T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Kutlama ve sevinme zamanı

Gündem yine futbolun. Milli takım, geleceğini göremeyen, umutsuzluk girdabında bunalan, kendi başkentine, Ankara'ya kızgın, soluksuz, sesi ve elleri titrek bir başbakanın masallarından da, onun yanısıra mütemadiyen acz sergileyen siyaset esnafından gına getirmiş Türkiye'yi yine sokağa döktü.

Elbette ki, başarı, coşkuyu beraberinde getiriyor. Ancak, coşkunun boyutları da, ülke halkının günün olumsuz şartlarının biçimlediği psikolojisinden etkileniyor. Özgüveni her gün, sürekli tüketilen bir ülkenin, 'özgüven ihtiyacı', bugünlerde 'Güney Kore-Japonya ekseni'nde yani 2002 Dünya Kupası'nda Milli futbol takımı tarafından sağlanıyor.

Türkiye, 2000 yılında ikinci kez katılabildiği Avrupa Şampiyonası'nda çeyrek finale yükselmişti. Hem de, İtalya ve İsveç'li grubundan çıkarak ve ikinci kademede ev sahibi Belçika'yı yenerek. Bu, Türk futbol tarihinin o güne dek elde ettiği en büyük başarıydı.

Şimdi, 48 yıllık bir aradan sonra ilk kez katıldığı Dünya Kupası'nda grubundan çıktı ve ikinci grup maçlarında, yine ev sahibi, Japonya'yı eleyerek çeyrek finale çıktı. 2002 Dünya Kupası'nın ilk sekiz takımı arasına adını yazdırdı. 18 Haziran 2002'de gelen bu sonuç, Türk futbol tarihinin kaydettiği en büyük başarı.

Şimdi Cumartesi günü çeyrek finalde, bu Dünya Kupası'nın en sempatik ve galiba da en heyecan verici takımlarından biriyle, Afrika'nın Kupa'da kalan tek temsilcisiyle Senegal'le oynayacak. Milli takımımız, çeyrek finali de geçip, Dünya Kupası'nın ilk dört takımı arasına kalabilir mi?

Hiç kuşkusuz, evet. Bu, pek mümkün.

Sonra? Sonra, ya Brezilya ile, ya da İngiltere'yle oynayacak. Onlardan birini geçerse? Final! Finali kazanırsa, Dünya Şampiyonu!

Olabilir mi? Pek güçlü bir ihtimal değil ama olmaz, olmaz. Ancak, dereyi görmeden paçayı sıvamanın, ihtiyatı ve 'gerçekçiliği' elden bırakıp, havalanmanın gereği de yok. Önce bir 'Senegal engeli'ni geçelim de...

Geçemeyebilir miyiz? Evet. Geçme ihtimalimiz ne kadarsa, Senegal tarafından da safdışı bırakılma ihtimalimiz o kadar. Dikkat edin ve kat'iyen küçük Senegal'i küçümsemeyin. Senegal, çeyrek finale 1998 Dünya Şampiyonu Fransa'yı yenerek ve bizim eleme grubumuzdaki grup lideri, bu Kupa'nın favorilerinden Arjantin'i safdışı bırakarak geldi. Uruguay, Senegal karşısında 3-0'lık yenilgiden mucizeyle beraberliği kurtardı. Danimarka da, zor bela berabere kalabildi.

Senegal takımının kadrosunda yer alan 23 oyuncunun 21'i Fransa liginde oynuyor. Gayet atletik oyunculardan oluşan ve 'estetik' bir futbol oynayan bir ekip. 'Moral motivasyon' bakımından Türkiye'yi andıran bir yanları var; bu da onlara güç katıyor. Şöyle:

Milli takımımız, özgüveni zedelenmiş, gelecek umutları sarsılmış bir toplumu mutlu etmek, ülkenin moralini yükseltmek yükümlülüğünün bilincinde. Uzak Asya'dan ilettikleri tüm mesajlarda bu bilinç seziliyor. Buna benzer biçimde, Senegal de koca ve 'gariban' bir kıtanın, siyah Afrika'nın temsilcisi olmanın, tüm Afrika'yı 'yerkürede' temsil etmenin şuuruna sahip. Bu da, başlıbaşına bir 'moral motivasyon'.

Türkiye-Senegal çeyrek finalinin bir başka ilginç yanı var. Her iki ülke, Dünya Kupası çeyrek finaline yükselebilmiş iki Müslüman ülke. Onlardan başkası yok.

Milli takımımızın elbette yoluna devam etmesini can-ı gönülden arzu ediyoruz ama geldiği bu noktadan sonra, Türkiye'ye geri dönerse de, bu takımı bağrımıza basmak gerekir. Zira, bugüne dek futbol tarihimizde elde edilen en büyük başarıyı Türkiye'ye yaşatmışlardır. Fransa, İtalya, Arjantin ve hatta Portekiz gibi futbol devlerinin terkettiği, Hollanda'nın, Çek Cumhuriyeti ve Yugoslavya'nın katılamadığı bir Dünya Kupası'nda ilk sekize girerek, görevlerini layıkıyla yapmış sayılmalıdırlar.

Şenol Güneş?

Kazandı. Ona yönelik eleştiriler de ne kadar haklılık payı bulunursa bulunsun; sonuç itibarıyla bir teknik direktörün siciline bakılır. Fatih Terim, Türkiye'yi ilk kez Avrupa finallerine taşımıştı. Ondan devralan Mustafa Denizli, Türkiye'yi ilk kez Avrupa çeyrek finalisti yaptı. Şenol Güneş ise Denizli'den devraldığı takımı, daha üst aşamaya, Dünya Kupası çeyrek finaline taşıdı. Kim ne derse desin, Şenol Güneş ismi, başarı siciline kaydolmuştur.

Üstelik, Japonya maçında Şenol Güneş takımı doğru bir oyun anlayışıyla oynattı. Japonya, seyirci desteği altına, süratli ama kanatlardan kaleye inmek yerine, kanatlardan içeri dönerek ceza sahası içinde sonuca giden bir oyun stiline sahipti. Milli takımın, bu oyun tarzına sahip Japonya'ya karşı etkili oyun taktiği dörtlü savunma kurgusuna dayanan alan savunması olabilirdi ve öyle oldu. Öyle ki, Japonya'nın bizim ceza sahası içinde hatırda kalacak tek bir gol pozisyonu yoktu.

Milli takım gözü okşayan bir futbol hala oynamıyor. Ama, her maçı kendi atmosferi ve mantığı içinde düşünmek gerek. Ev sahibi ülke takımına karşı ve üstelik elemeli bir maçta 12. dakikada galip duruma geçiyorsanız; oyunun kontrolünü elden bırakmadan sonucu korumak psikolojisi egemen olabilir. Böyle bir maçta önemli olan, rakip takıma gol pozisyonu dahi vermemek idi. Bu yönden, Türkiye, çok başarılı bir maça imza attı ve bu oyun düzeninde Şenol Güneş'in hakkını vermek gerekiyor.

Daha önce kendisine son dakikalarda gol yediğimiz için yapılan eleştirileri de bu Dünya Kupası iptal etmiş olmalı. Defans sağlamlığı ile ünlü ve bu şampiyonanın favorilerinden İtalya, Güney Kore karşısında golü 88. dakikada yedi ve uzatmanın ikinci yarısında yediği 'altın gol'le çeyrek finali göremeden gitti. Bir başka favori ve güçlü defansa sahip İspanya da önde götürdüğü maçta, İrlanda karşısında 90. dakikada yediği golle berabere duruma düştü. İrlanda, bir başka futbol devi Almanya'ya da son dakikalarda gol atmıştı.

Yani?

Yanisi yok. Kutlama ve sevinme zamanı. Cumartesi'ye dek keyfini çıkaralım. Cumartesi'den sonra ya sevinmeye ve umuda devam edeceğiz; ya da Milli takımımızı alkışlarla bağrımıza basacağız...


19 Haziran 2002
Çarşamba
 
CENGİZ ÇANDAR


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED