T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

C U M A R T E S İ
O Bir Duvar Sürüngeni, O Bir Örümcek Adam

Neyse ki kim olduğunu ve kendini gökdelenin tepesinden aşağı neye güvenerek bıraktığını anımsaması fazla uzun sürmedi: O böyle şeyleri her gün gözü kapalı olarak yapan süper yetenekli biriydi. Yıllar önce üniversitede bir fizik öğrencisiyken yürüttüğü deneylerden biri sırasında kazanmıştı bu yeteneklerini. Laboratuvardaki radyoaktif alanlardan birinden geçen bir örümcek, kimbilir hangi parçacık ışınımının minik bedeninin DNA'sında yarattığı esrarengiz bir değişikliğe maruz kalmış, sonra da gidip bizim genç Peter Parker'ın elini ısırıvermişti. Kanına karışan değişime uğramış zehir, Parker'ın vücudunda dolaşarak hücrelerinin yapısını esrarengiz biçimde etkilemişti. Genç adam durumu, bir süre sonra kendisini ezmeye çalışan bir otomobilden kaçmaya çalışırken farketti. Otomobilin öldürücü darbesinden ancak kendisini de fena halde şaşırtan bir hız ve beceriyle düz duvara tırmanarak kurtulabilmişti... Bundan sonraki yaşamını, bir örümceğin (yüzeylere yapışmak, gelen tehlikeyi hissetmek, vs.. gibi) orantılı güç ve yeteneklerine sahip bir insan olarak geçirecekti.

O Bir Süper Kahraman

Bir süper kahramanın oluşum sürecini bilimsel temellere dayandırarak bilimkurgu evreninin engin derinliklerinde yerini alan Örümcek-Adam efsanesi, ilerleyen yıllarda hazırlanan öykü senaryolarında da aynı istikrarı sürdürerek yerini sağlamlaştırdı. Zira kahramanımızın karşısına çıkan çeşitli süper hainler ve yanında yer alarak bu hainlere karşı savaşan çeşitli süper kahramanlar da bu eğilimin dışına çıkmamış, hepsinin güçlerinin kaynağı bir şekilde temeli 'bilimsele' dayandırılarak tasarlanmıştı.

Gelelim Spidey'nin (hayranlarının taktıkları birkaç lakaptan biri de budur) onca Marvel karakteri arasından sivrilerek dünya çapında yükselme nedenlerine.. Öyle ya, çizgiroman faaliyetlerinin ancak tutkulu omuzlarda yükselerek sürdürülebildiği ülkemizin yayın koşulları bile Spidey'nin hızını kesememiş durumda.

Popülaritesini Neye Borçlu?

Örümcek-Adam'la ilk tanışmam lise yıllarıma denk geliyor. Varolan Teks hayranlığına eklenen Örümcek-Adam tutkusu beni şu günlerde yeniden yayınlanmaya başlayan -yine bir Amerikan çizgiromanı olan- X-Men'in çevirmenliğine dek taşıdı. Geçen zaman içinde beni ve çevremdeki pek çok kişiyi Örümcek-Adam'a irtibatlandıran şeyleri formülize etmeye çalıştım. Bir çizgiroman ressamı, koleksiyoneri ve araştırmacısı olan eşim Hakan Alpin'le de bu konuda yaptığımız bazı konuşmalar beni Örümcek-Adam'ın neden bu kadar çok ilgi gördüğüne dair önemli verilere ulaştırdı. Onu neyin böylesine güçlü ve köklü kıldığı sorusuna eğildiğimizde, karşımıza ilk anda beş önemli yanıt çıkıyor:

1- Maske konusu: Marvel Comics'in kurucusu Martin Godman, Spider Man karakterinden hoşlanmamıştı ve yayınlanmasına karşıydı. Konseptin ilk yaratıcıları olan Stan Lee ve çizer Steve Ditko ise Spidey'nin tutacağından emindiler, ve hazırladıkları kahramanın en güvendikleri temel karakteristiğini özetle şöyle açıklamışlardı: "O maskenin altına herkes kendini yerleştirebilecek..." Gerçekten de o sırada zirvede seyreden Batman'in bile maskesi yüzünün yalnızca üst kısmını örterken, Örümcek-Adam'ın maskesi altta ne olduğunu tamamen okuyucunun hayalgücüne bırakıyordu. Yani okuyucu elbette ki orada Peter Parker'ı bulacağını mantıken biliyordu, ancak iş kendini kahramanın yerine koyarak maceranın içine girme bölümüne geldiğinde, kapalı bir maske beyaz okuyucu kadar zenci okuyucuya da, Çinli okuyucuya da tam bir avantaj sağlayacaktı. (Sonuçta Godman'ın muhalefetine rağmen Spider Man'in ilk macerası 1963'de Amazing Fantasy adlı dergide yayınlandı, ve bugüne dek hızını hiç kesmedi.)

2- Karakter çeşitliliği: Ağırlıklı olarak Lex Luthor ile cebelleşen Superman, Darkonlularla uğraşıp duran Rom veya Kingpin'le mücadele eden Daredevil tiplemelerinin yanında, Örümcek-Adam'ın düşman repertuvarı fazlasıyla kalabalıktır. Buna maceralara sık sık konuk olan diğer Marvel kahramanlarını da eklediğimizde, ortaya doyurucu bir tipleme çeşitliliği çıkıyor. Fantastik Dörtlü'den Prens Namor'a, Kaptan Amerika'dan Wolverine'e kadar uzanan çok geniş bir konuk spektrumu, kötülerle savaşta Örümcek-Adam ile birlikte hareket ederek okuyucuya hoş değişiklikler sunuyorlar. Bu durum, oğluna farklı kahramanları asla bir araya getirmemesini vasiyet eden baba Bonelli'nin endişelerini boşa çıkarıyor.. İtalyan çizgiroman yayıncılığının bu en etkin ismi, Amerikalı senaristlerin bu konudaki becerisine şahit olabilseydi belki de fikrini değiştirir ve onların İtalyan meslektaşlarına koyduğu sınırları gevşetirdi. Aslında bir kahramanın gücünü, zekasını ve erdemlerini ön plana çıkarabilmek için çevresindeki yardımcı karakterleri belli derecelerde aptal yerine koyma şeklindeki genel eğilim düşünülürse, baba Bonelli'nin bu kararının kendine göre haklı bir temele dayandığı kabul edilebilir. Örneğin Teks ve Ken Parker bir araya geldiklerinde, ikisinden birinin Çiko'nun Zagor'un yanındayken düştüğü eblekçe durumlara düşürülmesi fikrine adamcağızın -veya okuyucunun- dayanması zor olsa gerek.. Ama Örümcek-Adam senaristleri bu sorunun üstesinden öylesine ustaca gelmişler ki, bir araya gelen kahramanlar birbirini aşındırmak yerine tam bir sinerjiyle hareket ediyor. Birini ön plana çıkarıp diğerini zayıf bırakmak sözkonusu bile değil; bunun yerine enfes işbirliklerine ve ekip ruhu atmosferlerine tanık oluyoruz, hem de bir yandan kahramanlar arasındaki fikir ayrılıkları macera akışında yer alan sözlü sataşma veya replik yarıştırma sahneleriyle ustaca işlenerek senaryoya renk katarken...

3- Derinlikli senaryolar: Güçlü senaristlerin Örümcek Adam'ın başarısındaki etkileri karakter çeşitliliğiyle sınırlı değil. Özellikle son yıllarda senaristler, Hollywood filmerinin kariyer yapmış yazarları arasından seçiliyor. Öyle bir ortam oluşmuş durumda ki, örneğin okuyucu önceden ilan edilen bir "Mike Badger senaryosunu" sabırsızlıkla bekleyebiliyor. (Ancak daha önceki dönemlerde de Örümcek-Adam öykü kurgusu açısından genelde şanslıydı ve asla bu açıdan kısır ellerde bırakılmadı..) Sonuç, 'kahraman gidip kötü adamı dövdü' özetiyle asla kapsanamayacak kadar girift, ayrıntılı ve doyurucu öyküler halinde sunuluyor okuyucuya. Karakter tahlilleri gittikçe derinleşiyor, herkes kendi huyuna suyuna uygun tepkiler vererek gerçekçiliğe maksimum yaklaşım sağlanıyor, psikolojik arkaplanlara eğilinerek kötü adamların bile elle tutulurluğu, hoşgörülmeseler bile anlaşılabilirlikleri sağlanıyor.

4- Esprili kişilik: İşte replik yazarlarının Örümcek-Adam'a sağladıkları önemli bir avantaj daha. Spidey'nin zorluklara karşı tavrında, gerilimini esprilerle boşaltma unsuru önemli bir yer tutuyor. Bu noktada senaristin belli bir espri anlayışına sahip olması ve düzeyi tutturabilmesi çok önemli- diğer bir deyişle, en az Örümcek-Adam kadar zekice espriler yapabilmek zorunda. Okuyucu için en doyurucu unsurların başında gelen bu özelliğin dozu çok iyi ayarlanmış. Örümcek-Adam bir yandan en zor durumla bile espri sıkarak dalga geçer ve 'sorunları istifini bozmadan karşılayan' bir tablo çizerken, bir yandan bu tutumu için kendi kendini sorgulayabiliyor:

"Duyarsızlığa kaçmaya değil, bir koltukta beş karpuzu kafayı sıyırmadan taşımaya çalışıyorum..."

5- Felsefi içerik: Peter Parker örümcek güçlerini ilk farkettiğinde, kendine bir kostüm ayarlayarak şov işine giriyor. Bir ara karşısına çıkan bir hırsızı yakalamayı reddederek işi polise bırakıyor.. Aynı hırsız bir süre sonra evlerine girerek Peter'ın amcasının ölümüne neden oluyor. Bu olay Peter'ı büyük bir suçluluk duygusuyla başbaşa bırakıyor ve Örümcek-Adam'ın inanılmaz derinlikteki sorumluluk duygusunun temelini atıyor. Spidey'nin karakterinin bu en önemli yapıtaşı, böylece daha yolun başındayken yerine oturtuluyor. Slogan şu: "Büyük güç, büyük sorumluluk getirir." Bu noktadan sonra Örümcek-Adam'ın, gücünün insanlar için bir fark yaratacağı herhangi bir olayı müdahale etmeksizin seyretmekle yetinmesi sözkonusu bile değil...

Örümcek Adam Filmi ve Başarıları

Yönetmenliğini Herkül ve Zeyna dizi filmlerinden tanıdığımız Sam Raimi'nin yaptığı film, 14 Haziranda ülkemizde gösterime girdi. Peter Parker/Örümcek Adam'ı aktör Tobey Maguire canlandırırken, baş düşmanı Norman Osborn yani Yeşil Cin'i Willem Dafoe oynamakta. Kirsten Dunst Örümcek-Adam'ın kız arkadaşı -çizgiromanlarında sonradan karısı- Mary Jane Watson'ı, James Franco Harry Osborn'u, Rosemary Harris Peter'ın yengesi May Parker'ı, usta oyuncu Cliff Robertson Ben Parker'ı ve J.K.Simmons da Peter Parker'ın foto muhabiri olarak çalıştığı Daily Bugle gazetesinin sahibi J.Jonah Jameson'ı oynuyor.

ABD'de gösterime girmesiyle birlikte varolan tüm gişe rekorlarını yerle bir eden Spider-Man filmi, Harry Potter ve Star Wars'ın popülaritesini bile gölgede bırakmayı başararak şimdiden sinema tarihine geçti. Böylece Örümcek-Adam'ın film afişine de yansıyan bir ifade yerini bulmuş oldu. Yazar Peter Travers'in ünlü magazin Rolling Stone'daki yazısında belirttiği gibi: "Örümcek-Adam fişek gibi gelip bu yaza damgasını vuracak."

Milyon doları bol gişe hasılatları yapımcıların iştahını kabartırken yönetmen Sam Raimi, kolları devam filmi için sıvadı bile. Gelecek sene 40. yayın yılını kutlayacak olan Örümcek-Adam'ın bu yeni filmiyle de fırtınalar yaratacağı kesin gibi...

Bir yandan süper güçlere sahip bir kahraman, diğer yandan böyle güçlerin bile çözmeye yetmediği normal insan çıkmazlarıyla durmadan yüzyüze gelen 'bizden biri' olarak yaşayan Duvar Sürüngeni, hem maskeli hem de maskesiz haliyle okuyucusuna keyifli zaman geçirtmeye, hatta zaman zaman 'çözüm yakalamanın' eşliğinde atılan derin soluklara ilham sağlamaya devam ediyor..

Ta 1963 yılından günümüze dek uzanan istikrarlı bir 'çizgi' tablosu sergileyerek hem de.


Sayı 15
 
Dr.ÖZLEM ALPİN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED