T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bakü-Ceyhan boru hattıyla ilgili bazı iddialar

Türkiye'de seçim tartışmaları yaşanırken, partilerin ittifak temasları, pazarlıkları sürerken Londra'da bazı çevreci örgütler bir bildiri yayınladılar.

Dünyaca ünlü bu örgütlerin yayınladığı bildiride, Türkiye'de artık kimsenin ilgilenmediği bir konudan sözedilerek ilginç iddialar öne sürülüyor.

Bakü-Ceyhan petrol boru hattını yapacak ve işletecek şirketlere ancak sömürgelerde görülen bazı imtiyazların tanındığı ileri sürülüyor.

Frends of Eart ( Dünyanın Dostları), Cornerhouse gibi orgütlerin de içinde bulunduğu bu ünlü NGO'ların (Hükümet Dışı Kuruluşlar) iddialarına göre, boru hattını inşa edecek ve işletecek petrol şirketleri Türkiye'yi sömürgeleştiriyor.

Açıklamada, bu şirketlerin oluşturduğu konsorsiyum ile yapılan anlaşmayada, BP ve diğer petrol şirketlerinin, Bakü-Ceyhan petrol boru hattıyla ilgili faaliyetlerinden dolayı bütün yasal yükümlülüklerden muaf tutulacaklarına ilişkin hükümlerin bulunduğu öne sürülüyor.

10 Eylül 2000 tarihinde Resmi Gazete'de yayaınlanan, ama kamuoyunun bilgisine sunulmayan bu anlaşmaya göre, boru hattı anlaşmasında rol alacak şirketler, karlarını tehdit eden mevcut veya daha sonra ortaya çıkabilecek bütün yasaların getirdiği yükümlülüklerden muaf tutuluyor.

Yani anlaşma, sadece şimdiki durumu değil, geleceği de ipotek altına almış oluyor.

Daha doğrusu bu anlaşma hükümlerine aykırı kanun ve yönetmelik çıkarılamıyacağını hükme bağlamış oluyor.

Bu anlaşma çerçevesinde petrol şirketlerine uygulanamıyacak yasalar arasında, çevreyle, sosyal haklarla ve insan hakları ile ilgili yasalar da bulunuyor.

BP (İngiltere), Unocal (ABD), Statoil (Norveç), Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, ENİ (İtalya), Total-Fina-ELF (Fransa), Itochu Oil (Japonya), Delta HESS (ABD-Suudi Arabistan) ve SOCAR (Azerbaycan) tarafından yapılacak 1700 kilometrelik boru hattı, Azerbaycan'ın Bakü kentinden başlayacak, Gürcistan'ın Tiftis kentinden geçerek Ceyhan'da Yumurtalık mevkiinde Akdeniz'e kavuşacak.

Uluslararası NGO'lar Bakü-Ceyhan petrol boru hattıyla niçin ilgileniyorlar dersiniz?

İlgilendikleri sadece bu boru hattı değil elbette.

Bu gibi yatırımlarda uluslararası bazı ilkelerin yerleşmesi için çalışıyorlar.

Sadece karın temel prensip olmamasını, doğanın ve insanın ön plana çıkartılması gerektiğini savunuyorlar.

Bir anlamda dünyayı ve insanları koruma savaşı veriyorlar.

Söz gelimi bu örgütlerden biri olan Londra merkezli Cornerhouse'ın sözcüsü Nick Hildyard

Türkiye-BP anlaşmasıyla ilgili ilginç bir görüş savunuyor. Bu anlaşmayla Türkiye'nin en hassas bölgesinde bir koridor yaratıldığını ve bu anlaşma hükümleri çerçevesinde hükümetin bu koridor dahilinde yetkisini kullanamıyacağını ileri sürüyor.

Yani devletin, bu alanda yetkili olamıyacağını ifade ediyor.

Böylece Hildyard Türkiye'nin bir anlamda üçe bölünmüş bir görüntü sergileyeceğini öne sürüyor.

Demek ki Türkiye'nin dışardan görünüşü böyle imaj veriyor.

Hildyard bu bölgeleri şöyle tanımlıyor:

"Türk yasalarının geçerli olduğu bölgeler. Petrol boru hattının güneyinde güvenlik endişesinin ön planda tutulduğu hassas bölgelerç Bir anlamda Kürtler'in yaşadığı bölgeler ( eski olağanüstü hal bölgelerini kasdediyor) ve BP'nin etkin olacağı petrol boru hattı şeridinin geçtiği bölgeler."

NGO'lar açıklamalarında, Türkiye-BP anlaşmasının, yerel toplulukların ihtiyaçlarına bakılmaksızın su kaynaklarının sınırsız kullanılması ve boru hattının neden olacağı petrol sızıntılarından ve çevre kirliliklerinden şirketlerin sorumlu tutulmayacakları gibi hükümleri de ihtiva ettiğini öne sürüyorlar.

Bunların hepsi ciddi eleşririler ve aslında bütün bu meselelrin anlaşmadan önce tartışılması ve kamuoyunun bu konularda bilgilendirilmesi gerekirdi.

Ne yazık ki bizş imdi bu bilgileri uluslararası NGO'lardan öğrenebiliyoruz.

Yine anlaşmadaki hükümlere göre, Türk hükümeti, boru hattının geçtiği koridora yalnızca çok yakın ve somut bir tehdit söz konusu olduğu zaman ya da önemli bir çevre felaketi patlak verdiği zaman ve ulusal güvenlik gerekçesiyle müdahalede bulunabilecek. Bunun dışında bir müdahale hakkı bulunmuyor.

Son olarak bildiriye imza atan çevreci örgütlerden Friends of Eart (Dünyanın Dostları Örgütü) sözcüsü Tony Juniper, bu anlaşmayla, şirketlerin uymak zorunda olacağı küresel kuralların oluşturulması zorunluluğun bir kere daha doğru bir hedef olduğunun anlaşıldığını belirterek,"şirketler kendi hallerine bırakıldığı zaman karlarını insanlardan ve doğadan daha önce düşünmektedirler." diyor.

Enerji yatırımları güzel de, tartışılmadan ve insanları insan yerine koymadan sadece şirketlerin karlarını dikkate alarak girişilecek yatırımların o çevreye ve o çevrede yaşayan insanlara mutluluk getirdiği pek görülmüş değil.

Bu seçim gürültüsü içinde bu önemli açıklamalara dikkat eden olur mu dersiniz?

Bizden yansıtması…


5 Eylül 2002
Perşembe
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED