T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Er meydanına yeni pehlivanlar

"Biz ittifaklarda yokuz" diyen Başbakan Bülent Ecevit de ittifak peşinde. Önceki gün, 'ulusal sol' kavramını CHP ve YTP'yi dışarıda bırakacak biçimde kullandı Ecevit ve kendilerini 'ulusal sol' olarak görenleri DSP çatısı altında güçbirliğine çağırdı. Çağrının iki yeni partide yankı bulduğu anlaşılıyor: Prof. Mümtaz Soysal'ın Bağımsız Cumhuriyet Partisi ile Yekta Güngör Özden'in Cumhuriyetçi Demokrasi Partisi...

Birbirine benzer 'ideolojik' duruşu olan partilerin, seçim gerekçesiyle de olsa, aynı çatı altında buluşması olumlu bir gelişme. Sözgelimi DYP ve ANAP, seçimin ertelenmesiyle sonuçlanacak arayışlara girişmek yerine, sandık öncesi güçlerini birleştirseler daha doğru bir iş yapmış olurlar. Ecevit'in 'ulusal sol' saymadığı CHP ile YTP de öyle; Kemal Derviş'i paylaşamayan bu iki parti de seçime pekâlâ tek liste halinde gidebilir...

Bülent Ecevit'in güçbirliği için 'ulusal sol' formulünü ortaya atması da, parti adı vermediği halde Prof. Mümtaz Soysal ve Yekta Özden'in bu çağrının muhatabı olarak kendilerini görmeleri de ilginç. İlginçlik, bu iki bildik politikacının, Bülent Ecevit'in fazla uzağında durmadıkları halde bugüne kadar DSP liderinden fazla ilgi görmemeleri yüzünden... Prof. Soysal DSP'deydi; ayrılıp kendi partisini kurma ihtiyacı duyması 'ulusal sorunlar' yüzünden Ecevit'le arasında ciddi bir ihtilâf çıkmasındandı. Özden ise, en keskin eleştiri oklarını, 'ulusalcılık' çizgisinden saptığını ileri sürdüğü Ecevit'e ve DSP'ye yöneltmekteydi.

Şimdilerde DSP ile 'güçbirliği'ni düşünen BCP lideri Soysal ve CDP lideri Özden, geçmişte DSP'ye yönelttikleri 'ulusalcı' eleştirilerde haksız sayılmazlardı. Türkiye'nin olağanüstü önem taşıyan hemen bütün iç ve dış sorunlarında, DSP'nin başını çektiği hükümetler, Washington'u memnun etmeyi önceleyen politikalar izlediler. Dünya Bankası kökenli Kemal Derviş'e, IMF'nin istediği politikaları harfi harfine uygulasın diye Türkiye'ye getirip hükümetin en hassas koltuğunu emanet eden, bugünlerde 'ulusal sol' kavramından medet uman Ecevit'ten başkası değildi.

Madalyonun bir başka yüzü daha var. DSP'yi terk eden evet Prof. Mümtaz Soysal'dı; ancak onun DSP'den kopmasını getiren süreci Ecevit başlatmıştı. Bunu yaptığı için DSP liderini kınamak mümkün değil; çünkü Prof. Soysal, genel hatlarıyla, günümüz şartlarına uyum sağlaması imkânsız, Soğuk Savaş döneminin belirlediği bir zihniyeti temsil ediyor. Yekta Özden'le birlikte Mümtaz Soysal'ın 'demokrasi' kavramının çağdaş anlamıyla örtüşmeyecek keskin görüşleri bulunuyor. "Evet, ben Jakobenim" diyen Mümtaz Soysal değil miydi?

Birleşmeye çağrılan partilerin henüz taban oluşturamamış yeni oluşumlar oldukları düşünülürse, güçbirliği çağrısının, sonuç almaktan öte simgesel bir değeri var. Seçime giderken, Ecevit, başarı şansı bulunmayan iki partiye, DSP'nin gücünü yanlarına vererek, başka türlü sağlayamayacakları bir meşruiyet sağlıyor. Bu mutasavver güçbirliği, hayata geçirildiğinde, başka hiçbir somut sonuç doğurmasa, BCP ve CDP'nin kadrolarını DSP listelerine taşıyacaktır. Bu da, Ecevit'in, yıllar önce bir kitabına adını da verecek biçimde 'gardrop Atatürkçülüğü' ile suçladığı bir zihniyeti, öteki 'sol' anlayışların önüne geçirmesi anlamını taşıyor. Ecevit, eğer güçbirliği gerçekleşirse, politikada başladığı noktaya yıllar sonra geri dönmüş oluyor...

İttifak ve güçbirliği arayışları başarıyla sonuçlansa da sonuçlanmasa da, 3 Kasım seçimi, olağanüstü sonuçlar doğruacağa benziyor. Merkezin her iki tarafında esecek sert rüzgârlar ciddi bir yaprak dökümüne yol açacak... Ecevit'in çağrısı 'Kemalist solu' da siyaset meydanının ortasına taşırsa, DSP sayesinde o görüş de bu seçimde başa güreşir görüneceği için, 'tasfiye edilenler' arasında yerini alabilecek...

Bülent Ecevit'in çağrısı, çağrıya muhatap partilerin liderleri ve kadrolarını herhalde benim kadar heyecanlandırmamıştır. 3 Kasım arenasını kenardan seyredecek diye üzüldüğüm, sistemin gerçek ideolojisini temsil eden önemli bir akımın, DSP'nin sağladığı imkânlarla başa güreşmek üzere er meydanına çıkacak olması, bu seçimi daha da anlamlı kılacak...

Bülent Ecevit, Mümtaz Soysal ve Yekta Özden ile DSP, BCP ve CDP'nin birlikteliği sizleri de heyecanlandırmalı.


30 Ağustos 2002
Cuma
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED