T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Sabah'ın kopyasını çıkartma hamlesi!.

Hani Temel'in oğlu olmuş, sormuşlar,

-Oğluna ne isim koyalım?

Temel hiç düşünmeden cevap vermiş..

-Oğlumun adını Temel koyun.. Ben kendime yeni bir isim bulurum!.

"Sabah"tan kopanların hazırladığı "Vatan" gazetesinin ilk örneğini görünce Temel'i hatırladım..

Hepsi tanıdığım, bildiğim ve bazısı arkadaşım olan "Vatan"cıların, bir "Sabah Kopyası" çıkartacaklarını, açıkçası beklemiyordum..

Bunca iyi ve kötü deneyim var arkalarında..

Ve girişimci olarak, mesleğe yeni bir iddia getirmişler..

Ama sonuç, sadece "Diet Sabah" biçiminde çıkmış..

Türkiye böyle işte..

-Bu halk alıştığı şeyi ister.. Yeni birşey üretmeye, yaratmaya gerek yok!.

Otomobil mi üreteceksin?.

18-20 yıl, aynı modeli sürersin piyasaya..

Televizyon kanalı mı açacaksın?.

Sabahları saçma-sapan söyleşilerin arasına, "civciv çıkacak-kuş çıkacak" tempolu müzik koyarsın.. Stüdyodaki izleyiciler de, kalkıp hep birlikte göbek atar..

Filim yapımcısına, senarist elindeki dosyayla gelmiş..

-Çok farklı bir senaryom var, demiş..

Sonra anlatmış..

-Fakir kız, fabrikada işçi olarak çalışıyor.. Fabrikanın katı yürekli sahibinin oğlu, fakir kıza âşık oluyor.. Ama insafsız baba, oğlunun, komşu fabrikanın sahibinin kızıyla evlenmesini istiyor.. Fakir işçi kız gebe kalıyor.. Evlenmeyeceğini anlayınca intihar ediyor..

Filim yapımcısı, bunları anlatan senaristin sözünü kesmiş.. Bağırmış..

-Bu senaryonun neresi farklı kardeşim? Elimdeki bütün senaryolarda, fakir kız-zengin erkek konusu var?

Senarist gülmüş..

-Beyefendi.. Benim filmim ayda geçiyor.. Fark bu, demiş..

Yeni çıkan "Vatan"la, eskiden beri çıkan "Sabah" arasındaki farkı, bir gazeteci ve bir gazete okuru olarak dikkatle aradım..

Vatan "Bağımsız"mış..

Doğan Grubu dağıtmazsa, satış avansı vermezse, basmazsa, iyice bağımsız olur herhalde..

Bir de, Zafer Mutlu'nun yazısında, Vatan'ın "Avrupa Birliği standartlarının her alanda, özellikle basında yerleşmesinde büyük çaba" göstereceği ifadeleri vardı..

Açtım "Sabah"ın 9'uncu sayfasını..

Orada da, "Artık basında tek dağıtım şirketi yok" başlıklı haberde şunlar yazılıydı..

-Böylece, Avrupa Birliği yolunda ilerleyen Türkiye'de, basın özgürlüğünün perde arkasındaki temel unsurlarından biri olan dağıtım organizasyonunda, çok seçenekli bir yapıya geçildi..

Anlaşılan, temelde bu Avrupa Birliği olmasa, ne "Vatan" çıkacaktı, ne de "Dağıtım Tekeli" kırılacaktı "Sabah" tarafından..

Oysa işin özünü biliyoruz hepimiz..

Bu satırların yazarı ile birlikte, yüzlerce gazeteci, aynı serüvenin içinde yer aldı..

28 Şubat post-modern askeri müdahalesinde, "Kartelci-Devletçi-Bankacı" olmaya özenenler, şimdi yeniden eski güzel günlere dönmeye çalışıyor..

Herkes bir pişman ki, sormayın gitsin..

Şimdi yükselen değerler, "Bağımsız olmak", "Gazetecilikten başka işi olmamak", "Siyasete ve Devlete mesafeli bulunmak" şeklinde..

Ah Sezen Aksu ah!.

"Sabah"çıları ve "Vatan"cıları toplayıp, bunlara "Şimdi bana kaybolan yıllarımı geri verseler"i söylese, ne hoş olurdu..

ŞAKA

Yapay Gündem!.

3 Kasım seçimlerinin sonrasına ilişkin ipuçları, gazete manşetlerinde var..
-Hüsamettin Özkan'ın örtülü ödenek harcamaları inceleniyor!.
-480 milyon dolara ihale edilen Yuvacık Barajı, 940 milyon dolara çıkmış..
Canlarım benim!.
Bu başlıklar yerine, "Şeriat Tehlikesi"ni işlemek daha doğru olmaz mıydı?

H.C.GÜZEL-R.T.ERDOĞAN

Yargı kararını herkes anlamaz ki!.

-Hasan Celal Güzel'le ilgili olarak alınan Anayasa Mahkemesi kararı, Tayyip Erdoğan'ın durumunu da içeriyor mu?

Siyasetin en güncel sorusu bu..

Neticede Tayyip Erdoğan, bu sorunun cevabına göre, ya milletvekili (ve belki de Başbakan) olacak, ya da siyasi yasaklı konumunda adaylığını koyamayacak..

"Yeni Şafak"ın bu konudaki sorusunu cevaplayan Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, şu cevabı vermiş,

-Karar yayınlanıp herkesin bilgisine sunuldu. Değerlendirmeler kendilerine ait, herkes nasıl değerlendirirse, öyle değerlendirir. Hukukçular tartışıp, konuya ışık tutsun..

Bütün hukukçulara "Hodri Meydan" diyoruz..

Herkes, "Siyasi eğilimine göre, özgürce" bu Anayasa Mahkemesi kararını tartışabilir..

Herhalde, Anayasa Mahkemesi, kendi kararının nasıl yorumlanması gerektiğini bilmek zorunda değildir..

Zaten "Hukuk" ve "Yargı kararları" herkes tarafından anlaşılabilseydi, toplumda ne dirlik, ne de düzen kalırdı..

Şimdi Tayyip Erdoğan, oturup, kendi kaderiyle ilgili tartışmaları izlesin bakalım!.


5 Eylül 2002
Perşembe
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED