|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Fındık konusu, bir süre önce tartışılan ve sonra unutulan birçok gerçeğin ortaya çıkmasına neden oldu. Geçen günkü "Fındıkta Ali Cengiz oyunu mu olacak?" başlıklı yazıma birçok yerden "olumlu tepki" aldım. Tepkiler sırasında "Türk tarımının ne hallerde olduğu" konusunda da çeşitli örnekler verildi. İşte onlardan biri de Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün tarafından dile getirildi. Sayın Aygün "tarımımızın ne durumda olduğunu" anlatan mektubunda çok önemli bilgiler veriyor. Bu mektubu okuyun ve oyunuzu atarken bu mektubu gözönünde bulundurun. "IMF'ye teslim olan" bu hükümetin batırdığı tarım kesimini gözardı edip vicdanınıza seslenmeden oy da atabilirsiniz. O zaman da 3- 4 yıl sonra ekonominin tam anlamıyla batışını hep birlikte izleriz. ATO Başkanı Sinan Aygün'ün mektubundan önemli bölümler şöyle: "Türkiye'nin IMF ile 1999 yılında imzaladığı stand-by anlaşmasından sonra başta tarım olmak üzere sanayi ve diğer sektörler çökertilmiştir. Maalesef kötü gidiş bütün hızıyla devam etmektedir. Bütün bu gelişmeler olurken, yöneticilerin ülkede hiçbir şey olmamış gibi hareket etmeleri çok manidardır. Yaklaşık bir ay önce aynı oyun hububat sektöründe yaşandı. TMO, çiftçiden ürün almadı. Peki ne yaptı? Gitti dışarıdan buğday ithal etti. Türk çiftçisini de özel sektörün insafına bıraktı. İşte IMF'nin politikaları budur. Aynı Ali Cengiz oyunu fındık ve diğer tarım ürünlerinde sahnelenmektedir. IMF gibi bir terör örgütünün 80'in üzerinde uyguladığı ekonomik programların akıbeti ortada iken, bu kuruluşa güvenmenin ve tam teslim olmanın arkasında neler olacağını bizi yönetenler tahmin etmiyor mu? Arjantin olayı nasıl unutuldu? Bu ülkeyi seven herkesin artık silkinmesi ve kendine gelmesi şarttır. Yoksa sonu vahim olacak. Sayın Aksın, tarımın ekonomideki yıllar itibariyle ağırlığını ve önemini anlatmaya çalışacağım. 1923-1999 yılları arasında tarımın; GSMH içindeki payı yüzde 75, nüfus içindeki payı yüzde 55, istihdam içindeki payı da yüzde 50 oranında azaldı. İhracatta azalma yüzde 89 olarak gerçekleşti. 1980 yılında 51 milyon dolar olan tarım ürünleri ithalatının, 1999 yılı sonunda 35 kat artarak 1.8 milyar dolara yükselmesi ve sektörde kişi başı gelirin düşmesi, bu tersine gidişin, olumsuz gidişin rakamsal ifadesidir. Tarıma verilen destekler Tarıma destek 1995 yılında 5 milyar dolar, 1999 yılında 2.9 milyar dolar, 2000 yılında 2.5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Oysa bu rakamlar Amerika'da 97 milyar dolar, Avrupa Birliği ülkelerinde 127 milyar ECU civarında gerçekleşmektedir. Ayrıca OECD ülkelerinde dekar başına verilen tarım desteği 36 dolar (yaklaşık 58 milyon lira), ülkemizde de 13.5 milyon TL'dir. (2001 yılı için bu rakam 10 milyon TL. idi.) Türkiye'de tarıma yönelik tek destek olarak bırakılan "doğrudan gelir desteği" uygulaması, Avrupa Birliği'nde tüm desteklerin yalnızca yüzde 6'lık kısmını oluşturuyor. Dünyada 300 milyar dolar tarımsal ürünlere destek uygulanırken, bu rakamın 284 milyar dolarını G-7 ülkeleri kendi çiftçilerine verirken, ülkemizde tarımsal destekler kaldırılmaya çalışılmaktadır. Doğrudan Gelir Desteği, dünyada çiftçilere uygulanan desteklerden sadece bir tanesidir. Doğrudan gelir desteği yapılması ve bu amaçla oluşturulacak çiftçi kayıt sistemine ilişkin uygulama tebliğinin 21 Haziran 2001 tarihinde yayınlanmasıyla Türkiye'de doğrudan gelir desteği sistemine geçilmiştir. Bu sistem Türk çiftçisini tamamen bitirmeye yöneliktir. Çünkü bu uygulama ile çiftçi parasını hazır alıyor ve ürün ekmiyor. Dolayısıyla tembel yetiştiriliyor. Sayın Aksın, IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve onların Türkiye'deki yandaşlarının başta fındık olmak üzere, Türk tarımı, Türk sanayii ve Türk bankacılığını ne hale getirdiği ortadadır. Bu kötülük her geçen gün artarak kendini hissettirmektedir. Ülkede her kesim kan ağlamakta ve korkarım ki 2003 yılı daha kötü gözükmektedir. Allah sonumuzu hayırlı eylesin."
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |