|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
HADEP, SHP, ÖDP ve EMEP arasında seçim ittifakı için ciddi adımlar atıldı. Partiler yer yer çatılarından ve yer yer liderlerinden vazgeçip, Parlamento'ya girmek için gerekli şartları olgunlaştırdılar. HADEP'in kapatılma ihtimalini de dikkate alarak, yedek parti olarak duran DEHAP'la seçime girme noktasına geldiler. Bu reel şartların dayattığı kompleksiz bir buluşma oldu. Öte yanda SP'nin ve BBP'nin ittifak ihtimalleri var. Hemen belirteyim ki, bu yönde bazı yazar arkadaşlarımla birlikte arabuluculuk yapmamızı da içine alan yoğun bir taleple karşı karşıyayım. Oysa bir kere daha yazmakta zorlanıyorum, çünkü ortada çağrı iletecek hazır alanlar göremiyorum. BBP'nin DYP ile ittifaka yöneldiği biçiminde bazı ilişkilerden söz ediliyor. Ben, bunun iki taraf için de heyecanla benimsenen bir girişim olduğunu sanmıyorum. Çünkü iki tarafın da, birbirine karşı rezervleri olmalı. DYP, BBP'nin ANAP'la girdiği önceki ittifakı suçlayarak geliyor. Hatta baraj endişesi bulunmadığı günlerde, BBP ile ittifakı net olarak reddettiği biliniyor. BBP camiası için de Çiller'in çok sevimli bulunduğu söylenemez. Bu iki parti arasında ittifak olursa, bunun, iki partinin de başka çaresi kalmadığı için olacağı şüphe götürmez. İttifakın her partiye ne getirip, ne götüreceğinin hesabı da ayrı. (Mesela, böyle bir durumda DYP oylarından Derviş'li CHP'ye, BBP oylarından da AKP'ye kaymalar olabileceği ihtimali yabana atılmamalı.) Ama BBP açısından bakıldığında SP ile ittifak konusu da çok heyecan vermiyor. "SP-BBP ittifakı"na dair yazdığım ilk yazıya, BBP camiasından, yoğun desteklerin yanında, içinde daha önceki SP camiası ile ittifak girişimlerine yönelik yoğun serzenişlerin bulunduğu tepkiler de geldi. BBP camiası, haklı veya haksız, daha önceki ittifak çalışmalarının da etkisiyle SP ile ittifaka kuşku ile bakıyor. BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu da, SP'li Veysel Candan'ın "BBP ile ittifaka çalışıyoruz" mealindeki sözlerini, bu yüzden, "HADEP'le yürütülen ittifak çalışmalarının tabanda tepki görmemesi için oluşturulmuş bir kamuflaj malzemesi" olarak nitelendirmiş olmalı. SP açısından bakıldığında ise, belki önce "ittifak" zorunluluğu gündeme geç girdi. Sonra baraj gerçeği idrak edildi, ittifak ihtimalleri değerlendirildi, bu defa da sanıyorum, tabanın aksine yönetimin bir kesiminde, HADEP vs ihtimalleri üzerinde duruldu. HADEP'le ittifakın götürüsünün getirisinden çok fazla olacağı mı anlaşıldı, yoksa pazarlıkta mı uyuşulamadı, her ne ise, şu anda başka bir halkada yer alan HADEP'le ittifak ihtimali de devreden çıkmış bulunuyor. Bu durumda, SP içinde, bana da ulaşan "BBP ile ittifak" arzusu, ciddi bir ihtimal olarak değerlendirilmeye başladı. Ama... Burada da söylenecek çok söz var. SP camiasında BBP'ye "MHP'den farkı yok" eleştirisi yapan bir kesim olduğu açık. Bunun yanında da can alıcı sorun olarak "çatı" meselesi var. "Hangi çatı altında seçime gidilecek?" sorusu sarp bir konu olarak ortaya çıkıyor. Bu noktada, eğer "grup nefsi"nden yola çıkılacak olursa, her iki partinin de söyleyeceği pek çok şey olabilir. SP, dünün büyüklüklerinden yola çıkıp, prestiji korumayı öne alabilir, BBP, "Bu defa bizim çatımız altında olsun" kararlılığını seslendirebilir. Tabii ki bunun içinden çıkmak mümkün değil. Çözüm arayışı içinde, samimi olarak böyle bir ittifak için kafa yoran başka isimler de var. Vakit'ten Serdar Arseven bir çok insanla görüştü, bunları sütununda yansıttı. Özellikle Hasan Celal Güzel'in "Ne onda, ne onda, hadi gelin, başka birkaç temiz simayı da kapsayacak biçimde bir ittifak halinde Demokrat Parti çatısı altında seçime gidelim" yolunda bir gayretin içine girdi. Abdurrahman Dilipak, bu tür beklentileri seslendirdi sütununda. Bunlar, parti hesapları içinde bulunmayan insanların samimi gayretleri... Ama henüz SP-BBP eksenli bir ittifak için sıcak girişimlere tanık olmuyoruz. Ben düşüncelerimi bir kere daha serdetmek istiyorum. Hem BBP'de, hem de SP'de bunları anlayacak insanlar bulunduğuna inanıyorum. -Bu iki parti, Meclis'te mutlaka yer almalı. Bu, bu iki partinin tanzim edici rolleri sebebiyle, Türkiye için kazanç olur. -Bu, ancak ittifak ile gerçekleşebilir. -İttifak, ancak "Her halükarda Meclis'e girilmeli" ön kabulünden yola çıkılarak, uygun isimlerle yürütülecek samimi müzakereler içinde geliştirilecek formüllerle mümkün kılınabilir. -Bu iki partinin ortak noktalarının, HADEP, SHP, ÖDP'nin birlikteliğinden az olmadığını düşünen müzakerecilere ihtiyaç var. -İttifak'ın "Bizden başkası batıl, taklitçi" yaklaşımı ile asla sağlanamayacağının bilinmesi gerekiyor. -Çatı için SP ve BBP dışında daha iddiasız bir parti düşünülebilir. (Neden DP olmasın!) -İttifak, SP ve BBP dışında benzeri hassasiyetleri paylaşabilecek kişileri ve partileri de içine alabilir. -Şunun şurasında aday listelerinin bildirilmesi için bir hafta kaldı, kalmadı... Ellerinizi çabuk tutmazsanız, herkesin eli boş kalabilir. Bana göre kimsenin lüksü yok. -İttifak olmadığı takdirde, seçimlerde en etkili söylemlerden birisinin "Barajı aşamayacak partilere oy vermeyin" şeklinde olacağından kimse şüphe duymasın. Halkın da bu söyleme itibar edeceğini, birazcık "Türkiye siyaseti" okuyan herkes bilir. -Görelim bakalım, herkes kendi benlik dünyasını ne kadar kontrol edebiliyor... Söylemek değil yapmak, işte bütün mesele...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |