|
|
|
|
Konuyu, özellikle biraz geç ele aldım. Herkesin bir şeyler söylemesini bekledim. Şimdi söz sırası bende.. Bugünkü konum Erol Ersoy ile ilgili.. Erol Ersoy'un Süper lig hakemi olmasında "emeğim" geçti. Anlatayım.. Yaklaşık 12 veya 13 yıl öncesinde Ankara'da Petrolofisi-Boluspor maçı oynanıyordu. İki takım da şampiyonluk kovalıyordu. Bu maçın hakemliğini ise, sarışın ve fiziği oldukça düzgün bir hakem yönetiyordu. 90 dakika boyunca mükemmel bir yönetim gösterdi ve futbolculardan daha iyi koşmuştu. Kendisine hayran olmuştum. Ertesi gün bu hakemimizin başarılı yönetimini Fotomaç gazetesinde dile getirmiştim. Sadece bununla kalmadım, zamanın MHK üyesi Bedri Dölkeleş'e de "bu hakeme dikkat edin" telkininde bulunmuştum. Erol Ersoy'u sadece o maçta ilk kez görmüştüm. Sonra Erol Ersoy, basamakları bileğinin hakkı ile aşarak, kısa zamanda, FIFA listesine çıkma başarısını gösterdi. Yani, Erol Ersoy'a verdiğimiz bir "omuz darbesi" ile futbolun en başarılı hakemleri arasına girdi. Hem de, dediğim gibi, kısa süre içinde.. Daha sonraları bu hakemimizin her başarısından dolayı "göğsüm" kabardı. Ta ki, Hagi'nin üzerine yürüyüp, tükürdüğü maça kadar. O maç futbolla ilgilenen herkesin hafızasında mevcuttur. Hagi'nin yaptıklarını kesinlikle tasvip etmem. Ancak Erol Ersoy'un o günkü "pısırık" yönetimi karşısında mahçup oldum. İşte ne oldu ise, bu maçtan sonra oldu.. Erol Ersoy'un o güzelim yönetimi gitmiş, yerine "işi idare eden" tarzı çıkmıştı. Bunun son örneğini Denizlispor-Beşiktaş maçında gördüm. Son dakikalardaki "basiretsiz" yönetimi ile artık "beyaz bayrağı" çektiğine şahit oldum. Her şeyden önce, kararlı değildi. Sonbahar yaprağı gibi, bir oraya, bir buraya savrulup; duruyordu. Ve, yıllar öncesinin Erol Ersoy'un bitişini bu şekilde görünce, üzüntüm büyüdü. Doğrusu Erol Ersoy'un hakemliği bu şekilde bitmemeliydi. Ama, bu bitişe "çanak tutan" sadece ve sadece kendisiydi. O günkü maçtan sonraki Erol Ersoy'u hatırlamak bile istemiyorum... O maçları anmak bile istemiyorum. Çünkü içinde "kötü görüntü" veren bir Erol Ersoy vardı. Ben, o maçlara kadar "güzellikleri" sunan Erol Ersoy'u hatırlamak istiyorum, artık.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |