|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Her insan için özel günler vardır. Tüketim kültürünün "özel" paketi içinde sunduğu günler değil kastettiğim. Doğduğunuz gün. Okula başladığınız gün gibi hakikaten size özel günleri kast ediyorum. Şehirlerin, köylerin, kasabaların da özel günleri var. Benim doğduğum köyün özel günü 30 Ağustos. Bahardaki bütün tarihler "Abide" Günü için atılır. Televizyonun henüz köylere gelmediği zamanlarda 30 Ağustos Zafer Bayramı o kadar önemlidir ki o dönemin zor şartlarında sıcağın bağrına, Dumlupınar'a gitmek büyük önem arz eder. Baharın başından itibaren tembel oğulları çalıştırmak için iyi bir motivasyondur, "Şu iş bitince Abide'ye gidersin" sözü. Harman vakti hızlı ve verimli bir çalışma "Ha gayret harmandan kalkalım da Abide'ye git" vaadiyle gerçekleşir. Sonunda beklenen gün gelir çatar. "Abide"ciler sabah erkenden kalkarlar. En yeni kıyafetlerini giyerler. Biraz sonra traktör tepesinde hiçbir yenilikleri ve temizlikleri kalmayacaktır ama, şöyle köy meydanında gıcır gıcır geçmenin fiyakası muhteşemdir. Gidemeyenler her zaman olduğu gibi gidenlere özenerek bakar. Görüp tadacaklarını şimdiden kıskanırlar. Uzunca bir süre arkalarından saatler "şimdi vardılar. Şimdi tören başladı. Şimdi uçakları görüyorlar" diye geçer. Köyden çıkmanın ancak kasabaya haftalık pazara gitmekle sınırlı olduğu zamanlar için Abide'ye gitmek askere gidip gelmek gibidir. Anlat anlat bitmez. "Ben Abide'deyken..." (A'yı uzatmak esastır ama köy lisanındaki a olabildiğince kısa olduğundan çocukluğumda abidenin ne demek olduğunu bir türlü anlayamazdım.) Köylerde değil televizyon, elektriğin bile olmadığı dönemlerde Abide'ye giden traktörler adeta uzay mekiği hükmündedir. Yollar aşılıp bir başka gezegene gidilecektir. Bir ağaç gölgesi bulmanın adeta imkansız olduğu Dumlupınar Meydanı'nda kumandanların önünde gerçekleşen temsili gösterilere havadaki zafer uçuşları eşlik eder. Zaman tüneline girer çıkar köyünden hiç çıkmamış delikanlılar 30 Ağustos kutlamalarında. Panayırda ceplerindeki bütün harçlığı bitirirler. Para harcamanın zevkini tatmaktır zaten biraz da Zafer Bayramı'na bir taşım büyü katan. Dönüş saati gelip çatar. "Yanında bulunsun ne olur ne olmaz" diye verilmiş olan emniyet paraları bile tüketilmiş olarak dönülür köye. Yaşananlara, yaşanmak istenenler de ilave edilmiş olarak, anlatılır da anlatılır Abide. Yani eskiden. Yani köye tv girmeden önce.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |