|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Fransız yönetmen Alain Resnais'nin 1961'de yaptığı "Geçen Yıl Marienbad"da diye (L'Anee Derniere A Marienbad) bir filmi vardı.. Bu film, aynı yıl Venedik Festivali'nde de büyük ödülü almıştı.. Ya iki ya üç kez izledim bu filmi.. Bir öykü anlatmadan, hiç gerilim yaratmadan ve neyin gerçek, neyin düş olduğu anlaşılmadan, bir senaryo nasıl filmleştirilebilir diye, içimden her izleyişimde hayranlık duydum Alain Resnais'ye.. Hatırladığım kadarıyla, büyük bir otelde, bir adam bir kadınla karşılaşır.. Bunlar daha önce ya beraber olmuşlardır, ya da olmamışlardır.. Oteldekiler kumar salonunda bir oyun oynarlar.. Oyunun kuralları nedir, kim kazanır hiç anlaşılmaz.. Film biter.. Siz de, şaşkın, "neden hiçbir şeyi anlamadım" diye kalkarsınız.. Çünkü bu filmin amacı "anlatmak" değil, "izlenmek"tir.. Bu "3'lü Koalisyon"un serüvenini izlerken, hep "Geçen Yıl Marienbad"da filmini anımsıyorum.. Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli, Mesut Yılmaz, neden biraradalar? "Ekonomiyi iflas ettirmek" dışında, akılda kalan bir icraatları oldu mu? Belki tek maddeli bir hedefleri olabilir.. Yani "Avrupa Birliği üyeliğinin yolunu açmak", hedefi.. Oysa o konuda da, Devlet Bahçeli, Avrupa Birliği'nin engeli olan kişi.. Acaba bu 3'lü, hangi oyunu oynuyorlar..
-Çok şahıs var.. Aralarında hiç bağlantı yok.. Bir de, hiçbir hareket, gerilim veya olay yok kitapta..
Doktor eğilip almış kitabı..
Acaba "Hastane" diye bir senaryo var ve burada Ecevit'e "Hasta" rolü mü verildi? Baksanıza, dün yazılı açıklama yapıp, "Tansu Çiller Avrupa Birliği üyeliğimizi engelliyor" diye muhalefete çatmış.. Olacak iş mi? Başbakan Yardımcısı, "İdama da, anadil konusuna da, biz yokuz" diyor.. Ve Başbakan kalkıp (veya kalkmadan, yatarak), muhalefet liderine çatıyor.. Acaba "gelinim sana söylüyorum, oğlum sen anla" oyunu mu bu? Bu oyundan, hepimiz sıkılmadık mı? Bu başrol oyuncusunun hangi konularda, ne kadar süredir, bilinçli ve sağlıklı hareket edebildiği de, ayrı bir soru.. İki yıl önce, elinin başparmağını kalem zannedip kitap imzalamaya çalıştığı yazılıyor.. Acaba dün yaptığı açıklamayı da, o parmağıyla mı yazdı? Ve sonra başka birisi, bunu kalemle mi doldurdu? Bu filmde Tayyip Erdoğan'ı önce yasaklamalı mı, yoksa Tayyip Erdoğan idamın kaldırılmasına oy verdirdikten sonra mı, susturmalı onu? Ya Ecevit, gerçekten iyi olursa?
ŞAKA
Özkök rüya görmüş!.
Ertuğrul Özkök, Ankara'da AK Parti Genel Merkezi'ne girince şaşırıp, kalmış..
OH BE.. DÜNYA VARMIŞ
Bereket müziğe kaçmak mümkün!.
Bütün bu tatsızlıkların arasında, bereket "kaçışlar" var güzelliklere doğru.. Geçen Cuma akşamı, Zeki Çetin'in "Pınar Restoranı"nda, "Avni Anıl Gecesi" vardı.. İnci Çayırlı, Münip Utandı, Adnan Mungan gibi yorumcular, bu gece içi'den gelen Avni Anıl'ın önünde, şimdiden klasik olan bestelerini, şarkılarını seslendirdiler.. Sonra pazar günü, Fahrettin Çimenli'nin yaylı tanburu, Osman Nuri Özpekel'in udu, Kemal Caba'nın kemanı, Mithat Özyılmazel'in kanunu eşliğinde, müthiş bir Nihavent faslı dinledik dost toplantısında.. Bildiğimiz ve bilmediğimiz nice Nihavent eserin, rüzgar gibi geçtiğine tanık olduk.. O pazar günü, yaşayan en büyük tanbur ustası Necdet Yaşar'la da birlikte olmak fırsatı geçti elimize.. "Kalan Müzik"in "Arşiv" serisinden çıkan Necdet Yaşar diskini, ondan ayrıldıktan sonra, sabaha kadar dinledik.. Sedat Öztoprak-Fahri Kopuz ikilisinin "Suzidil Saz Semaisi"nin, Necdet Yaşar, Derya Türkan (kemençe), Yurdal Tokcan (ud), Göksel Baktagör (kanun) tarafından icrası, sürükledi bizi.. Bu kaçışlar olmasa, nefes almak bile zorlaşıyor..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |