T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Rahşan Ecevit mi, Şenol Güneş mi daha başarılı?

Hangi "Teknik Direktör"ün işi daha zor?.. Rahşan Ecevit'in mi, Şenol Güneş'in mi?

Rahşan Ecevit'in yönettiği tek oyuncu var.. Rahşan Hanım, Bülent Ecevit'i ayakta tutabilir, kelimeleri karıştırmadan konuşmasını sağlayabilirse, oyunu kazanabilir..

Çünkü medya, Bülent Ecevit nasıl oynarsa oynasın, en azından suskun..

Köşelerde bazan eleştiriler çıksa bile, manşetlerden ve sermayeden destek var Bülent Ecevit'e..

Şenol Güneş ise, oyuncularını iyi düzenlese ve maçları kazansa bile, bu yeterli değil..

Türk spor medyası, Şenol Güneş'i "Taşralı" diye damgalamış durumda..

Hayatlarında, dünya çapında bir akılda kalır başarıya imza atamamış eskiler ve onların spor yaşamlarını cilalayarak ömür tüketmiş spor yorumcuları, Şenol Güneş ve Milli Takım, ağzıyla kuş tutsa, hata arıyorlar..

Dünkü Japonya zaferiyle, Türk futbolu, G-8'ler arasına girdi..

Yani "Dünyanın en gelişmiş 8 futbol ülkesinden biri Türkiye" artık..

Oysa Rahşan Ecevit'in oyuncusu Bülent Ecevit, Türkiye'yi ekonomide Arjantin'le "kardeş ülke" statüsüne soktu..

Ecevit sade kötü oynamıyor..

Ayrıca hasta da..

"Omur"unu düşünmekten, "ülkenin onur"unu fazla düşünemiyor..

Ayakta dursa da, yatağa düşse de, Türkler yoksullaşıyor her gün..

Ama Rahşan Ecevit dirençli, inatçı ve kararlı..

Bülent Ecevit'i, sahadan çekmeyecek..

Türkiye gelişmişlik liginden elense de ve Avrupa Birliği liginden düşürülse de, Bülent Ecevit, sahaya gerekirse sedye ile çıkacak..

Zaten artık kimse, Bülent Ecevit'in gol falan atmasını beklemiyor..

Hatta Bülent Ecevit'in, topa dokunmasını bekleyen bile yok..

Ecevit ayakta dursa, bu başarı sayılıyor..

Ecevit "Başbakanlık Merdivenleri"ni çıkabilse, Michael Jordan'dan da, Tiger Woods'dan da, Hasan Şaş'tan da daha büyük sporcu ilan edilecek..

Rahşan Ecevit, Şenol Güneş'in hamlelerine endeksli oynatıyor Bülent Ecevit'i..

Millî Takım'ın hayâti maçlarından önce, ya da sonra, televizyona çıkartıyor oyuncusunu..

Dün de, Japonya'yı eleyen Millî Takım'ın arkasından, NTV'de canlı yayına çıkartıldı Ecevit..

Tek oyunculu Teknik Direktör Rahşan Ecevit, kameraların yanında durup, Bülent Ecevit'i izledi..

Bülent Ecevit, eline verilen kağıttan, hastalıklarını okudu.. Şefkat dolu çanak soruları cevapladı..

Ve bu arada anlaşıldı ki, yapılması beklenilen ve kendisinin istediği söylenilen "Ekonomi Zirvesi"nden haberi bile yok..

Ayrıca, "Avrupa Birliği Türkiye'ye Kıbrıs konusunda çözüm baskısı yaparken, neden diğer aday ülkelere Kıbrıs çözümü için baskı yapmıyor" konusunun da, Ecevit'i şaşırttığı anlaşıldı..

Acaba Teknik Direktör, Ecevit'e, Kıbrıs'ın sadece Türkiye'nin ve Kıbrıs'ın sorunu olduğunu anlatmadı mı?

Avrupa, Macaristan'a veya Polonya'ya neden Kıbrıs konusunda şartlar ileri sürsün ki?..

Şenol Güneş, Millî Takımı finale de çıkartabilir.. Ve yine de eleştirilir.

Rahşan Ecevit, Bülent Ecevit'i sokağa çıkartabilse, alkış alacak..

ŞAKA

Cop mu, göbek mi?..

Millî Takım'ın zaferini kutlayan Kızılay'daki halka, Çevik Kuvvet polisleri de katılmış..

Polis araçlarının hoparlörinden türküler çalınmış.. Çevik Kuvvet polisleri de, halkla birlikte göbek atmış..

Hayat böyle..

Aynı meydanda aynı polisten bazen dayak yenilir, bazen birlikte göbek atılır..

"Ulusal coşku" böyle bir şey...

KIBRIS, ÇÖZÜM VE AVRUPA

Hem uzattık, hem de tadını kaçırdık..

Gerçekçi olalım.. Avrupa Birliği, "Kıbrıs sorunu"nun, kalıcı bir çözüme bağlanmasın, Türkiye'nin AB üyeliği yolunda bir "ön-şart" olarak görüyor..

Veya şöyle söyleyelim..

Kıbrıs sorunu bir çözüme bağlanmasa bile, Avrupa, Kıbrıs'ı (yani Rumlar'ı), üyeliğe alacak..

Biz ve KKTC, bu sürecin dışında kaldığımız gün, "AB olayı" bizim için çok kötü ve dramatik bir noktaya dayanacaktır..

Ve Türkiye, bir AB üyesinin (Kıbrıs) topraklarını işgal eden ülke konumuna girecektir..

Gelinen noktada ise, Türk hükûmeti, Kıbrıs'ta bir çözümü, Avrupa Birliği üyeliğimiz yolunda ön-şart olarak görmüyor.

Bundan ne çıkar?..

Ya, bu üyelik meselesinden vaz geçtik..

Ya da bir gün, masa başına oturtulup, mesela Amerika'nın hazırladığı bir "Kıbrıs planı"nı, mecburen kabul edeceğiz..

Başka ne diyebiliriz ki?


19 Haziran 2002
Çarşamba
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED