|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Cemil Çiçek'le AKP'ye katılacağı gün konuşmuştuk. Şunları söylemişti: -Bütün partiler 3 Kasım akşamını düşünüyorlar. AKP ise 4 Kasım sabahını düşünmek zorunda! Partiler 3 Kasım akşamını düşünüyorlar, çünkü onların asıl merakı, sandıktan çıkıp çıkamama noktasında toplanıyor. Ya sandıktan çıkamazlarsa? Mesut Yılmaz'ın da açıkça söylediği gibi AKP dışında bütün partilerin baraj sorunu var. AKP 4 Kasım sabahını düşünmek zorunda, çünkü, iktidar sorumluluğu, yani Türkiye'yi yönetme yükü ile karşı karşıya kalacağı yüzde 50'nin üzerinde bir ihtimal. 4 Kasım'ı düşünmek zorunda çünkü, Türkiye'de bugün iktidar olmak, ateşten gömleği giymekle eşdeğer. Ben de bir buluşmamızda Abdullah Gül'e; -İktidara hazır mısınız, diye sormuştum, çünkü seçimlerde belki sizin bile beklemediğiniz oy gelebilir ve kendinizi tek başına iktidarda bulabilirsiniz. -İktidara hazırlanıyoruz, demişti... Anadolu'da insanları dinliyorum, AKP'nin iktidarına kesin gözüyle bakıyorlar ve hemen peşinden soruyorlar: -Acaba iktidarda başarılı olabilecekler mi? Bir ara sıkça sorulan "Acaba iktidarı verecekler mi?" sorusu önemli ölçüde azalmış durumda. Bir yandan AKP'nin şu anda sergilediği ılımlı üslup ile diğer yandan da, diğer partilerin halkla aralarına giren mesafe sebebiyle AKP iktidarına karşı çıkmak abesle iştigal haline gelmiş gözüküyor. Şu anda bir miktar "Acaba seçime gidilebilecek mi?" sorusu soruluyor, ama seçime gidilecekse, bunun bir AKP iktidarı ile sonuçlanacağına kesin gözüyle bakılıyor. Ve sorular "başarı" hanesinde odaklaşıyor. Ortada soru olması, kuşkuların da var olduğunun göstergesi... Yani "Oyumuz AKP'ye" diyenler bile mutlak başarıyı değil, endişeli bir umudu yansıtmış oluyorlar. Başarılı olmasını istiyor, ama bundan emin olmadıklarını da gizlemiyorlar. Oysa, "başarı" en çok AKP'ye lazım. Çünkü en çok AKP yöneticileri biliyordur, kuyularını kazmak için bekleyen bir dünya odak bulunduğunu... Ayakları sürçsün, yere kapaklansınlar ve onlar Türkiye'yi gütme noktasında bir engeli daha aşmanın keyfini yaşasınlar... Kaç odak... bu hesabın, bekleyişin içindedir. Bunların sadece beklemediklerini, tuzaklar kurduğunu da biliyor olmalıdır AKP yöneticileri... Başarıyı en çok AKP isteyecektir, çünkü başarı ile kıyaslanacak hiç bir şey yoktur. Başarı en çok AKP'ye lazımdır çünkü, Türkiye'ye karşı sorumluluk duyan bir kadro, bu ülkenin bugün her şeyden çok başarıya ihtiyacı bulunduğunu bilmek durumundadır. Ya da hiçbir siyasi kadro, Türkiye'ye ödeteceği başarısızlık bedelini kabul edilebilir kılacak efsuna sahip değildir. Başarının kaçınılmazlığı açıksa, AKP'nin seçim söyleminin, "reel bir iktidar projesi" üzerine kurulmasının kaçınılmazlığı da kesin olacaktır. . Bana göre "Reel bir iktidar projesi" için iki şeyin öne çıkması gerekecektir: 1. Temel politikalar. Türkiye'nin imkanlarının ve zaruretlerinin objektif bir buluşması anlamında projeler gündeme getirilmeli (Bu noktada AKP'nin Ar-Ge birimi tarafından projeler hazırlandığı bilgisi kamuoyuna yansıdı, bunu da olumlu bir gelişme olarak kaydediyorum). 2. Kadrolar. Halka, bir iktidar projesini hayata geçirebileceği umudunu veren -biraz da bu nitelikleri ile tanınan- kadrolar da toplum önüne çıkarılmalı. Bunun, Türkiye'nin sorunları üzerinde kafa yoran toplum kesimleri nezdinde, Tayyip Erdoğan'ın karizmasını tamamlayacak bir zaruret olarak algılandığını belirtmeliyim. Aday listelerinin belirlenmesinde bir tek aday için bile "4 Kasım gerçeği, zarureti ve sorumluluğu" sanırım dikkate alınacaktır. Bana göre 4 Kasım AKP'de herkesin uykularını kaçıracak bir tarih olmalı... Bu paniğin değil, sorumluluğun sancısıdır. Çünkü o sorumluluk, Hazreti Ömer'in "Oğlunu kendisi yerine halife gösterme" tekliflerine "Bir evden bir kurban yeter" diye nitelediği bir sorumluluktur.
TARIM NEREDE?
Şarkışla'dan Bayram Sevin arıyor: Abdullah Gül'ün Türk–İş'ten bir aday gösterilmesi için girişimde bulunduğu haberlerinden yola çıkarak, Ziraat Odaları'nın üye sayısını ve tarımın ülke ekonomisi için önemini hatırlatıp, AKP'nin tarım alanına da en az Türk-İş'e gösterdiği hassasiyetle yaklaşmasını istiyor. Parti yönetiminin hassasiyetlerini paylaştırması zor iş, bıçak sırtında yürümek gibi... Türkiye'yi kuşatma meselesi... Benden hatırlatması...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |