kardeşim' demeye varan cevaplarını yeterli görmeyen kızımız, -illa yüzleştirecek ya milyonlarla- yılmadan bir daha, bir daha soruyor, ışıklandırması bile drama tadındaki programda... "Suçlu ya da değil, pişman ya da memnun" orası değil kalan elde. Bir Yeşilçam melodramı, bir de hafif sadist, biraz da hakedilmemiş haz. Oysa, yüzleşme eylemi tek kişiliktir iç meselelerde. İlgilendirmez kimseyi, insanlık halleri böyle ağdalı durumları çekemez çünkü. Yüzleştirmekten çok, mutsuzluklarla yüzsüz oyunlar oynayanlar belki kendileriyle yüzleşirler vakit ilerledikçe... Herşey daha iyi olduğu zaman...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |