T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
BTK ve AKP

Bir okuyucum, son yazımı eleştiriyor ve yorumuma katılmadığını ifade ediyor. Önce ne dediğine bakalım:

"Selamünaleyküm muhterem hocamız,

25 Ağustos tarihli Yeni Şafak'taki yazınızı okudum. Acaba yanlış mı anlıyorum diyerek tekrar okudum. Makelenizden anladığım şu:

-BTK'nın başı Yasar Yazıcıoğlu'nun AKP den aday olmasını normal karşılıyorsunuz. "Yaşar Yazıcıoğlu AKP'nin irtica ile ilgisinin olmadığı kanaatine vardı ki aday olmayı uygun gördü" diyorsunuz. Ayrıca BTK'- nın bir başka üyesinin "irtica ile özdeş bir partiden aday olmayı düşünebilen bir kimse tekrar BTK'nın kapısından giremez" demesini de yadırgıyorsunuz.

Bu yazınızı iki defa okumama rağmen hâlâ yanlış mı anlıyorum diye kuşkulanıyorum. Bizim tanıdığımız, senelerce kitaplarını ve makalelerini okuduğumuz Hayreddin Karaman hoca bu yorumu nasıl yapar dedim.

1. "İrtica ile özdeşleşmiş bir partiden aday olan bir üyemiz tekrar bu kapıdan giremez" diyen üyeyi tebrik ediyorum. İnancının gereğini eğip bükmeden mertçe yerine getiriyor.

AKP yetkililerinden beklerdik ki "BTK gibi çağdışı bir kurumla ilgisi olan, inananları fişlemekten başka bir işi olmayan bir kişi toplum huzurunda yaptığı hatalardan dolayı pişmanlığını itiraf etmedikçe bizim partimizin kapısından bile geçemez" desin.

2. BTK'nın kuruluş gayesi BÇG'nin yaptığına sivilleştirilmiş görüntü altında devam etmek; bu da inanan tüm memur ve işadamlarını kazalara kadar fişlemek, memursa memurluktan uzaklaştırmak, işadamı ise işini bir yolla bozarak toplumdan tecrit etmek. Bu maksadı artık Türkiye'de ilkokul talebesi bile biliyor.

3. Derin devlet BTK gibi bir kuruma başkan ve üye yapacağı kimseleri öyle seçmiştir ki, sizin yukarıdaki yorumunuzla AKP'nin irtica ile ilgisi yok diyerek milletvekili adayı olacak kadar saf olamaz.

4. "İrtica varsa bunu devletin savcısı, hakimi var; onlar takip eder" diyecek bir kimse de BTK üyesi olamaz.

5. BTK'nın kuruluş gayesi ve işleyişi ile üst düzey bir memur, işadamı, parti başkanı namaz kılıyorsa, eşi mütesettir ise, hele kızları mütesettir ise irticanın odağı olduğuna dair başka sebep aramaya gerek yok. Bu kadar basit bir irtica değerlendirmesini Türkiye'de yaşayan biraz okur yazar herkes yapabilir. Bu derin devletin ve onun kurumu olan BTK'nın ölçüsüdür.

Biz AKP içinde pür islamcı üye aday beklemiyoruz. İnancı olmayan bir insan da olabilir. Ama aktif olarak BTK ve benzeri kurumlarda vazife yapmış bir insanı asla kabul edemeyiz. Mesela Gülay Göktürk, Ali Bayramoğlu, Mehmet Altan gibi insan onurunu savunan birileri inançsız da olsa adaylığını yadırgamazdık. Yaşar Yazıcıoğlu'nun adaylığını kamuya duyuran Sayın Ahmet Taşgetiren oldu ondan Allah razı olsun. İnananların tepkisi ile umarız aday göstermezler...

Hocam şimdiye kadar Müslümanlar'ın önüne düşenler makam ve mevki için Müslümanlar'ın izzet ve şereflerini kendi şahıslarında ayak altına aldırdılar. Koltuğu terketmemek için her türlü zillete razı oldular. Bizi kabul etsinler diye inananlara savaş açmış ve bunu yıllarca devam ettireceklerini her vesile ile ilan etmiş kimselerle beraber olmak züldür.

Hemen hemen bütün kitaplarınızı okumuş, günlük yazılarınızı da takip eden biri olarak yukarıdaki değerlendirmenize katılmıyorum.
Çabuk yazdım, yanlışımız varsa affedin.
Hürmetlerimle
Mühendis H.Ö.

Sayın okuyucunun, Müslümanlar'a zulümden ibaret olan bir irtica anlayışı ve takibi karşısında gösterdiği hassasiyet, ilkelilik, okuyup takdir ettiği bir yazarın bazı düşüncelerine katılmamak ve bunu açıkça ifade etmek... şeklinde ortaya çıkan erdemlerini takdir ve bundan dolayı kendisini tebrik ediyorum.

Benim yazımın asıl konusu ve amacı, bir BTK üyesinin AKP'den aday olmasının meşru, şık, uygun olup olmadığı değildi. Yazının amacı, adı konmuş ama tanımlanmamış bir irtica adına Müslümanlar'a karşı zulüm ve ayrımcılık yapmaya, AKP'nin peşinen irtica ile damgalanmasına, bir devlet kuruluşu olan BTK'nın hukuk dışına çıkmasına, tarafsızlık ilkesini hiçe saymasına, mevcut kanunlara uygun olarak ayrılan bir üyesinin tekrar dönmesi karşısında başka bir üyenin haddini aşan tavrına... karşı çıkmak, demokratik hukuk devletlerinde bunların olmaması gerektiğini vurgulamaktır.

BTK'nın, okuyucumun açıkladığı irtica anlayışını ve takibini asla onaylamadım, son yazımda da bu anlayış ve uygulamanın son bulması için "irticâ"ın tanımlanmasının şart olduğunu kaydettim, bir de tarif teklifinde bulundum.

Ayrılan üye hakkında okuyucumun yaptığı keskin değerlendirmelere katılmıyorum; insanların çeşitli niyet, anlayış ve maksatlarla bir yerlerde çalışabileceğini, sonra ya anlayışı değiştiği veya tercih sebebi ortadan kalktığı için oradan ayrılabileceğini, bunun da ahlaka aykırı olmayacağını düşünüyorum.

"Şimdiye kadar Müslümanlar'ın önüne düşenler..." cümlesindeki genellemeyi doğru bulmuyorum, ama düşman tarafından kabul ve takdir edilmek için zillete düşmeyi asla onaylamıyorum.

Okuyucumun "...değerlendirmesini Türkiye'de yaşayan biraz okur yazar herkes yapabilir", "bu maksadı artık Türkiye'de ilkokul talebesi bile biliyor" kabilinden edep sınırını aşan cümlelerini ise heyecan ve samimiyetine bağışlıyorum.


30 Ağustos 2002
Cuma
 
HAYRETTİN KARAMAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED