|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Futbol hakkında hiç de olumlu kanaatlerim yok. Çünkü modern futbol, kitlelere yutturulduğunun aksine bir spor türü ve biçimi olmaktan çoktan çıkmış; bambaşka boyutlar, özellikle ve nitelikler kazanmıştır. Futbolu hâlâ bir spor türü ve biçimi olarak görenlerin, düşünenlerin futbolu asla anlayamadıklarını, anlama, algılama, görme ve düşünme yetilerini çoktan yitirdiklerini –üzülerek- haber vermek isterim. Futbola masumane bir spor türü olarak bakanlar, dünyaya öküzün trene baktığı gibi bakıp bakmadıklarına iyi baksınlar, diyorum. Tabii bu kişiler hâlâ bakma yetilerini yitirmemişlerse! Çağımızda futbol, bir oyun / spor biçimi olma özelliğini çoktan yitirmiş; geçici hazlar, tatminler, üzüntüler, kaçışlar; din-dışı kutsallıklar, insan suretinde sahte kutsallar, ikonlar; ayartıcı, şaşırtıcı, baştan çıkarıcı, narkoz / afrodizyak etkisi yapıcı; kitlelerin düşünme, analiz ve eleştiri yetilerini bastırıcı, iptal edici; barbar aidiyet biçimleri üretici, bu barbar aidiyet biçimlerini tahrik edici, dolayısıyla kitlelerin güç ve çıkar odakları tarafından kontrol ve manipüle edilmelerini, uyutulmalarını, uyumlulaştırılmalarını ve uyuzlaştırılmalarını kolaylaştırıcı ve meşrulaştırıcı; kitleler için ilkel, kaba-saba ve barbar şekillerde dolma, boşalma ve tapınma vasıtası haline gelen, bunun vasatını üreten yeni bir paganizm biçimine dönüşmüştür. Dolayısıyla futbolu salt bir oyun / spor olarak görebilmek artık imkânsızlaşmıştır. Bu nedenle oyun / spor olarak futbolla değil, gerçekten son derece önemsenmesi gereken boyutları, özellikleri ve sonuçları olan çok yönlü bir futbol fenomeniyle karşı karşıyayız. (Türkiye'de futbola çok yönlü bir fenomen olarak hiç bakılmadı bugüne dek. Umran dergisinin son sayısında bu sessizliği bozduğumuzu ve Türkiye'de ilk kez futbol fenomenini tüm yönleriyle anlamlandıran bir futbol felsefesi geliştirmeye çalıştığımızı burada hatırlatmadan geçemeyeceğim. Okuyuculara Umran'ın Haziran sayısını özellikle okumalarını öneriyor ve Umran'ın telefon numaralarını vermek istiyorum: 0212-533 72 02 veya 631 13 85). Ancak buraya kadar futbol fenomeni hakkında söylediklerim, Türkiye'nin Dünya Kupası'nda elde ettiği başarıyı asla gözardı etmemizi gerektirmiyor. Bence burada üzerinde durulması gereken temel sorun, Türkiye'nin Dünya Kupası'na katılması ve son olarak saçlarını-başlarını sarılara-marılara boyayarak Batılı gibi olmak için yırtınan ve dolayısıyla kendinden, kendi olmak'tan nefret eden evsahibi Japonya'yı yenerek çeyrek finale çıkması meselesi değil. Bence bu, arızî bir meseledir. Asıl sorun, Milli takımın teknik ekibinin ve oyuncularının bunu nasıl başardıkları ve tüm bunların ne anlam ifade ettiği meselesidir. Türk millî takımı, resmî Türkiye'yi değil; öteki, derin ve gerçek Türkiye'yi temsil ediyor. Karşımızda ülkeyi hortumlayan, kendi çıkarlarını korumak için binbir numara çeviren, millete rağmen milleti yoksayarak ve hırpalayarak elde ettikleri iktidar aygıtlarını ve kaynaklarını (veya kaymaklarını) sonsuza dek kontrol edeceklerini düşünen ve milleti keyiflerine göre hizaya getirmeye çalışan hormonlanmış, "beyaz Türkler" yok. Karşımızda Anadolu'nun ruhunu, heyecanını taşıyan ve yaşayan derin / gerçek Türkiye'nin masum çocukları var. O yüzden "Anadolu"nun bu "masum çocukları"nın başarıları; hormonlanmış, programlanmış, kapıkulu rolleri oynayan "beyaz Türkleri" son derece tedirgin ve rahatsız etti: Ve gulyabanileri andıran bu türlü tuhaf kişiliksiz kişiler, daha işin başındayken bu "çocukları", yok Cuma namazı kılıyorlarmış, yok dua ediyorlarmış filan diyerek demoralize etmeye çalıştılar. Akıl mantık alacak gibi değil gerçekten! Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir başarıya imza atan bir millî takıma böylesine vahşice, ilkelce, saçma sapan şekillerde saldıramazlar! Çünkü dünyanın hiç bir ülkesinde böylesi bir şeyi hiç kimse akıl ve hayal bile edemez! Ama Türkiye'de bu milletten nefret eden, köle ruhlu, gladyatörlere dönüşen medyatörler keyif ve hüküm sürdükleri için, bu ülkede bu tür şeyler kolaylıkla vuku bulabiliyor ve son derece ilkel vukuatlar patlak verebiliyor! "Topyekûn savaş" manşetlerini de işte bu köle ruhlular atmıştı bu ülkede! Böylesine barbarca manşetleri atan, bu milletin kutsallarına saldırmayı birincil vazifeleri sayan bu tuhaf kişilere bu ülkede hukukçular bile hiçbir şey yapma ihtiyacı hissetmediler ve hâlâ da hissetmiyorlar! Pes doğrusu! Sahi, burası patagonya mı arkadaş! Dediğim gibi futbol hakkında olumlu kanaatlere sahip biri değilim. Ama Türkiye'nin dünya kupasında elde ettiği başarı, sadece futbolla ilgili ve futbolla açıklanacak bir başarı değil. Burada futbol başarısından değil, Anadolu insanının elde ettiği başarıdan sözetmemiz gerekiyor. Eğer bu ülke insanına gölge etmeseler, önünü son derece kaba-saba ve ilkel yöntemlerle kesmeseler, bu ülke insanının hayallerini tüketmeseler, bu ülke insanına hayal görmeyi bile çok görmeseler, bu ülke insanının yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Artık bu gerçek, adeta bir "gerçek şakası" gibi çok açık ve seçik bir şekilde ortaya çıkmıştır! Dünya kupası dolayısıyla gulyabaniler ve köle ruhlular tarafından estirilen "terör havası" da çok iyi göstermiştir ki, Türkiye'nin sorunu, sadece kendisiyledir. Takoz, Türkiye'nin içindedir. Birileri bu ülkenin insanının önünde takoz vazifesi görmeseler, bu ülkenin insanı hem yeniden büyük / majestik hayaller görmeye başlayabilir; hem de hayalleri gerçeklere dönüştürebilir. Tarih, ne denli büyük hayaller gördüğümüzün ve bu hayalleri hem de majestik şekillerde gerçekleştirmeyi başardığımızın en büyük şahidi değil midir? O yüzden "gölge etmeyin, yeter!" diyorum. Eğer bu ülke yeniden ve daha güçlü şekillerde tarih sahnesine çıkacaksa, bu ancak bu milletin ruhunu hayata geçirerek; bu millete ruh, asalet, şahsiyet, alçakgönüllülük, fedakârlık, dinamizm ve enerji bahşeden; tarih yaptırtan ve yazdırtan İslâm'ın derinlikli, evrensel, özgüven verici, hayat ve ruh bahşedici değerlerini, anlam haritalarını dinamitlemekle değil, yepyeni bir dinamizmle ve ruhla kuşanmakla ve hayata geçirmekle mümkün olacaktır vesselam.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |