T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ecevit'i hala rahat konuşturan şey

Bir başbakanımız olduğunu ve de kendi ifadesiyle artık "rahat" konuşabildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Bu mutlu haber, Türkiye'nin Japonya'yı yenerek çeyrek finale kaldığı dakikaların ardından geldi. Evet Başbakan Ecevit, NTV'ye verdiği mülakatta "kendimi daha iyi hissediyorum ve rahat konuşabiliyorum" dedi. Ayrıca, yakında görevinin başına döneceğinin müjdesini de verdi. Daha bir sürü de işlerin yolunda gittiğine, hükümetin reformlar yapmaya devam edeceğine, ekonominin rayına girdiğine dair, ancak hastalık halinde söylenebilecek gerçekle ilgisi olmayan sözler...

Başbakan'ın sözlerini bir yerinden tutup düzeltmeye çalışmak yerine, olup-bitenlerin perde arkasına inmekte yarar var.

Asıl mesele, seçimlere kadar Ecevit'le gitmeyi düşünen "siyaset dışı siyaset odakları"nın Ecevit'in beklenenden önce ortaya çıkan sağlık sorununu, yok saymaya devam etmeleridir. Hükümeti destekleyen Meclis dışı güçlü unsurların planları arasında genel seçimlere kadar mutlak surette Ecevit'le gitmek vardı ve öyle anlaşılıyor ki hala da var. Bu yüzden, "Ecevit olmazsa başbakan kim olur?" sorusunun ciddi bir cevabı bulunmuyor. Bu kişinin Bahçeli, Yılmaz ya da herhangi bir muhalefet partisi lideri olmayacağı da kesindir. Kimsenin bir parti lehine böyle bir feragatta bulunmamasını da normal karşılamak gerekir.

Ayrıca, Ecevit'i ikame edebilecek bir "bağımsız başbakan" formülü de söz konusu değildir. Önceden olduğu gibi kriz durumlarında Türkiye'nin gündemine gelen bağımsız başbakan adayları bugün telaffuz edilmiyor. Belli ki, bu konuda bir niyet dahi bulunmuyor.

Yani, Türkiye'nin alternatifsiz bir şekilde Ecevit'e mahkum edilişinin temelinde siyaset dışı unsurların ülkenin yakın geleceğine dair çizdikleri planı, "Ecevit'in sağlığı sandığa kadar durumu idare eder" mantığına oturtmalarında yatıyor.

Ecevit de, biz de bu yüzden eziyet çekiyoruz.

Plan o kadar kararlı bir şekilde sürdürülüyor ki, Ecevit'in hastaneye yattığı günlerdeki panik havasıyla telaffuz edilmeye başlanan, erken seçim tarihleri bile rafa kalkmaya başladı.

İlk şoku atlatan "Kremlin", Başbakanı ayakta tutmaya karar vermiş görünüyor. Çünkü ellerinde daha iyisi bulunmuyor.

Peki Türkiye, bedeni sürekli yenilenen bir başbakanla önündeki sorunları aşabilir mi?

Aşamaz bu belli çünkü, başbakan sözümona sağlıklıyken de başta kendisinden kaynaklanmak üzere her alanda gözle görünür bir yönetim boşluğu yaşanıyordu.

Şimdi bu yönetim boşluğu bir yönetim biçimi haline gelmiş bulunuyor. Hükümet ortaklarının üç parçalı halinden tutun da, piyasaların bağırış çağırışlarına rağmen Ankara'nın gelişmeleri bir tenis maçı izler gibi duygusuz seyretmesine kadar bütün savruklukların temelinde bu yatıyor.

Sadece bu da değil... Ülkenin hükümetsiz kalışından daha da kötüsü, hükümeti oluşturan partilerin kendilerini her an kapıyı çalabilecek bir seçime hazırlamak için atraksiyon peşinde olmalarıdır. Üç parti de, hükümetin kar hanesine yazılacak olumlu bir icraatın kendisine bir katkı sağlamayacağına inanıyor. Doğru da... Çünkü, hükümet Şubat krizinden beri seçmen nezdinde "ağzıyla kuş tutsa" iflah olmaz bir görüntü vermektedir.

Doğru olmayan, buna rağmen iş başında kalmaları ve durumu kabullenip ülkeyi erken seçime götürmemeleridir.

Ecevit, hayatının en sıkıntılı politik ve sağlık sorunlarını yaşadığı sırada bile, "Hükümetin tam görev süresini dolduracak kadar işbaşında kalması gerektiğine inanıyorum" diyor. Yani, 2004 yılına kadar.

Belli ki başbakan, kendisine uygulanan tedavinin halka da uygulandığını zannediyor.

Böyle olduğu için de insanların unutkan, dalgın, aldırmaz ve bir dakika daha ayakta durabilmek için herşeyi feda etmeye razı olduklarını düşünüyor.

Bunun, yani, 2004'e kadar mevcut koalisyon statükosunun devamının ülkeye çıkaracağı faturayı, kaçacak fırsatları, bozulacak dengeleri hesaplayamıyor. Bu haliyle bile kendisini ülke için bir şans görmeye devam ediyor.

Başbakan rahat konuştuğunu söylemekte çok haklı... Bu rahatlık da, şartlar ne olursa olsun kendisini koltukta tutmaya kararlı odakların maharetli elleriyle yaptıkları siyasi masajdan kaynaklanıyor.


19 Haziran 2002
Çarşamba
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED