|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Aday listelerini teslim etmeye bir hafta kala partiler saflarını sıklaştırmaya başladılar. 'Baskın seçim' şimdiye kadar başarılamayanı zorlayacağa benziyor: Farklı şemsiyeler altındaki benzer görüş sahiplerini tek çatı altında toplamak... Bu süreç beklendiği gibi sonuçlanırsa, seçim sonrasında, herkesin yakındığı 'bölünmüşlük', yerini, 'derli toplu' bir görünüme terk edebilir... Türkiye, Nasrettin Hoca gibi, karanlıkta kaybettiğini aydınlıkta aramaya alışkın; bu yüzden aradığını bulamamasında şaşılacak bir nokta yok. Şimdi, apansız yakalayan ve ertelenmesinin çok güç olacağı fark edilen erken seçim sayesinde, ilk defa, "Nerde kaybetmiştim?" sorusu akla gelmişe benziyor. Başlangıçta en anlamsız birlikteliklerin peşinde koşanların, süre sıkıştırdıkça, doğal müttefikleriyle buluşmayı akıl etmeleri hayırlı bir gelişme... Bu süreci başlatan, 'ulusal sol' diye nitelediği Prof. Mümtaz Soysal ve Yekta Güngör Özden'in partilerini DSP ile birlikte durmaya çağıran Bülent Ecevit oldu. Doğu Perinçek'in İşçi Partisi'nin de çağrıya ilgi duyduğu kısa sürede görüldü. Bu öbekte bulunması gerekirken 'tek başına' iddiasını sürdüren bir parti daha var. O parti uzak dursa da, DSP, BCP, CBP ve İP'in 'türdeş' partiler olduklarının görülmesi bile, siyasi hayatımız için, başlı başına bir kazanım... İkinci öbekte, seçim kararı öncesinde SHP'yi kuran Murat Karayalçın'ın girişimiyle DSP'nin solundaki partiler yer alacak gibi: SHP, ÖDP, EMEP ve HADEP. Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılma tehdidi altındaki HADEP'in, bir süre SP ile 'ittifak müzakereleri' yürütmesi eşyanın tabiatına aykırı bir arayıştı. Bazı HADEP'lilerin ANAP'ı tercih edecekleri söylentisi de doğru çıkmadı; bu duruma iki partinin de üzülmemesi gerekiyor. Henüz birbirinden uzak duran başka öbekler de var. İsmail Cem'in liderliğindeki YTP sözgelimi; Kemal Derviş'in ayrılmasından sonra bu parti kuruluş amacını yitirdi. YTP'nin doğal müttefiki Derviş'in önemli bir unsuru haline dönüştüğü CHP'dir. İki partiyi birbirinden uzak tutan, bazılarının sandığı gibi, İsmail Cem'in liderlik iştahı değil; orada kırılması gereken Deniz Baykal'ın 'eski arkadaşları' konusundaki önyargıları... İki taraf arasında gidip gelenlerin beklenen buluşmayı sağlamaları umulur. Şimdilik ufukta emaresi görülmeyen ise, ANAP ile DYP arasındaki 'kaçınılmaz' ittifak... İki parti liderinin -ve kısmen tabanlarının- birbirlerine ters bakan görünümü, tarafları, kaybettikleri yarıyı yanlış köşelerde aramaya sevk ediyor. ANAP'ın HADEP'le, DYP'nin BBP ve ATP ile işi ne? Oysa, ANAP ile DYP biraraya gelebilirse, bu birliktelik, hiç tahmin edilemeyecek bir sinerji meydana getirebilir. Bir diğer ittifakı, MHP ile vaktiyle o çatı altında bulundukları halde şimdilerde kendi yollarına devam eden BBP ve ATP'yi biraraya getirerek oluşturmak mümkün olabilir. MHP, "Ben tek başıma gireceğim" ısrarından vazgeçmeli, taraflar, seçimde daha başarılı olabilme uğruna, ayrılma sebeplerini geride bırakmanın yollarını aramalıdır. Son öbekte ise, 'bir kısım medya' tarafından bu seçimlerin 'düşman kardeşleri' haline getirilmek istenen AKP ile SP duruyor. Anketlerin ittifaka ihtiyaç duymadığını ilân ettiği AKP, bir bu sebeple bir de 'görüntü' endişesiyle, SP ile güçbirliğine gitmeyi düşünmüyor. Oysa, eskilerin birbiri ardına aday olmayacaklarını açıkladığı SP'de AKP'ye güç verebilecek 'yeni yüzler' var... Onlarla da takviyeli AKP, SP'nin katılmadığı bir seçimde daha başarılı olabilir. İster öngördüğüm öbekler halinde birleşmiş, isterse ayrı ayrı seçime gitmiş olsunlar, partilerin bir bölümü gelecek Meclis'te temsil edilmeyecekler. Birleşmeler şimdilerde baraj tehdidi altında bunalan partileri başarılı kılabilecek ve bu sayede bazılarının göredurduğu Meclis'in tek parti güdümüne girdiği 'kâbus senaryosu' boşa çıkabilecektir. Şimdiden hissedilen, bu seçimde, seçmenlerin, iradelerini iki ana gövdede toplayacakları... 'Öteki yarısı'ndan ayrı durmaya devam edenler kaybedecek...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |