T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

C U M A R T E S İ
Run Lola Run

İnsan... Belki de dünyadaki en gizemli varlık. Cevap bekleyen bir sürü soru: Biz kimiz? Nereden geliyoruz? Nereye gidiyoruz? Neye inanmamız gerektiğini nasıl biliyoruz? Neye inanmamız gerekiyor? Cevaplar yeni soruları ve her yeni soru bir diğerini doğurur ve bu böyle sürüp gider.

Yer Berlin...

Bir yaz günü 20 dakika içinde aşk, yaşam ve ölüm ile ilgili karar verilmesi gerekmektedir:

Lola ve Manni birbirine aşık ve 20'li yaşların sonunda iki gençtir. Manni üçkağıtçı bir araba satıcında para taşıyan kurye olarak çalışmaktadır. O gün her şey ters gider. Metroda bilet kontrol eden kişinin yanından koşarak geçer ve elinde bulunan 100.000 DM para bulunan torbayı kaybeder. 20 dakika sonra patronu parayı almak için gelecektir. Eğer Manni parayı bulamazsa, ölecektir. Lola kafasını çalıştırmaya başlar. 20 dakikada 10.000 DM parayı nasıl bulacak ve Manni'nin yaşamını nasıl kurtaracaktır. Lola'nın aklına bir fikir gelir. Evden koşarak çıkar ve Berlin'in sokaklarında koşmaya başlar. Lola kendi yaşamı Manni'nin yaşamı ve aşkı için koşar... Parayı bir şekilde bir yerde bulur... Lola banka müdürü olan babasından para almaya çalışır... O sırada Manni çılgına dönmüştür. Bu çaresizlik içinde bir süpermarketi soymak tek çare gibi gözükmektedir. Lola sonunda Manni'ye yetişir ve süpermarket'in etrafı bu sırada polislerle çevrilidir. Ve silahlar patlamaya başlar...

Ve bu sonla birlikte gerçek macera başlar. Film aşk hakkında önceden tahmin edilemeyen, cazibeli ve tutkulu bir öyküdür. Filmdeki anlar yaşamı sonsuza kadar değiştirecektir. Bazen 20 dakika bile yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgide farklılık oluşturabilir.

Filme Ait Kısa Notlar

Franka Potente ve Moritz Bleibtreu Alman sinemasının yeni yüzlerinden... Moritz Bleibtreu "Knock' on Heaven's Door"daki Abdul rolüyle herkesin kahramanı oldu. Franka Potente ise "It's a Jungle out here" isimli komedide iyi kızların belki cennete gidebileceklerini ama kötü olanların kesinlikle yaşamlarının ortasında kendilerine düşen görevi yerine getirdiklerini kanıtladı.

Yönetmen Ton Tykwer "Winter Sleepers" isimli romantik polisiyeden sonra hızlı ve kalıp dışı bir filmle herkesi heyecanlandırıyor. Aşk, ölüm ve yaşam temalarının etrafında dönen film, Heino Ferch, Herbert Knaup, Joachim Krol ve Nina Petri gibi Alman sinemasının usta oyuncularıyla birlikte başarılı yeni oyunculardan Potente ile Bleibtreu'yu da bu filmde biraraya getirmiş.

Aynı zamanda bu proje için ödülü kameraman Frank Griebe de kendi yetenekleriyle sinemanın bütün olanaklarını birleştirdi.

Bu öykü yaşlı olmasına karşın bir kadar da genç! Aşkın kendisi gibi... Sahneler güçlü ve dinamik... "Run Lola Run" 1990'ların sonlarındaki yaşamın heyecanının aktarıyor... Film tutarlı, yenilenen ve nefes kesen bir soluğa sahip...

Oyuncular ve Film Yapımcıları

Franka Potente (Lola): Bu filmin asıl kahramanı saf hareketten oluşuyor...

"Run Lola Run"da Franka Potente sadece koşmuyor. O, Berlin sokaklarında sürat koşusu yapıyor, yarışıyor, fırlıyor, acele ediyor, neredeyse uçuyor. Korku ve delice bir umutla o çok sevdiği arkadaşı Manni'yi kesin bir ölümden korumaya çalışacaktır. Franka Potente "It's a Jungle out here" (1995 yapımı ve Hans Christian Schmid yönetti) isimli yeni filmde oynayarak Alman sinemasının en heyecan verici yüzlerinden biri oldu. "It's a Jungle out here" isimli filmde oynadığı Anna rolüyle Bavyera Film ödüllerinde genç yetenekler dalında ödüllendirildi.

24 yaşındaki aktrist Münih'te bulunan Otto Falckenberg Schule ile New York'taki Lee Strasberg Theater Institute'ta çalıştı. 1997 yılında Doris Dörrie'nin "Am I Beautiful" ve Urs Eggers'in "Opernball" isimli çalışmalarında yer aldı. Ve ardından Lola oldu ve koşmayla başladı.

Moritz Bleibtreu (Manni): Yaşam hızlı... Moritz Bleibtreu "Knockin on Heavens's Door" isimli filmde iki adam tarafından kovalanan sadece yaşaması için bir kaç günü olan Abdül isimli gangsteri oynadı. "Run Lola Run"da ise, Manni isimli bir kahramanı oynuyor. Ve bir kez daha yaşaması için az zamanı vardır. Moritz Bleibtreu 27 yaşında... Paris, Roma ve New York'ta oyunculuk dersleri aldı. Hamburg Schauspielhaus'da "Romeo ve Juliet" ile Thaila Theatre'da bir Jürgen Flimm yapımı olan Richard III'te rol aldı. Moritz Bleibtreu'nun "Knockin on Heaven's Door" ile başlayan sinema macerasında bu filmle 1997 yılında Lubitsch ödülünü kazandı. Moritz Bleibt şu aralar yönetmenliğini Bakhtiyar Chudojnazarov'un yaptığı ilk uluslararası filmi 'Mondvater'i çevirmektedir.

Tom Tykwer

(Senaryo yazarı ve yönetmen)

Tom Tykwer 1965 yılında Wuppertal'da doğdu. Alman sinemasının en yaratıcı yönetmenlerinden biri... Tutkulu bir sinema seyircisi...

11 yaşında ilk filmini super 8 formatında çekti.

Senaryo danışmanı olarak çalıştı. Aki Kaurismaki, Wim Wenders, Peter Greenaway ve Lars Von Trier gibi sevdiği yönetmenlerin portrelerinden oluşan tv programları yaptı.

1993 yılında "Deadly Maria" isimli ilk filmini çekti. Wolgang Becker ile birlikte senaryosunu yazdığı "Life is all you get" ile Almanya'nın bir çok eyaletinde film ödülleri aldı. Daha sonra bu filmi 1997 yılında romantik polisiye tarzındaki "Winter Sleepers" isimli film izledi. Yönetmenin bu çalışması uluslararası basın tarafından övgü ile karşılandı.

Temposu düşmeyen koşu

Önümüzdeki haftalarda gösterime girecek "Run Lola Run" ve gelecek haftalarda gösterime girecek olan "Deney "filmi, Amerikan filmlerine odaklanmış Türk sinemaseverlerin çağdaş Alman sinemasını yakından tanımasını sağlayacak.

Run Lola Run'un orjinal fikri nasıl doğdu?

Ben her zaman bir görüntü ile işe başlarım. Kafamda bir imge vardır. Ve bunu hareketlendirmeyi isteyerek başlarım ve filmi yaptıktan sonra bu durumun dışına çıkarım. "Run Lola Run"da, bir kadının (medium close up kamera açısında) koşmasıydı. Bence film yapanlar dinamik bir film yapmayı çok istiyorlar. Bu yüzden de aksiyon filmleri çok popüler çünkü bu filmlerde hız duygusuyla karşılaşıyorsunuz... Bu filmde de dinamizm ve patlayıcı şeyler var. Ayrıca film duygular da taşıyor... Koşan insan yanına tüm patlayıcıları, dinamikleri ve duyguları alıyor. İnsan bir yerden bir yere doğru harekete geçtiğinde, o zaman zarfında yaşadığı ümitsizliği ya da mutluluğu ifade etmektedir. Ben "Run Lola Run" ile seyircileri yakalamayı, onları filme doğru çekmeyi ve onların atlıkarınca gibi bir döngü yaşamalarını istedim. Ben hızın süslenmemiş zevkini ve onun getirdiği şansı filmde vermek istedim. Filmin sonunda vahşi sonucu kovalıyorsunuz...

"Deadly Maria", "Winter Sleepers" ve "Run Lola Run". Son filminiz "Run Lola Run"un diğer filmlerinizle ne gibi bir ilişkisi var?

Benim üç filmim de oldukça farklı... Fakat hepsinde kendimi tanımaya devam ediyorum... Bazı elementlerin su yüzüne çıkması benim ilgimi çekiyor. Mesela zamanın ve onun manipüle edilişi... Dramatik zaman yaratılmasındaki prensipler bence film yapımının en ilginç yönlerinden biri... 20 dakikada ya da 20 yılda ne olacağı konusunda bağlantı kurabilir ve tahminler de bulunabilir. "Run Lola Run" benim için devam eden bir yolculuk gibi... Biz filmde izleyicilere Lola'nın bir çok seçeneği olduğunu gösteriyoruz. Bu sadece 20 dakika ile sınırlı değil... İzleyiciler zaman sınırını duygusal anlamda aşıyorlar ve film ilerledikçe Lola'ya sempati duymaya başlıyorlar.

Soru: "Run Lola Run" görsel olarak nasıl tasarlandı?

Cevap: Filmin storyboard'u en ince ayrıntısına kadar tasarlandı. Çünkü bir sürü detayı içinde bulunduruyordu. Hangi sahnede hangi kişi tam olarak nerede olmalı gibi sorunlar vardı? Kamera filmde neyin önemli olduğunu nasıl göstermeliydi? Ve en başta biz belirli bir zaman aralığında -aynı gün içerisinde- bir öykü anlatmak zorundaydık. Bu şu demek oluyor havanın ve ışığın birbirinin aynı olması demek...

Bizi en fazla çılgına döndüren durum ise, çekimler boyunca saatlerin ilerlemesiydi -bazı sahnelerde saat 12'ye 6 kalırsa ne olur? 12'ye 7 kalırsa ne olur tartışmasıyla geçti. Peki ya 12'ye 5 kalırsa? Filmdeki devamlılık için insanlar çok çalıştı. Görsel fikrin hazırlık aşamasında bu çok önemliydi. Çünkü senaryoda çok fazla teknik detay vardı.

"Run Lola Run"da müziğin önemli bir rolü var. İki müzisyenle birlikte çalıştınız?

"Winter Slepppers" filminde olduğu gibi, "Run Lola Run"ın müzikleri için Johnny Klimek ve Reinhold Heil ile çalıştım. Birisinin benim filmim için müzik yapma fikri olması sanki bir kabus.

Yanlış müzik seçimiyle her şey tamamiyle değişebilir. Müzik filmi çok iyi hale getirir, bazen de iyi olan filmi kötüye de çevirir. Çünkü müzik her şeyi yoğunlaştırır. Şunu anlatmak istiyorum "once upon a time in the west"i müziksiz düşünün. Müzik ve görüntü filmde eşittir. Bence yazmanın ve kurgu amacıyla kesmenin müzikal anlamda görevleri o kadar aşikar ki, filmin soundtrack'ına gözüm gibi bakmak zorundayım. Biz filmdeki tekno müzikte bir standard olmasını istemedik. "Run Lola Run" soundtrack'ında kayıtlar ilk olarak pop kaydı olarak yapıldı. Bu gerçek anlamda bir dans kaydıydı...

Filmi kurarken, karşılaştığınız en büyük mücadele neydi?

Montaj aşamasında en önemli şey, zamanlamaydı. Çünkü film hızlı çekimlerden oluşuyor. Seyircilere zaman verip, onların izlediklerini anlamaları için zaman verilmeli... Yaratıcılık üzerine konuşursak, benim için en büyük fırsat aksiyonları bölen zaman içindeki sıçramalar değildi. Geçişlerin birbirini içine geçişini sağlamaktı. Böylece izleyiciler bir sahneden diğerine geçerken duygusal anlamda bağlılıklarını bozmamaktı. "Lola" ve "Manni"nin sekansları 35mm olarak çekildi. Diğer çekimlerde sentetik ve suni dünyayı anlatmak için video kullanıldı. Lola ve Manni'nin dünyalarının tıpkı filmlerde olduğu gibi mucizeler oluyor. Filmin görüntüsü doğru diğeri ise (video görüntüleri) yanlıştı. Lola video görüntülerine doğru koşarken artık izlenen filmdir...

Filmdeki her bir düzeyin kendine ait bir bakışı var.

Öyleyse "Run Lola Run" yeni tip bir film?

Sadece dışsal olarak öyle... Hikayenin anlatım yolunu değiştiremezsiniz. Klasik dram prensiplerine göre, bunun da fonksiyonları var. Ama "Run Lola Run" için durum biraz farklı... Film boyunca büyük ve tutkulu aşkın yanısıra aksiyonun prensiplerini ve misyonunu görüyorsunuz.


Sayı 15
 
SİNEMA


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED